Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21199 E. 2023/10622 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21199
Karar No
2023/10622
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/990 E., 2021/1048 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/ Davalı ... Vekilinin İstinaf Başvurusunun Reddine / Davalı ...Ş. Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kabulüne/ Davanın Kısmen Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/183 E., 2020/30 K. Taraflar arasındaki trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ...Ş. yönünden davanın usulden reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ün sürücüsü olduğu diğer davalı ...Ş. tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile sigortalanan aracın 14.09.2017 tarihinde yaya olan müvekkiline çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve %9 oranında maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere çalışamadığı süre içerisinde oluşan kazanç kaybına ilişkin 100,00 TL, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri olarak 100,00 TL, sürekli iş göremezlik yönünden 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini; manevi zarar yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiş; bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 87.832,94 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, kazadan sonra müvekkilinin kaçmadığını, çalıştığı okula haber vermek üzere olay yerinden ayrıldığını, davacının maddi ve manevi zararının ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan başvurunun 29.09.2017 tarihinde kendilerine ulaştığını ancak maluliyet raporu, kaza tespit tutanağı ve davacıya ait hesap bilgilerinin başvuruya eklenmediğini, eksik belge ile yapılan başvurunun geçerli olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi gereğince başvuru şartının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun olay tarihindeki yönetmeliğe uygun olduğu, tazminata ilişkin alınan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, bu nedenlerle davacının sürekli iş göremezlik tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği, ancak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumlu olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına bağlı kazanç kaybı ve bakıcı gideri isteminin reddedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile kazanç kaybı ve bakıcı giderine yönelik tazminat taleplerinin reddine, 83.590,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 18.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur dağılımını kabul etmediklerini, kusur raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının 58 yaşında olduğunu, maluliyet raporunda tespit edilen hareket kısıtlılığının kazadan önce de var olup olmadığına dair somut delil olmadığını, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirtmiştir. Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından yapılan başvurunun 29.09.2017 tarihinde kendilerine ulaştığını ancak maluliyet raporu, kaza tespit tutanağı ve davacıya ait hesap bilgilerinin başvuruya eklenmediğini, eksik belge ile yapılan başvurunun geçerli olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi gereğince başvuru şartının gerçekleşmediğini, kusur dağılımını kabul etmediklerini, kusur raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kusur dağılımına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun yerinde olduğu, maluliyet raporunun davacının muayenesi yapılarak ve tüm tıbbi evrakları ile klinik seyri değerlendirilerek olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacının yaralanmasına ilişkin tedavi evraklarını ve hak sahibine ait banka hesap bilgilerini bildirmeden davalı sigortaya başvuruda bulunduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi gereğince usulüne uygun bir başvuru olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesi ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle belirtilen davalı yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine; davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, kazanç kaybı ve bakıcı giderine yönelik tazminat taleplerinin reddine, 83.590,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 18.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından sigortaya 25.09.2017 tarihinde usulüne uygun başvuru yapıldığını, ödeme yapılmaması üzerine eldeki davanın açıldığını, eksik belgelerin yargılama aşmasında her zaman tamamlanabileceğini bu hususun tamamlanabilir dava şartı olduğunu, sigorta yönünden davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; zarardan asli olarak sigorta şirketi sorumlu olmasına karşın eksik belge ile başvuru yapıldığı gerekçesi ile davanın sigorta yönünden reddedilmesinin hatalı olduğunu, kusur dağılımını kabul etmediklerini, kusur raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının 58 yaşında olduğunu maluliyet raporunda tespit edilen hareket kısıtlılığının kazadan önce de var olup olmadığına dair somut delil olmadığını, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan davalı ...'