Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/20490 E. 2023/7155 K. – Konut Sigortası

Konu: Konut Sigortasından Kaynaklanan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/20490
Karar No
2023/7155
Karar Tarihi
Konu
Konut Sigortasından Kaynaklanan Tazminat

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1014 E., 2021/651 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/390 E., 2018/240 K. Taraflar arasındaki konut sigortasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili Yüksekova ilçesinde bulunan 3 daireden oluşan taşınmazını Mutlu Konut Sigorta Poliçesi ile 19898887-19898893-19898897 nolu poliçeler kapsamında G.L.K.H.H. TERÖR rizikosu ile sigortalattığını, tüm primlerin eksiksiz bir şekilde yatırıldığını, Yüksekova ilçesinde sokağa çıkma yasağı döneminde yoğun çatışmalar yaşandığını, müvekkilinin konutunun bu çatışmalarda ağır hasar görmüş ve yanmış olduğunu, rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta şirketi ile irtibata geçildiğini ancak davalı şirket yetkililerince poliçenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirilerek eksper taleplerinin reddedildiğini, Yüksekova Noterliği tarafından sigorta şirketine ihtar gönderildiğini, rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan fesih işleminin usule uygun olmadığını, bölgede yıllardır terör olaylarının yaşandığını sigortalının poliçesine "Terör Klozunu "ekleme sebebinin bölgede yaşanan terör olayları olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan zarar Tespit Komisyonu tarafından tespit çalışmalarının yapıldığını ve buna ilişkin rapor hazırlandığını, Yüksekova Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından mahallinde keşif yapılarak tespit işlemlerinin yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir daire için 1.000,00 TL olmak üzere toplam üç daire için 3.000,00 TL ve her bir daire için 1.000,00 TL olmak üzere 3.000,00 TL eşya bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 29.05.2018 havale tarihli dilekçesi ile talep sonucunu konut hasarı için toplamda 75.000,00 TL' ye, eşya hasarı için ise 50.000,00 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmakla görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, 17.02.2016/2017 vadeli 19898887-19898893-19898897 sayılı konut sigorta poliçelerinin iptal edildiğini, davacı tarafından poliçe akdedileceği esnada taşınmazın bulunduğu bölgede terör olayları yaşandığından daha önce sokağa çıkma yasağı ilan edileceğinin önceden bilinmekte olduğunu, rizikonun bilinmezliği ilkesine de aykırı olacak şekilde mezkur poliçenin akdedilmek istendiğini, TTK'nın beyan yükümlülüğünü düzenleyen 1435/1,1439/1 ve 1441/1 maddelerindeki hükümlere göre poliçenin iptal edildiğini, sigorta hukuku kapsamında düzenlenen sözleşmelerin sonuçları talih ve tesadüfe bağlı sözleşmelerden olduğunu, davacının bildirim yükümlülüğüne uymadığı gibi rizikonun bilinmezlik ilkesine de aykırı olarak doğacağını bildiği bir zararı kazanç elde etmek maksadıyla teminat altına almak istediğini, bu hususun TMK'daki iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, TTK hükümlerine göre davacının bildirim yükümlülüğüne uymaması nedeniyle talepte bulunamayacağını, davacının zararının karşılanması için 5233 Sayılı Yasa hükümlerince Yüksekova Kaymakamlığı'na başvurması gerektiğini, sigorta şirketlerinin acenteler aracılığı ile sigorta sözleşmelerini akdettiğini, sözleşmelerin taraflarının rizikonun gerçekleşeceğini bilmelerine rağmen rizikoları kapsayacak şekilde sigorta sözleşmesi yapmalarının kanuna karşı hile teşkil ettiğini, bu tür sözleşmenin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının haklı olduğunun kabulü halinde poliçeyi şirket adına akdeden acentenin sorumlu olduğunu, davacıya ait taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilen yerlerden olup olmadığının araştırılmasının yapılarak kamulaştırılma kararı verilen yerlerden olması halinde dava konusuz kaldığından davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigorta bedelinin tamamının değil poliçe genel ve özel şartları gereğince belirlenecek ve konusunda uzman bilirkişilerce tespit edilecek zararın muafiyeti sonrasındaki bakiyenin ödenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriği, taraf beyanları, bilirkişi raporu, Zarar Tespit Komisyonu yazıları ve poliçeler içeriğinden, 2016 yılında Hakkari ili Yüksekova ilçesinde terör örgütü PKK'ya karşı yürütülen operasyonlar nedeni 13.03.2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, davacının ise bölgede meydana gelebilecek saldırıları da gözününde bulundurarak davalı ... şirketi ile 17.02.2016 tarihinde kendisine ait binaları ve içerisindeki eşyaları terör olaylarını da kapsar şekilde Mutlu Konut Sigorta poliçelerini yaptırdığı, daha sonra bölgedeki çatışmalar nedeni ile davacının konutlarının ve içindeki eşyalarının zarar gördüğü, bu durumun dosya içindeki Yüksekova Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/372 D.