Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/19577 E. 2024/3140 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/19577
Karar No
2024/3140
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1567 E., 2021/516 K. 2. Ziraat Bankası AŞ (temlik eden) HÜKÜM/KARAR : Kabul /Kabul Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazı 28.08.2012 tarihinde davalı ...'a onun da 15.11.2013 tarihinde davalı ...'a devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde, satışın gerçek olduğunu, mal kaçırma amacı olmadığını, satış parasını kendi ihtiyaçları için kullandığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın görülebilmesi için gerekli geçici veya kesin aciz belgesinin sunulmadığını, müvekkili ile borçlu arasında yakınlık veya akrabalık olmadığını, borçlunun kefil olduğu borçla ilgili bir bilgisinin olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin Balıkesir Devlet Hastanesinde uzman doktor olarak çalıştığını, bu taşınmazı elde etmiş olduğu gelirleri ile yatırım amaçlı aldığını, tapu kayıtlarında herhangi bir pürüz olmadığından dolayı satın aldığını, taşınmazı aldığı günden beri de kullandığını, borçluyu tanımadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile geçici aciz vesikasına bağlanmış takibe konu alacağın 21.12.2011 tarihinde doğduğu; iptal talebine konu tasarrufların ise sırasıyla 28.08.2012 ve 15.11.2013 tarihlerinde davalılar arasında gerçekleştirildiği; ilk tasarruf tarihi itibariyle 163.030,00 TL bedelli taşınmazın 13.700,00 TL'ye ve ikinci tasarruf tarihi itibariyle 177.850,00 TL bedelli taşınmazın 15.000,00 TL'ye satıldığı; her iki satış yönünden de rayiç değer ile satış değerleri arasında misli farkın çok ötesinde 10 kattan fazla farkın mevcut olduğu; yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda misli farkın varlığının İİK md.278 uyarınca tasarrufun iptalini sonuçlayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, dava dışı 'ın davacı kurumdan 21.12.2011 tarihinde yatırım kredisi kullandığını, davalı ...'nin farkında olmadan iradesi sakatlanarak krediye kefil olduğunu, krediye on beş kişinin daha kefil olduğunu, 28.08.2012 tarihinde yapılan satışın gerçek satış işlemi olduğunu, davalı ... ile aralarında İİK.'nun 280/2 maddesine göre hısımlık ilişkisi olmadığını, satış işi ile eşinin ilgilendiğini, davalı ...'ı tapuda gördüğünü, kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığından iptal koşullarının oluşmadığını, satışın belediye rayiç fiyatlarına göre yapıldığını, aciz hali olmadığını, İİK.'nun 287/2 maddesine göre hak düşürücü sürenin geçirildiğini, aciz belgesinin alındığı tarihten geriye doğru iki yıllık süre içinde yapılan tasarrufların iptal davasına konu olabileceğini, davacı tarafından zarar verme kastı ile kötü niyetin ispatlanamadığını bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'in kefil sıfatıyla borçlu olduğunu, davalı ...'ın davalı ...'nin kredi borcuna kefil olduğunu bilmediğini ve bilmesinin de mümkün olmadığını, davalı ...'ın akrabalık bağı olmadığını, zarar verme kastını bildiğinden de söz edilemeyeceğini, kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, iptal sebeplerinin gerçekleşmediğini, bir yıl üç ay boyunca malik olup, daha sonra sattığını, satışın gerçek olduğunun tanık beyanları ile ispatlandığını, satış değerlerinin belediye rayiç fiyatlarına göre yapıldığını, bilirkişiler tarafından taşınmazın son değeri belirlenip geriye doğru yansıma yapılarak 2012 yılı değerine ulaşılmasının doğru olmadığını, 2012 yılında bölgede arsaların değerini arttıran Şehir Hastanesi ve Avm bulunmadığını, alt yapı hizmetlerinden faydalanılmadığını, alacaklıdan mal kaçırmak gayesi ile satış yapıldığının ispatlanamadığını bildirerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davalı ...'nin adına kayıtlı taşınmazların haczine rağmen satışının istenilmediğini, aciz şartının gerçekleşmediğini, İİK'nın 278/2 maddesi kapsamında, 28.08.2012 tasarruf tarihine göre geçici aciz vesikası olarak dayanılan 20.04.2017 tarihli haciz tutanağı arasında iki yıllık sürenin dolduğunu, davanın süre yönünden reddi gerektiğini, üçüncü kişiden taşınmaz satın alan dördüncü kişi konumundaki davalı ...'nin kötü niyetli olduğunun ispat edilmediğini, davanın taşınmazı elinden çıkaranlara karşı bedele dönüşmesi gerektiğini, davalı ...'nin davalı ...'yi daha önce hiç görmediğini, davalı ...'ı ise satış nedeni ile tanıdığını, aralarında akrabalık, komşuluk, arkadaşlık veya ticari ilişki gibi yakınlık olmadığını, davalı ...'nin piyasa borcu olduğunu bilmesi, bilebilecek konumda olması veya diğer davalılar arasında bu tür ilişkiler olduğunu bilmesinin de mümkün olmadığını, taşınmazın 15.11.2013 tarihinden itibaren fiilen ve kayden davalı ...'nin uhdesinde olduğunu, çalıştığı hastanenin yeni binasına taşınması nedeniyle yatırım amacıyla taşınmazı aldığını, tapu kaydına güvenerek gerçek bedel üzerinden satın aldığını, satın alabilecek maddi imkana da sahip olduğunu, 15.11.2013 tarihinde banka hesabından 140.000,00 TL'yi arsa satış bedeli şerhi ile davalı ...'a gönderdiğini, aynı gün 13.500,00 TL'yi elden çektiğini ve davalı ...'a elden peşin ödediğini, ödeme belgelerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, temlik tarihi itibarıyla tespit edilen 173.850,00 TL ile arasında misli fark olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bigadiç İcra Müdürlüğü'nün 2012/2327 sayılı dosyasında davalı kefil ... adresinde yapılan haciz işlemi nedeniyle 20.04.2017 tarihinde tutanak tutulduğu, 28.08.2012 tasarruf tarihi ile takip veya haciz tarihi arasında iki yıllık süre şartının gerçekleşmediği, davalı borçluyla aynı köyde yaşamadıkları, dava dışı borçlu 'a davalı kefil ile birlikte ondan fazla kişinin kefil oldukları, davalı ...'ın borçlunun durumunu veya amacını bilebilecek kişilerden olmadığı veya bilmesini gerektiren emareler de bulunmadığı, davalı ...'ın 140.000,00 TL'yi banka aracılığıyla davalı ...'a ödediği, davacı tarafından kötü niyetli alıcı olduğunun ispatlanamadığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılılarak, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, dördüncü kişi ...'ın ödemeyi belgeleyemediğini, kısa aralıklarla yapılan devir işleminin muvazaanın kanıtı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ...'e yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19577, K. 2024/3140, T. 27.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-19577-e-2024-3140-k-fd3c58ef5f0e