Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21206 E. 2023/12576 K. – Rücuen Tazmina
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21206
- Karar No
- 2023/12576
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/997 Esas – 2021/1049 Karar HÜKÜM/KARAR : Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü/ Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; dava dışı bebek Zurlu'ya gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmaması sebebiyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın yakınları tarafından kurum aleyhine açılan Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 2012/1594 esas, 2015/66 karar sayılı dosyası ile tazminata hükmedildiğini ve yakınlarına 334.910,48 TL ve 22.425,24 TL olmak üzere iki ayrı ödeme yapıldığını, dava dışı bebek Zurlu'ya Adana Devlet Hastanesinde görevli doktor olan davalının, hastayla ilgili arandığında hastaneye gelerek bebeği bizzat muayene etmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu ve davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 334.910,48 TL ve 22.425,24 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini isemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davalı müvekkilinin tedavide hatası ve ihmalinin söz konusu olmadığını, talebin hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vefat eden dava dışı hasta yakınları tarafından idare aleyhine açılan Adana 1. İdare Mahkemesi'nin 14.01.2015 tarih ve 2012/1594 esas ve 2015/66 karar sayılı dava dosyasında davanın kabulüne karar verildiği, ilgili kararın Danıştay temyiz incelemesinden geçerek 13.12.2018 tarihinde kesinleştiği, hükmolunan tazminat bedelinin davacı idare tarafından dava dışı üçüncü kişilere ödendiği, davalının olay tarihinde Adana Devlet Hastanesi'nde Çocuk Hastalıkları Uzmanı olarak görev yaptığı, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulması gerektiği, diğer bir deyişle tazminatı ödeyen davacı idarenin ancak kusuru oranında davalı personeline rücu edebileceği, dosya kapsamına alınan Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu'nun 25.07.2019 tarihli raporunda, adli tahkikat dosyasında kayıtlı bilgiler, olayın gelişimi, tanık ifadeleri, tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde; hastayla ilgili arandığında hastaneye gelerek bebeği bizzat muayene etmemesi nedeniyle davalı Dr. ...’ın tıbben hatalı olduğu, tıbbi hata oranının 2/8 olduğu, idareye atfedilecek herhangi bir tıbbi hata olmadığının mütaala edildiği, bu suretle davacı idare tarafından dava dışı üçüncü kişilere yapılan 19.02.2015 ve 09.08.2017 tarihli ödemelerden davalının kusuru oranında sorumlu olacağı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl davada 83.727,62 TL'nin ödeme tarihi olan 19.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davada 5.606,30 TL'nin ödeme tarihi olan 09.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya sunulan ve Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporda dava konusu ölüm olayı ile davalının kusurlu eylemi arasında illiyet bağının bulunduğunun belirlendiğini, davalının dava dışı üçüncü kişiye karşı kusurlu davranışı ile Anayasanın 129 uncu maddesi gereğince idare mahkemesinde dava açılmasına ve idare tarafından dava dışı üçüncü şahsa tazminat ödenmesine sebep olarak kamu zararına sebep olduğunu, yerel mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu ölüm olayı ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, dava konusu olaya ilişkin Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan mütalanın dosyaya sunulduğunu, davalıya kusur atfedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusuna konu edilen nedenlerle kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl ve birleşen davada asıl ve birleşen davada davalı doktorun tedavi hatası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle davacı kurum tarafından vefat eden kişinin yakınlarına ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7046 sayılı Kanun) 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na (3359 sayılı Kanun) eklenen geçici 13 üncü maddesi, 7046 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 18. 3. Değerlendirme 1. Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, davalı doktor ...'ın Adana Devlet Hastanesinde Çocuk Hastalıkları Uzmanı olduğu, dava dışı bebek Zurlu isimli hasta yakınları tarafından Adana Devlet Hastanesinde uygulanan tedavide hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine Adana 1. İdare Mahkemesi'nde 2012/1594 esas ve 2015/66 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, asıl ve birleşen davanın, davacı idare tarafından ölenin yakınlarına ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir. 2.Bozma nedenine ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple bozma ilamının kapsam ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.