İş dosyası ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanununun 1421. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının tamamen hasar gören konutları ve içindeki eşyalar için toplam 47.540,00 TL hesap yapıldığı, poliçede terör klozu için belirlenen %5 lik muafiyet indirimi düşüldükten sonra davacının eşyalara ilişkin zararının 45.163,00 TL, davacını hasar gören binalarına ilişkin toplam 101.943,00 TL hesap yapıldığı, poliçede terör klozu için belirlenen %5 lik muafiyet indirimi düşüldükten sonra davacının binalarına ilişkin zararının 96.845,85 TL olduğu ve davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile eşyalara ilişkin talep ettiği miktarın 50.000,00 TL binalara ilişkin talep ettiği miktarın 75.000,00 TL olduğu, davacının sigorta şirketine başvuru tarihi 11.07.2016 olup davalı tarafından gerekli inceleme yapılarak herhangi bir ekpertiz raporu düzenlenmediğinden davalı ... şirketinin temerrüt tarihinin 12.08.2016 olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL bina ve 45.163,00 TL eşya sigorta alacağının 12.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta poliçesi limitinde kalmak kaydı ile davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini, poliçenin düzenlenmesi sırasında bölgedeki terör olaylarının bilindiğini, bu durumun ise rizikonun bilinmezliği ilkesine aykırı olduğunu, sigorta hukuku kapsamında düzenlenen sözleşmelerin sonuçlarının talih ve tesadüfe bağlı sözleşmeler olduğunu, sözleşenlerin kapsamını bilmedikleri bir borcu üstlendiklerini, sonucunun belirsiz olduğu sözleşmeler olduğunu, davacının bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu hususun dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacının zararın karşılanması için 5233 sayılı Kanun kapsamında Yüksekova Kaymakamlığı'na başvurması gerektiğini, poliçenin TTK' nın 1435,1439 ve 1441. maddelerine aykırı olarak düzenlendiğini, zarar gören taşınmazlar hakkında yıkım kararı alınmasının söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmazın da bu yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, eğer bu yerlerden ise taşınmazın tadilatının mümkün olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, zararın Devlet tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılmadığını, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, poliçenin hasarın bildirimi üzerine iptal edildiğini, poliçenin riziko adresinin bulunduğu Yüksekova'da değil de Ankara acentesinde yaptırılmasının dahi herkesin durumun farkında olduğunu gösterdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usulsüz olduğunu, üniversitelerin sigorta hukuku anabilim dalında görevli profesörlerden rapor alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi raporundaki tazminat hesabının soyut verilere dayandığını, tazminat tutarının gerçeği yansıtmadığını, fahiş olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına kayıtlı 299 ada 6 nolu parsel üzerinde bulunan Cumhuriyet Mah..... ... Apt, No:11/1-2-3 Yüksekova/Hakkari adresindeki konutlara ilişkin olarak davalı ... şirketi tarafından 17.02.2016-17.02.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere terör teminatını da içeren konut sigorta poliçeleri tanzim edildiği, taşınmazın Yüksekova ilçesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle hasar gördüğü, sigorta sözleşmesi ile davalı ... şirketi, sigortalı bina ve eşyaların terör nedeniyle hasar görmesi halinde sigorta ettirenin gerçek zararını karşılamayı yükümlendiğine göre sigortacının sorumluluğu riziko tarihindeki sigortalı bina ve eşyaların rayiç değeri üzerinden belirlenecek zararı ile sınırlı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle zararın belirli hale gelmesinden sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği yapılan artırımın ıslah olarak nitelenemeyeceğinden ve belirsiz alacak davalarında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil tüm dava için kesileceğinden, arttırılan miktar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki davalı vekilinin istinaf itirazı da yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1420 ve 1445 inci maddeleri, taraflar arasında düzenlenen konut sigorta poliçesi özel ve genel şartları 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı defii değerlendirilmiş ise de; dava dilekçesinin incelenmesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmediğinden dava kısmi dava olup; davalının ıslaha karşı zamanaşımı definin değerlendirilmesinde; sokağa çıkma yasağı tarihlerinin 13.03.2016-30.05.2016 tarihleri olması karşısında, ıslah tarihi olan 29.05.2018 itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20490, K. 2023/7155, T. 29.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-20490-e-2023-7155-k-ddb4631495bc