Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21135 E. 2023/10862 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21135
Karar No
2023/10862
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/290 E., 2021/213 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2006 tarihinde Tarlabaşı'ndan Taksim istikametine gitmek üzere yolun kenarında taksi beklerken davalıların sürücüsü, maliki ve sigortacısı olduğu aracın müvekkiline çarptığını, müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin zararı ve tazminat yükümlüsünü Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/245 Esas sayılı dosyasının duruşmasında öğrendiğini, müvekkilinin kazanın etkisiyle komaya girdiğini, 7-8 ay yoğun bakımda kaldığını, müvekklinin vücudunda halen kaza sebebiyle izlerin mevcut olduğunu, kısmen sakat kaldığını, çalışma gücünü sürekli olarak kaybettiğini, ceza dosyasında alınan rapora göre yaşam fonksiyonlarının ağır derecede etkilendiğine ilişkin rapor verildiğini, davada alınan kusur raporuna göre asli kusurun müvekkiline, tali kusurun sürücü davalı ...'a verildiğini, dosyada müvekkilinin kazanın oluşumuna ilişkin ifadesi olmadığını, raporun sanık ve arkadaşının beyanının üzerine alındığını, müvekkilinin sağlığında aşçılık yaptığını, 1.500 TL aylık net maaşının bulunduğunu, davacının iş gücünü ve sağlığını kaybettiğini, müvekkilinin halen çalışamadığını, kazanın müvekkilini manevi yönden de çok üzdüğünü, yaşama sevincini kaybettiğini belirterek öncelikle adli müzaharet taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın 23.10.2006 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 09.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 75.067,22 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından, öncelikle müvekkili şirket aleyhine açılan davanın zamanaşımı yönünden reddini, davaya konu kazaya karışan aracın müvekkili şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kazaya karışanların kusur oranlarının tespiti gerektiğini, yaralanmaya ilişkin olarak tedavi masrafları vb. giderlerin belgelerle ispatının zorunlu olduğunu, kalıcı sakatlık nedeniyle meydana gelen işgücü kaybının oransal olarak tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, rapordan sonra tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin limiti dahilinde gerçek zarar ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranı ile sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılara usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalılarca herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. 19.04.2012 tarihli celseye katılan davalılardan ..., vicdanen çok rahat olduğunu, davacıya kaza yerinde çarptıktan sonra davacının aşırı alkollü olduğunu gördüğünü beyan etmiştir. Davalı ... ise, kazaya karışan aracın maliki olduğunu, davayı kabul etmediğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2008/435 Esas-2015/293 Karar sayılı kararıyla; dosyada alınan bilirkişi raporları ile özellikle Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen 07.08.2015 günlü rapor ve işbu dosya içerisine celbedilmiş bulunan Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/245-853 Sayılı dosyasında davacının şikayetten vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırıldığı, bu nedenle ceza dosyasında maddi olay yönünden kesinleşen bir kusurun söz konusu olmadığı, kazada davacının tam kusurlu olduğuna yönelik rapor kapsamına göre açılan davada, davacının davalılardan maddi ve manevi zararını talep koşullarının oluşmadığı, davalı sürücü ve buna bağlı olarak araç maliki ve sigorta şirketinin sorumluğunun doğmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/372 Esas-2019/9161 Karar sayılı 09.10.2019 tarihli kararı ile; Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/245 Esas sayılı dosyasında 25.08.2008 tarihinde makine mühendisi tarafından düzenlenen kusur raporunda mağdurun yolun sağından soluna geldiği, sol şeride kadar ilerlediği noktada aracın kendisine çarptığı, aracın yüksek hız ve ivmesi sebebiyle tali kusurlu olduğunun belirlendiği, dava dosyasında 07.08.2015 tarihinde makine mühendisi tarafından düzenlenen kusur raporunda ise davacının yaya geçidi olmayan yerden, alkollü şekilde bariyerin üstünden geçmesi sebebiyle %100 kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığı, aynı olay sebebiyle düzenlenen her iki kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın raporunda davalı sürücü ...’ın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...’un %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğu şeklinde tespit yapıldığı, bilirkişiler tarafından tanzim edilen aktüerya raporunda davalı ...Ş. ya da dava dışı SGK tarafından davacı ...'a yapılan herhangi bir bakıcı gideri ya da sürekli iş göremezlik ödemesinin bulunmadığı görüldüğünden davacının hesaplanan zararından herhangi bir indirimin söz konusu olmadığı, davacı ...'ın hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 74.047,39 TL olduğu, davacı ...'un hesaplanan bakıcı gideri zararı tutarının 1.019,83 TL olduğu gerekçesiyle, emsal yargıtay 17 HD 2019/4277-2021/314 EK sayılı ilamı ile, emsal Yargıtay 9 HD 2020/5836-2020/10179 ek sayılı ilamı göz önüne alınarak 6100 sayılı HMK dan önce açılan davanın ıslah süretiyle belirsiz alacak davasına dönüşmeyeceği, davanın kısmî dava olarak açıldığı ve bozmadan sonra yapılan ıslahın geçersiz olduğundan davanın kabulü ile 7.000,00 TL maddi tazminatın 23.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6.000,00 TL manevi tazminatın 23.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak (... hariç) davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası, yeniden yapılan tahkikatta, yeni bir kusur raporu alınarak, dosyadan ilk kez 26.02.2021 tarihli alınan aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda davanın ıslah edildiğini, HMK'nın 177/1. maddesinde tahkikatın sona ermesine kadar ıslaha başvurulabileceği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünün zorunlu olduğunu, mahkemece manevi tazminat miktarında haksız ve hukuka aykırı bir indirim uygulanarak 6.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, hükmedilen manevi tazminatın olayın oluşu, kusur durumu dikkate alındığında uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesinde; "Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz" düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiş, bozma kararı sonrası ıslah yapılıp yapılamayacağı hakkındaki farklı görüş ve uygulamalara son verilerek bozma ve kaldırma kararlarından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine döndüğünde tahkikata ilişkin bir işlem yapılıyor ise tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceği net bir şekilde belirlenmiştir. 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesi ile bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek, Kanun değişikliği uyarınca Dairemizin ilk bozma kararından sonra tahkikata ilişkin işlem yapıldığı göz önünde bulundurularak davacının 09.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21135, K. 2023/10862, T. 17.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21135-e-2023-10862-k-54ab1fa64e6e