Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10141 E. 2025/16816 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10141
Karar No
2025/16816
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/241 E., 2021/661 K.

Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalılar ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.12.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.05.2007 tarihinde davacılardan ...'ye ait olup diğer davacı ...'nin sevk ve idaresinde bulunan araca davalılardan ...’ın sevk ve idaresindeki kamyonun % 100 asli kusurlu olarak çarpması sonucu maddi zarar oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 6.000,00 TL tazminatın davalıların tamamından müteselsilen tahsiline, faizin kaza tarihinden itibaren işletilmesine ve en yüksek faize hükmedilmesine (avans faizi), sigorta şirketlerinin poliçe ile sınırlı ve ödemesi düşüldükten sonraki bakiye ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde kendisine ait aracı kullanan ...'ın kusuru bulunmadığını, davacıya ait aracın sinyal vermeden kendilerine ait aracın önüne geçmesi ve aşırı hız sebebi ile arkasında seyir halinde olan kendisine ait aracın ona çarpmak zorunda kaldığını, hatta bu sırada davacıya ait aracın kendini toparlayamayarak yan şeride geçtiğini ve davalı ... ait araca çarptığını, her ne kadar kaza tespit tutanağında arkadan çarpma nedeni ile kendilerine %100 kusur atfedilmiş olsa bile kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olaya sebebiyet verdiği iddia edilen 07... plakalı vasıtanın davalı şirket nezdinde 43011892 sayılı poliçe ile mecburi mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olup bu poliçe gereği davalı şirketin sorumluluğunun limitle sınırlı olduğunu, sigortacının sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; 34... plakalı aracın 01.02.2007/2008 vadeli F-23035-123197 sayılı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, poliçede verilen maddi teminatın 6.000,00 TL olduğunu, poliçede teminat limitinin gösterilmesinin bu rakamın mutlak ve otomatikman ödeneceği anlamına gelmediğini, sigortacının sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen yazılı herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemece, davalılar ... ve ... Sigorta aleyhine açılan davanın reddine; 14.937,45 TL değer kaybının 14.05.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacı ...'ye verilmesine; 2.000,00 TL kiralama bedeli ile ilgili karar tayinine yer olmadığına (... tarafından yapılmış fazla ödeme mahsup edildiğinden); 1 günlük işgücü kaybı ile ilgili tazminat talebi ile ilgili davacı ...'nin taleplerinin ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.03.2016 tarihli ve 2015/11431 Esas, 2016/2962 Karar sayılı ilamıyla; "... ZMSS şirketi, kaza sonucu meydana gelen gerçek zarardan azami poliçe limitine kadar kusur oranında sorumludur. Araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek ve doğrudan zararlardandır. Bu durumda davalı ... A.Ş'nin değer kaybı giderinden, diğer davalılarla birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilerek sadece davalılar işleten ve sürücünün sorumluluklarına karar verilmesi doğru değildir... Davalı ... A.Ş., zarara neden olan davalı ...'a ait aracın trafik sigortacısıdır. Davacıya ait aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, bilirkişi raporunda belirlenen 2.000,00 TL’lik bu kalem zarardan da davalı sigortanın daha önce yapmış olduğu 30.000,00 TL'lik ödemeden mahsubu ile 2.000,00 TL kiralama bedeli ile ilgili karar tayinine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir... Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın, sigorta teminatının kapsamını belirleyen 1. maddesine göre, bu tür sorumluluk sigortasını yapan sigortacı, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı hadlere kadar temin etmekle yükümlüdür... Davalı ... A.Ş, kazaya karışan aracı hem Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile hemde Kasko ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri ile teminat altına almış olup, ZMMS poliçesinde teminat limiti araç başına 5.750,00 TL, ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi teminat limiti ise kaza başına maddi 25.000.00 TL'dir. Davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 16.11.2007 havale tarihli beyanında davalı ... tarafından hasar bedeli olarak taraflarına 30.000,00 TL ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 22.09.2011 tarihli raporda araçta meydana gelen hasar miktarının 25.860,00 TL, değer kaybının ise 14.937,45 TL olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, İMSS teminatı, ZMSS teminatını aşan kısım yönünden devreye gireceğinden, mahkemece hasar bedeli ve değer kaybı yönünden meydana gelen 40.797,45 TL zarar bedelinden davalı ... tarafından ödenen 30.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.797,45 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilinin kararın düzeltilmesi istemi de Dairece reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemece, davalı ... ile ilgili davadan feragat edildiğinden onunla ilgili davanın feragat nedeni ile davalı ... Sigorta ile ilgili davanın ise kusursuz olduklarından reddine, 14.937,45 TL değer kaybının 14.05.2007 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine (sigorta şirketinin limitle sorumlu tutulmasına), 2.000,00 TL kiralama bedelinin davalılar ... ve ...'dan 15.05.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, işgücü kaybı ile ilgili tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin, 24.02.2020 tarihli ve 2018/1439 Esas, 2020/1112 Karar sayılı ilamıyla "... Mahkemece uyulan Dairenin bozma ilamında; davalı ... A.