ün sürücüsü olduğu aracın, davacı yayaya çarpıp davacının yaralanması sonucu uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 97 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. Davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için, diğer bir anlatımla davanın esasına girilebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu hususlara dava şartları denir. Dava şartları, davanın açılabilmesi için değil, yargılamanın devamı için gerekli hususlardan olduğundan bir kısım dava şartları tamamlanabilir nitelikte olabilir. Tamamlanabilir dava şartları söz konusu olduğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir. Dosya kapsamından; Bölge Adliye Mahkemesince, davacının sigortaya yapmış olduğu başvuruda, yaralanmasına ilişkin tedavi evraklarını sunmadığı, hak sahibine ilişkin banka hesap bilgilerini bildirmediği ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi gereğince usulüne uygun bir başvuru olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesi ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu hâllerde bu eksikliğin tamamlanabileceği açıktır. Eldeki dosyada da davacının, dava açılmasından önce davalı sigortaya başvuru yaptığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Yargılama aşamasında alınan 08.03.2019 tarihli maluliyet raporunun, davacının muayenesi yapılarak ve tüm tıbbi evrakları ile klinik seyri değerlendirilerek olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere uygun biçimde düzenlendiği, davacıya ait banka hesap bilgileri, 3 aylık döneme ilişkin ücret bilgilerinin ise yargılama aşamasında tamamlanabileceği gözetilerek, davalı sigortanın itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle sigorta yönünden davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekir. 3. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilikte geçen pasif dönem olarak ayrılması, genel kabule göre aktif dönemin 60 yaşında sona ereceğinin kabulünün gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Somut olayda, pasif dönem başlangıcı olarak 65 yaş esas alınmış buna göre hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle pasif dönemin 60 yaşında başlayacağı gözetilerek aynı bilirkişiden ek rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Kararın açıklanan nedenle davalı ... yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına, (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı ... yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalı ...'e iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek suretiyle davaların makul süre içinde bitirilmesi gerekliliği ifade edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin önlemleri almalıdır. Diğer taraftan, Anayasa’nın 142. maddesinde ise “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre kanun koyucu Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla yargılama usulüne ilişkin kuralları belirleme ve bu konuda ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri yapma konusunda takdir yetkisine sahiptir. Uyuşmazlıkların yargı yetkisi kullanan mahkemeler aracılığıyla çözülmesi esas olmakla birlikte her uyuşmazlığın çözümünün mahkemelerden beklenmesi mahkemelerin iş yükünün artmasına ve davaların makul sürelerde bitirilememesine yol açabildiği gibi bu durum tarafların menfaatlerine de aykırı olabilmektedir. Bu itibarla, kanun koyucunun, Anayasa’nın 141 ve 142. maddelerinde düzenlenen yetki ve sorumlulukları kapsamında yargının iş yükünün azaltılması, adalete erişimin kolaylaştırılması ve usul ekonomisinin gerçekleştirilmesi için dava şartları öngörmesi ve alternatif uyuşmazlık yöntemleri benimsemesi anayasal takdir yetkisi dahilinde kabul edilmelidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması da bu kapsamda düzenlenmiş bir dava şartıdır(HMK 114/2). KTK 97. madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılmasıdır. Dava şartı başvurunun yerine getirildiğinin kabul edilebilmesi için başvurunun nasıl ve hangi belgelerle birlikte yapılacağına ilişkin Kanun’da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak düzenlemenin az yukarıda açıklanan amacının gerçekleşebilmesi ve sigorta kuruluşunun sorumlu olup olmadığını, sorumlu ise hangi miktarda sorumlu olduğunu