Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25555 E. 2022/16256 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25555
Karar No
2022/16256
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 06.12.2022 Salı günü taraflar adlarına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili; 15.09.2015 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanarak %17 oranında malul kaldığını, karşı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuru sonucu 10.06.2015 tarihinde yapılan 16.271,00 TL ödemenin gerçek zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; yapılan ödeme ile poliçeden kaynaklı yükümlülüğün yerine getirildiğini, davacının kalıcı maluliyeti bulunup bulunmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevki gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; dosyanın 03.10.2019 tarihli celsede 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 150. maddesine göre işlemden kaldırıldığı, davacı vekili tarafından yenilenmesi üzerine davanın kaldığı yerden devamına karar verildiği, davacı vekili tarafından 20.10.2020 tarihli celsenin mazeretsiz olarak takip edilmemesi nedeniyle HMK’nın 150. maddesine göre dosyanın 2. kez işlemden kaldırıldığı, dosyanın basit yargılamaya tabi olduğu gerekçesiyle, HMK’nın 150/6. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin 19.10.2020 tarihinde verdiği dilekçenin bekletme talebi içerdiği, duruşma gününün başka bir güne ertelenmesi için mazeret talebini içermediği, duruşma saati geçtikten sonra duruşmaya başlanmasına karşın davacı vekilinin hazır olmadığı, ilk derece mahkemesince davacı vekili hazır olmadığından dosyanın işlemden kaldırılması ve akabinde basit yargılamaya tabi davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, sigorta şirketine karşı açılan yaralamalı trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davanın ticari dava niteliğinde ve çekişmeli yargı işi olduğu sabittir. Davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. HMK’da iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı (m. 118-186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleridir. Basit yargılama usulünün temel özelliği, bir kısım yargılama aşamalarının kısaltılmış ve hızlandırılmış olmasıdır. Kanun koyucu açıkça bir dava veya işi basit yargılama usulüne tabî kılmadıkça uygulanacak yargılama usulü, yazılı yargılama usulüdür. Yani kural, bir davanın yazılı yargılama usulüne tabî olması iken istisnaen bazı dava ve işler basit yargılama usulüne tabîdir. HMK’nın “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” başlıklı 316. maddesinde, basit yargılama usulünün kanunlarda açıkça belirtilenler dışında hangi dava ve işlerde uygulanacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/2. maddesi; “(değişik 28.02.2018-7101/61 md) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 21.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır” şeklindedir. Değere bağlı olarak ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı hükmü 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle gelmiş olup, ilk halinde bu parasal sınır 100.000,00 TL iken, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle 500.000,00 TL olmuştur. İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi yazılı yargılama usulüne tabi davalar için HMK’nın 150 ve basit yargılama usulüne tabi davalar için HMK'nın 320. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 150/6. maddesinde; "İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.” hükmü, aynı Kanunun 320/4. maddesinde; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." hükmü yer almaktadır. Kanun’un bu hükümleri emredici nitelikte olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, mahkemece re’sen uygulanmalıdır. Somut olayda; davacının 03.10.2019 tarihli duruşmaya katılmaması nedeniyle HMK’nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının 05.10.2019 tarihli yenileme talebi üzerine yeniden duruşma günü verildiği, davacının 20.10.2020 tarihli duruşmaya katılmaması üzerine dosyanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca yeniden işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin celsenin yeniden açılmasına yönelik talep dilekçesi üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın basit yargılamaya tabi olduğu ve dosyanın ikinci kez işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava, yazılı yargılama usulüne tabi olup, en fazla iki kez takipsiz bırakılabilir. Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 200,00 TL maddi tazminatın tahsili talebinde bulunmuş, yargılamada talebine ilişkin bir üst sınır da belirlememiştir. Davanın niteliği gereği basit yargılamaya tabi olmadığı ve buna bağlı olarak HMK’nın 320/4. maddesi değil, HMK’nın 150/6. maddesinin uygulanması gerektiği açıktır. HMK’ın 150/6. maddesi hükmü gereğince ise, davanın iki kez yenilendikten sonra 3. kez takipsiz bırakılması halinde açılmamış sayılmasına karar verileceği açıktır. Şu halde, davada ilk yenilemeden sonra ikinci yenileme talebi kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davanın basit yargılama usulüne tabi olup ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 06.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25555, K. 2022/16256, T. 06.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25555-e-2022-16256-k-e0ad6e2398b7