Ş, kazaya karışan aracı hem Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile hemde Kasko ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri ile teminat altına almış olup, ZMMS poliçesinde teminat limiti araç başına 5.750,00 TL, ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi teminat limiti ise kaza başına maddi 25.000.00 TL'dir. Davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 16.11.2007 havale tarihli beyanında davalı ... tarafından hasar bedeli olarak taraflarına 30.000,00 TL ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 22.09.2011 tarihli raporda araçta meydana gelen hasar miktarının 25.860,00 TL, değer kaybının ise 14.937,45 TL olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, İMSS teminatı, ZMSS teminatını aşan kısım yönünden devreye gireceğinden, mahkemece hasar bedeli ve değer kaybı yönünden meydana gelen 40.797,45 TL zarar bedelinden davalı ... tarafından ödenen 30.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.797,45 TL'nin davalılar ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamına uygun olmayan usuli kazanılmış hakkı bertaraf edecek biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilinin kararın düzeltilmesi istemi de Dairece reddedilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davalı ... ile ilgili davadan feragat edildiğinden işbu davalı ile ilgili davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... Sigorta ile ilgili davanın işbu davalının kusursuz olması nedeni ile esastan reddine, 14.937,45 TL değer kaybının 14.05.2007 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine (sigorta şirketinin limitle sorumlu tutulmasına), 10.797,45 TL değer kaybının 14.05.2007 tarihinden itibaren davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 2.000,00 TL kiralama bedelinin davalılar ... ve ...'dan 15.05.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin iş gücü kaybı ile ilgili tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; iş gücü tazminatı talebinin reddi (6 no'lu hüküm fıkrası) ile araç değer kaybının 22.09.2011 tarihli bilirkişi raporunda 8.250,00 Euro olarak hesaplanmış olması (güncel değer: 128.700,00 TL) ve kararın güncel kur üzerinden değil 15.07.2007 tarihli dava tarihindeki kur üzerinden karara bağlanmış olması (3 ve 4 no'lu hüküm fıkrası) sebebiyle kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; şirketin yapmış olduğu ödeme neticesinde limiti tükendiğinden, araçtaki değer kaybından sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını, davacı davasını ıslah ederken diğer iki davalı için ıslah edip davalı şirket için ıslah etmediğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/1439 E. 2020/1112 K. Sayılı ilamında, “bakiye 10.797,45. TL’nin davalılar ... ve ... yönünden karar verilmesi gerekirken “ diyerek gerekçeli kararın davalı lehine bozulduğunu, mahkemenin “ 14.937, 45. TL değer kaybının 14.5.2007 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ...’dan tahsiline, 10.797,45 TL değer kaybının ise 14.5.2007 tarihinden itibaren davalılar ... ve ...’dan tahsiline karar verilerek mükerrer tahsilata neden olunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bozmaya uyulduğunu ancak hükümde mükerrer tahsilata sebep verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu davacıların işleteni ve sürücüsü olduğu araçta oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve davacı ... için iş gücü kaybı tazminatı talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar ... vekili ile ... Sigorta AŞ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Öncelikle bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmakla, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğup doğmayacağı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve 1988/89 karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmakta ve bazı istisnaları bulunmaktadır. a) Mahkemenin görevi ile ilgili usulî kazanılmış haktan sözedilemez. b) Yargıtay'ın bozma kararından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı'nın çıkarılmış olması da usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. c)Karar henüz kesinleşmeden geçmişe etkili olarak çıkarılan bir kanun hükmü de usulî kazanılmış hakkın istisnasını oluşturur. d)Bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptâl edilirse iptâl edilen kanun hükmü usulî kazanılmış hakka aykırı olsa bile uygulanacak öncelik usulî kazanılmış hakta değil Anayasa Mahkemesinin iptâl kararında olacaktır. e)Usulî kazanılmış hakkın bir diğer istisnası ise kesin hükümdür. Bozmadan sonra usulî kazanılmış hak ile kesin hüküm çelişiyorsa öncelik usulî kazanılmış hak da değil, kamu düzeninden sayılan ve dava şartı olarak re'sen nazara alınması gereken kesin hükümdedir. f)Kamu düzenine aykırılıkta usulî kazanılmış hakkın istisnalarından bir diğeridir. g)Nihayet, son olarak; Yargıtayın kararı her türlü yorumun, hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında, açıkça ve tartışmasız şekilde başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıkta maddi hataya dayalı ise ve onunla sıkı sıkıya bağlı olduğu halde de usulî kazanılmış hak ilkesi uygulanmayacaktır. Yargıtay tarafından dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde açık ve tartışmasız bir maddi hata yapması halinde bu hata usulî kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, bir belgede yer alan hükmün yok sayılması, olmayan bir hususun tam aksine var sayılması, taşınmaz satış tarihinin veya noterden gönderilen belgenin tarihinin belgelerdekinin aksine yanlış belirlenmesi gibi hallerde maddi hatanın varlığı kabul edilerek, bu yöndeki bozmalar usulî kazanılmış hak doğurmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her ne kadar bozma ilamında davacıya 30.000,00 TL ödendiği kabul edilmişse de bizzat davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme dekontları ve yazılı beyanlardan, davacıya yapılan ödemeler toplamının 25.860,00 TL olduğu anlaşılmakta olup bu durum bozmayı gerektirmektedir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalılar ... vekili ile ... Sigorta AŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... vekili ile ... Sigorta AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (4) ve (10) nolu bentlerinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ... Sigorta AŞ'ye iadesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10141, K. 2025/16816, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-10141-e-2025-16816-k-c47117ca49d1