Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2674 E. 2023/11207 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2674
- Karar No
- 2023/11207
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/151- Esas 2021/204 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.12.2008 günü okuluna gitmek üzere motosikleti ile seyir halinde iken davalı ...'in otomobili ile ...'a çarptığını, trafik ekiplerince tutulan trafik tespit tutanağında müvekkilinin birinci derecede kusurlu gösterildiğini, asıl birinci derecede kusurlu olanın davalı olduğunu, bu nedenle kusur oranını kabul etmediklerini, kaza anında müvekkilinin sağ ayak bileğinden darbe aldığını ve açık, parçalı kırık oluştuğunu, uzun süre ayakta duramadığını, ...'ın henüz öğrenci olduğunu, kaza tarihinden beri sıkıntılı ve acılı yaşamının devam ettiğini, bu durumun manevi olarak kendisine ve ailesine büyük acı yaşattığını, bu nedenle davacının kaza sonrasında efor ve hareket kaybına bağlı olarak çalışma iş ve güç kaybına maruz kalacak şekilde yaralanmasına sebep olan davalı sürücü ile işleten ve sigorta poliçe bedeli ile sınırlı olmak üzere şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, kaza sonrasında ayak bileğinin parçalı ve kanamalı kırığından dolayı tedavi süresince çekilen acı ve ızdıraplar için ve askerlik ve evlilik le ilgili haklı gerçek vehimlere kapılması sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 45.651,85 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; trafik kazası nedeniyle ceza hukuku yönünden herhangi bir soruşturma söz konusu olmadığını, trafik kazalarından doğan zararlar nedeniyle dava açma süresinin iki yıl olduğunu, iki yıl süre geçtikten sonra 30.05.2011 tarihinde dava açıldığını, davalıların karı koca olup, mülkiyeti ... adına kayıtlı olan 31 TK 708 plakalı aracın ...'in sevk ve yönetiminde iken kaza meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya dayanak teşkil eden ve davacının davasını ispat eden delillerin gönderilmediğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, söz konusu kazada davalının kusurunun asli kusur ve sigortalının olayla ilgili herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2013 tarihli ve 2013/559- Esas 2013/714 Karar sayılı kararıyla; tensip ara kararında gider avansı yatırılması için davacı vekili tarafından kendisine verilen kesin sürelerde delil avansının yatırılmadığı, bu aşamadan sonra kendisine yeniden süre verilmesinin usul kanunu bakımından mümkün bulunmadığı, davalının da buna muvafakat etmediği, bu nedenle davacının bu delillerden vazgeçmiş sayılacağı ve bu deliller olmadan davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından işin esasına girilmiş tensip ara kararının 6,7 ve 8 sırasındaki delillerin toplanmadan davacının davasını ispatlayamayacağı kanaatine varıldığından ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2016/20114 Esas-2018/10285 Karar sayılı 07/11/2018 tarihli kararı ile; tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’nun 324. maddesi düzenlemesi olduğu, bu nedenle de verilen süre usul hükümlerine uygun olmadığından mahkemece davacı vekiline HMK.’nun 324. Maddesi uyarınca delil avansını yatırması için usulüne uygun şeklide süre verilmesi ve gerekli delil avansı yatırılmadığı taktirde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının usulüne uygun şekilde ihtarı gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaralanmasının niteliğinin tespiti için alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının geçici iş göremezlik durumunun olay tarihinden itibaren 9 ay olabileceği, kalıcı maaluliyetin % 10,3 oranında olduğunun, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda davacının % 75, davalı sürücü ... % 25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maddi zararı alınan hesap bilirkişisi raporu ile 45.651,85 TL olarak hesap edilmiş, davacı vekilinin de talebini bu bedel üzerinden ıslah ettiği, her ne kadar mahkemenin kısa kararında iş yoğunluğu nedeniyle sehven davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde maddi yazım hatası yapılmış ise de davacının maddi tazminat talebinin tümü kabul edilmiş ve hükümde hesaplamaların bu değerler üzerinden yapıldığı, hak ve nesafet kurallarına göre ve dosya kapsamına göre manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel haller göz önünde tutularak, hak sahibi davacıda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirecek, mevcut ... göre elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak miktar değerlendirilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 45.651,85 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık bulunduğunu, davacının davasının ve davasını ıslah ettiği kısmın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def’inin ileri sürüldüğünü, davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımından reddine karar verilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece bu husus hatalı değerlendirilerek zamanaşımı def’inin reddine karar verildiğini, kusur raporunun hatalı olduğunu, maluliyetin kaza ile illiyet bağının kurulmadığını, davacının istediği maddi zarar kalemlerinin açıklattırılması gerekmekte iken bu hususta açıklık yokken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik talebinde bulunamayacağını, hükmedilen manevi tazminat miktarının da çok fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 1086 Sayılı HUMK 388 ve 389 uncu maddeleri ile 6100 Sayılı HMK karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği gibi, HUMK 388/3. maddesi gereğince (HMK 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir. Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2016/20114 Esas-2018/10285 Karar sayılı 07.11.2018 tarihli kararı ile; tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’nun 324. maddesi düzenlemesi olduğu, bu nedenle de verilen süre usul hükümlerine uygun olmadığından mahkemece davacı vekiline HMK.’nun 324. Maddesi uyarınca delil avansını yatırması için usulüne uygun şeklide süre verilmesi ve gerekli delil avansı yatırılmadığı taktirde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının usulüne uygun şekilde ihtarı gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davadaki talep açısından hüküm kurulmuş ise de karar gerekçesinde "her ne kadar mahkememizin kısa kararında iş yoğunluğu nedeniyle sehven davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde maddi yazım hatası yapılmış ise de davacının maddi tazminat talebinin tümü kabul edilmiş ve hükümde hesaplamalar bu değerler üzerinden yapılmıştır" denilmesi doğru görülmemiştir. Bu yanılgılar, yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan, gerekçe ve hükümdeki çelişkiler giderilerek usulüne uygun bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.