belirleyebilmesi için başvurunun asgari bilgi ve belgeleri içermesi gerektiği benimsenmelidir. Aksi halde yasak savma kabilinden yapılacak başvurular amaca ulaşılmasını engelleyeceği gibi süreci uzatması sebebiyle tarafların menfaatlerine de aykırı olacaktır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın tazminat ve giderlerinin ödenmesi başlıklı B2 maddesinde “sigortacı; hak sahibinin kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu genel şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisini hak sahibinden ya da başka kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu genel şartların ekinde yer alan ve başvuru sırasında sigorta şirketine sunulması gereken belgeler ise “Bedeni Zararlar Sürekli Sakatlık Halinde” (1) 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (2) Hak sahibi gerçek kişiler için T.C kimlik numarası (3) Kaza raporu (4) Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi (5) Hak sahibine ait banka hesap bilgileri olarak belirlenmiştir. Bu şekilde bir düzenleme olmasaydı bile anılan belgelerin hak sahibinin zararı olup olmadığını, varsa zararın kapsamını tayin hususunda gerekli olduğu açıktır. Somut olayda; Davaya konu kaza 10.09.2017 tarihinde gerçekleşmiş, davalı ... şirketine başvuru ise 29.09.2017 tarihinde yani kazadan yaklaşık 19 gün sonra yapılmıştır. Başvuru yapılırken kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile zararın varlığına ve hesaplanmasına ilişkin gerekli diğer belgelerin sunulmadığı, Davalı ... şirketince eksik belgeyle başvuru yapılmasından dolayı ödeme yapılamayacağının, eksik belgelerin tamamlanarak iletilmesi halinde talebin değerlendirileceğinin 05.10.2017 tarihli yazı ile davacıya bildirildiği, buna rağmen yazı gereği yerine getirilmeden kazadan yaklaşık 6 ay sonra dava açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının yaralanması alt ekstremiteye ilişkin olduğundan ve bu arazlar bakımından sürekli iş göremezlik raporu düzenlenebilmesi için iyileşmenin durduğu tarihten itibaren 12 ay geçmesi gerektiğinden başvuru tarihinde hukuki olarak yönetmeliğe uygun sağlık raporu alınmasının da mümkün olmadığı görülmektedir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmış bir sağlık kurulu raporu, kaza tespit tutanağı, hesap bilgileri ve gelir belgesi mevcut olmaksızın yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki düzenlemenin hem lafzına, hem de ruhuna aykırı olduğu açıktır. Dairemiz sayın çoğunluğunca da gerekli belgelerle sigorta şirketine başvurulması dava şartı olarak kabul edilmektedir. Ancak hiç başvuru olmaması halinde bu durumun yargılama sırasında tamamlanabileceği kabul edilmezken, eksik ve hatalı belge ile başvurulmasının tamamlanabileceği benimsenmektedir. Bu görüşe katılma imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava şartına ilişkin her eksiklik şayet tamamlanması caiz ise ancak ait olduğu aşamada tamamlanabilir. Sonraki bir aşamada tamamlanması eksik olduğu aşamadaki sakatlığı gidermez. Sigorta kuruluşuna başvuru aşamasında tamam olması veya tamamlanması gereken belgelerin eğer bu belgelerin mevcudiyeti dava şartının bir unsuru olarak kabul ediliyor ise bu aşamada tamamlanması gerekir. Sigorta kuruluşuna başvuru aşaması geçildikten ve mahkeme aşamasına gelindikten sonra sigorta şirketine usulüne uygun şekilde ibraz edilmesi gereken belgelerin tamamlanması dava şartı eksikliğini gidermez. Bu şekilde dava şartı eksikliğinin tamamlanabileceğinin kabul edilebilmesi için (bizce böyle bir çözüm tarzı da yerinde olmamakla birlikte) yargılamanın durdurulması, eksik olan belgeler tamamlandıktan sonra bu belgelerle birlikte sigorta şirketine başvurması için davacıya (hak sahibine) süre verilmesi, süresi içinde yapılan başvuru sonucunda ödeme gerçekleşmiş ise davanın usulden reddine karar verilmesi, ödeme gerçekleşmemiş ise davaya kaldığı yerden devam edilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekir. Daire çoğunluğunca bir taraftan tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilip öbür taraftan bu dava şartının ilgisiz bir aşamada tamamlanabileceğinin kabul edilmesi çelişkili olduğu gibi hiç başvuru yapılmaması şeklindeki usuli eksikliğin tamamlanamayacağının ancak gerekli belgeler olmaksızın yapılan başvurudaki usuli eksikliğin tamamlanabileceğinin kabul edilmesi de çelişkilidir. Açıklanan tüm bu sebeplerle, başvurunun usulden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğunu düşündüğümden aksi yönde tezahür eden çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21199, K. 2023/10622, T. 11.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21199-e-2023-10622-k-cde660cf4d03