Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21258 E. 2024/2355 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21258
- Karar No
- 2024/2355
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/753 E., 2021/1199 K. DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.11.2016 HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin kabulü ile Hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/522 E., 2018/509 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın davalı ...’dan İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün 2016/32660 Esas sayılı dosyasından alacaklı olup davalı hakkındaki icra takibinin kesinleştiğini, davalı aleyhine girişilen icra takibinde borcu karşılamaya yeter, mal, hak ve alacağa rastlanmadığını, böylelikle takibin semeresiz kaldığını, ancak borçlu ...'ın adına kayıtlı İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesi 870 ada 13 parselde kayıtlı 4. Kat 7 bağımsız bölüm olan 1/3 hissesini 12.01.2016 tarihinde 800.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'a devrettiğini, söz konusu taşınmaz devrinin alacağın doğumundan sonra alacaklıları ızrar ve mal kaçırma kastı ile yapıldığını belirterek İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca davalılar arasında gerçekleştirilen taşınmazın devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hissesini kardeşine bedeli karşılığında devretmesinin sadece kardeş ilişkisi olması gözetilerek bağışlama olduğu şeklinde değerlendirme yapılmasının yanlış olduğunu, taşınmazdaki hissenin müvekkili tarafından kardeşine satış suretiyle devri işlemini engelleyen bir hüküm olmadığını, hisse bedeli için 800.00,00 TL aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın müvekkilinin annesinden intikal eden bir taşınmaz olduğunu, müvekkilinin kardeşinin borcu olup olmadığını bilmediğini ve bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceğini, ...'dan bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK.278-maddesine dayalı ivazsız tasarrufların butlanı için, tasarruftan itibaren en geç 2 yıl içinde haciz yapıldığı, bu nedenle İİK 278 maddesine dayanarak açılan davanın süresinde olduğu, davalı borçlu ile aleyhine tasarruf yapılan davalı ...'ın kardeş olduğu, be nedenle misli fark olup olmadığı gözetilmeksizin ve bedelin tamamen ödenmiş olduğu iddiası dinlenmeksizin taraflar arasında yapılan tasarrufun bağış niteliğinde olduğu ve İİK 278 maddesi gereğince iptali şartlarının oluştuğu, davanın İİK 280 maddesi gereğince de süresinde olduğu, davalı borçlu ile davalı lehine tasarruf yapılanın kardeş olması sebebiyle ...'ın davalının zarar verme kastı ile mal varlığını devrettiğini bilebilecek durumda olan kişilerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul ... ... mahallesi 870 ada 13 parsel 4. Kat 7 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ...’ın el birliğiyle malik olduğu hissesinin ...’a satışına ilişkin 12.01.2016 tarih 1017 yevmiye numaralı tasarrufunun; İstanbul 34 İcra Müdürlüğü'nün 2016/32660 sayılı takip dosyası yönünden takip dosyasındaki asıl alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere iptaline, davacı alacaklıya iptal edilen tasarruf üzerinden icra takip dosyasındaki asıl alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; tarafların kardeş olmasının tasarrufun iptali sonucunu doğurmayacağını, müvekkili ve kardeşinin taşınmazdaki hisselere sahip olmasının miras yolu ile olduğunu, diğer davalı kardeşin taşınmazdaki müvekkilinin hissesini bedeli karşılığında taşınmazın annesinden kalması nedeniyle satın aldığını, Anayasa Mahkemesince İİK.nun 278 inci maddesindeki düzenlemenin iptal edildiğini, bu karar dikkate alındığında kardeşler arasında yapılan tasarruf işleminin iptalinin söz konusu olamayacağını ve mahkemenin kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin taşınmazdaki hissesini kardeşine devrederken hisse bedeli için 800.000,00 TL aldığını, burada ne bedelsiz bir satış ne de bedelden daha düşük yapılmış olan bir satış işlemi olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin annesinden kalma taşınmazın maliki olmak istemesi sebebiyle 1/3 hissenin bedelini rayiç değerinin de üzerinde bir bedel ödemek suretiyle satın aldığını, diğer 1/3 hisse sahibi kardeşine ortaklığın giderilmesi davası açtığını, mahkemenin mirasen intikal eden hisse sahipleri kardeşler arasındaki satış işlemini sırf kardeşler arasında işlem yapıldı diye iptali etmesi ve başkaca bir hususu sorgulamamasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin diğer davalı ile davacı arasındaki kredi sözleşmesini bilmek gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, satışın zarar verme kastı ile yapılmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarih, 2018/9 Esas ve 2018/84 Karar sayılı iptal kararının bağlayıcı olduğu, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesince; borçlu ile devralan 3. şahıs davalı ...'ın kardeş olması nedeniyle tasarrufun bağışlama sayılacağına ilişkin kabulünün açıklanan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında yerinde olmadığı gibi, tasarrufun iptali için tasarrufun taraflarının neseben akraba olmasının yeterli olmayacağı, taşınmazın tapudaki devir bedeli ile gerçek bedeli arasında misli fark bulunmadığı, devir işleminin alacaklılara zarar verme kastı ile yapıldığına dair iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar ... ile ... vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin HMK.nun 353/1-b/2 madde hükmü gereğince kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa’nın 153’üncü maddesinde öngörüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doğacağını, gerek dava açıldığı tarihte gerek karara bağlandığı tarihte gerekse de istinaf yoluna başvurulduğu tarihte mevcut olmayan bir kanun maddesinden kaynaklı olarak davacı bankanın haksız kabul edilmesi ve kazanılmış hakkının geri alınmasının hukuki güvenlik ve adalet ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, dava konusu tasarruf işleminin İİK'nun 280 inci maddesi gereğince de iptale tabi olduğunu, tasarruf işleminin taraflarının kardeş olmaları sebebiyle devralan davalının borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen kıymetlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır. Alacaklı tarafından açılan böyle bir dava ile cebri icra yolunun tamamlanması amaçlanır. Açılan dava kanıtlandığı takdirde tasarruf tamamen iptal edilmez. Sadece dava konusu mal borçlunun mal varlığından hiç çıkmamış addedilerek, alacaklı bu malı haczettirerek sattırıp, satış bedelinden alacağını elde etme olanağını bulur. Dolayısıyla, tasarrufun iptali sadece, bu davayı açan alacaklının, kendisini zarara uğratmak kastıyla hareket eden borçludan cebri icra yoluyla alacağını tahsiline olanak sağlayan bir yoldur. Dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmaz hissesinin tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli bir fark olmadığı sabittir. Davalı borçlu ile üçüncü kişinin kardeş olduğu ve dava konusu taşınmazda hissedar oldukları da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 11.7.2018 tarih, 2018/9 E 2018/84 Karar sayılı dosyada 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 278 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “...neseben veya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline; (2) numaralı bendinin ise Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiş, iptal kararı 15.08.2019 tarihli Resmi Gazete de yayınlanmış ve istinaf incelemesi sırasında yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda somut olayda İİK’nun 278/3-1 maddesinin uygulama olanağı olmamakla birlikte İİK’nun 280/1 inci maddesi gereğince, davalı borçlunun kardeşi olan ve dava konusu taşınmazı ondan devralan davalı ...'ın borçlunun mali durumunu ve alcaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Bu madde kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.