Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24628 E. 2023/3043 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/24628
Karar No
2023/3043
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/643 E., 2021/601 K. SAYISI : 2021/İHK-26834 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne/İtirazın kısmen kabulü ile başvurunun kısmen kabulü SAYISI : 2021/78876 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ile davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının kabulüne, davalının itirazının kısmen kabulü ile başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) olmayan araçta yolcu konumunda olan davacının aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralandığını belirterek şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile 600,00 TL adli rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile 38.990,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olarak belirlemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ödeme yapıldığını, bakiye alacağının kalmadığını, davacının kusurlu araç sürücüsünden tazminat aldığını, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini, alacağın temliki nedeniyle temlik edilene davanın ihbar edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından davalının sorumlu olmadığını, müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, adli rapor ücretinden davalının sorumlu olmadığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamada ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. ... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne, 38.990,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 600,00 TL adli rapor ücreti olmak üzere toplam 40.590,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri 1.Davacı vekili itiraz dilekçesinde; 600,00 TL tutarındaki adli rapor ücretinin asıl alacak olarak değil yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. 2. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; usule uygun başvuru olmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacıya ödeme yapıldığını, bakiye alacağının kalmadığını, davacının kusurlu araç sürücüsünden tazminat aldığını, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini, alacağın temliki nedeniyle temlik edilene davanın ihbar edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından davalının sorumlu olmadığını, sürücü belgesiz kişinin aracına binmekten ve emniyet kemerinin takılı olmamasından dolayı müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, adli rapor ücretinden davalının sorumlu olmadığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun da hatalı olduğunu, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamada ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, temerrüt olmadığından dava tarihinden itibaren faizin başlayacağını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının itirazının kabulüne, davalının itirazının hatır taşıması yönünden kısmen kabulü ile başvurunun kısmen kabulü ile 39.990,00 TL'nin 17.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar ...'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usule uygun başvuru olmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacıya ödeme yapıldığını, bakiye alacağının kalmadığını, davacının kusurlu araç sürücüsünden tazminat aldığını, bu miktarın mahsup edilmesi gerektiğini, alacağın temliki nedeniyle temlik edilene davanın ihbar edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından davalının sorumlu olmadığını, sürücü belgesiz kişinin aracına binmekten ve emniyet kemerinin takılı olmamasından dolayı müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, adli rapor ücretinden davalının sorumlu olmadığını, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun da hatalı olduğunu, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamada ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, temerrüt olmadığından dava tarihinden itibaren faizin başlayacağını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ... bulunmayan aracın karıştığı 03.08.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) 48/1 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları . 3. Değerlendirme 1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup Hakem Heyetince teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. MÖHUK 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle davalı yararına re'sen bozulması gerekir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.03.2023 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Ülkemizin taraf olduğu 1951 tarihli Cenevre sözleşmesi 16. maddesi “1. Her mülteci, bütün Taraf Devletler’in topraklar üzerindeki hukuk mahkemelerine serbestçe ve kolayca başvurabilecektir. 2. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu Taraf Devlette, adli yardım ve teminat akçesinden muafiyet dahil, mahkemelere müracaat bakımından vatandaş gibi muamele görecektir. 3. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu ülkenin dışındaki Taraf Devletlerde, o ülkelerin vatandaşlarına 2. fıkrada bahsedilen konular hakkında yapılan muamelenin aynından istifade edecektir.” hükmünü içermektedir. Ne varki ülkemize göç eden Suriyeli göçmenlerin hukuksal statüleri, mülteci ve sığınmacı konumunda olmayıp “Geçici koruma statüsü'nde olduklarından MÖHUK 48/1 inci maddesinden doğrudan yararlanmaları mümkün değildir. Ancak bu kişiler AHİM kararlarında da sıkça yer alan “kırılgan grup“ olarak ifade edilen kişiler kapsamında değerlendirilmelidir. (MSS/Yunanistan/Belçika kararı) Geçici koruma statüsündeki kişiler, ev sahibi ülkenin diline hakim olmadıkları gibi, kendilerine destek olacak bir yapıda bulunmamakta, toplam hayatına katılmaları, büyük oranda devletin katkısı ile mümkün olmaktadır. Uluslararası koruma altına alınan bu kişiler, mülteciler gibi ve hatta onlardan daha fazla kırılgan, imkanları sınırlı, savunmasız ve özel korumaya muhtaç kimselerdir. Maddi durumları da dikkate alındığında, geçici koruma altındaki kişilerden teminat alınması, dava açma hakkının orantısız bir şekilde sınırlandırılması, dolayısı ile mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuç doğmasına neden olacaktır. Somut olayda, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davacının Suriye vatandaşı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, geçici koruma statüsündeki davacıdan teminat alınmaması gerektiğinden, davalının bozma sebebine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/24628, K. 2023/3043, T. 07.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-24628-e-2023-3043-k-de498ea986e2