Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18227 E. 2024/1386 K. – Haksız Şikayet
Konu: Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18227
- Karar No
- 2024/1386
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/70 E., 2021/560 K. DAVA TARİHİ : 16.03.2018 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/91 E., 2019/116 K. Taraflar arasındaki haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının esnaf olduğunu, Yozgat ili ... ilçesinde ikamet eden mütevazi bir şahıs olduğunu, ... ilçesinde sanayi sitesinde 40 yıla yakın bir zamandır yedek parça alışverişi yapan birisi olduğunu, çevresinde muhafazakar ve milli değerleri yüksek olan biri olarak tanındığını, davalının davacının dayısının oğlu olduğunu, yıllarca yanında çalıştığını, davacının davalıyı koruyup kolladığını, davalının 15 Temmuz 2016 günü gerçekleştirilmek istenen hain darbe girişimine kalkışan FETÖ/PYD terör örgütüne destek verdiği iddiası ile davacının anılan terör örgütü üyesi olduğu, çocuklarının söz konusu terör örgütü ile alakalarının olduğu, davacının devlet aleyhinde söylemlerde bulunduğu şeklinde asılsız ihbarda bulunduğunu, bu ihbar neticesinde davacı hakkında soruşturma başlatıldığını, bu nedenle davacının hem yaşadığı küçük çevrede hem de yakınları içerisinde müşkül duruma düştüğünü, söz konusu ithamların devletine milletine bağlı muhafazakar bir kişi için iftira niteliğinde olduğunu, telafisi mümkün olmayan bir yaraya sebep olduğunu, bu durumun etrafta duyulması sonucu davacının ticari itibarının sarsıldığını, kendisinden alış veriş yapan müşterilerinin artık onu tercih etmediğini, etrafta itibarsız bir duruma düştüğünü, davacının yaşadığı sosyal çevrenin muhafazakar ve milli değerleri ön planda olan bir çevre olduğunu, davacının manevi lince maruz kaldığını, davacının psikolojisinin bozulduğunu, psikiyatrik tedavi kapsamında ilaçlar kullandığını, davacının herhangi bir terör örgütü üyesi olmadığını, davacının maddi ve manevi olarak yıprandığını belirterek davalının asılsız suçlamaları nedeniyle 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama sırasında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı tarafından BİMER'e ve Ankara Valiliği 112 Acil Çağrı Merkezine FETÖ terör örgütü üyesi olduğundan bahisle ihbar edildiği, davacı ile birlikte oğullarının da örgüt üyesi olduğunun bilgilerinin verildiği, davalının ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığı, davacının iki oğlunun görevlerinden ihraç edildiği, tüm bu ihbar ve neticelerinin ardından davacının davalıyı tehdit ettiği iddiası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde ihbar ettiği kişi hakkında soruşturma başlatıldığı için kendisine tehdit ve hakaretlerde bulunduğunun bildirildiği, davalı tarafça yapılan ihbar üzerine yürütülen soruşturmada davacı hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı ve davacının soruşturmaya esas suçlama ile ilgili 01.03.2018 tarihinde "şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunu ve atılı suçu işlediğini gösterir hakkında kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından" denmek suretiyle davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 14.02.2018 tarihli ihbarı yapan kişi ile geçen telefon tutanağında ihbarcı davalının davacının çocuklarını FETÖ/PDY okullarına gönderdiğini, devleti ve hükümeti sürekli olarak kötülediğini, bu örgüt yardımı sayesinde çocuklarını okuttuğunu, memur yaptığını ve çocukların ihraç edildiğini bildirdiğinin görüldüğü, davacının ihbar neticesinde iftiraya maruz kaldığı ve tazminat talep ettiğini bildirdiğinin görüldüğü, davacının iftira iddialarına yönelik savcılığa iftira suçuna yönelik suç duyurusunda bulunmadığı üzüntü veren her olay ve isnad manevi tazminat isteme hakkını kazandırmayacağı gibi yapılan ihbar üstün kamu yararının korunması amacı teşkil etmekle beraber kişi hakkında şüphe uyandıracak davranışların bulunması ve davalının davacının öz dayısının oğlu olması sebebiyle yakınen tanıdığı bir kişi hakkında devletin bütünlüğünü korumak ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında içinde bulunulan kaos ortamında şüphe duyulan kişiler ihbar etmek suretiyle devlete ve tüm kolluk kuvvetlerine yardım maksadı taşıdığı, davacının ailesinden ihraç olunan kişiler, davacının sosyal hayatında söylediği iddia olunan sözler her ne kadar soyut iddia kapsamında kalsa da davalının FETÖ/PDY terör örgütüne destek verildiğini düşünerek ihbarda bulunması bir suçun ve suçlunun yetkili kolluk makamlarına bildirilmesinden ibaret olup kişiyi üzüntü ve elem altına soksa dahi üstün kamu yararı gereği soruşturmanın başlatılarak suçun ve suç vasfını içeren delillerin araştırılmasına imkan sağlamakla bir kamu görevi niteliği taşıdığı, kişinin Anayasa'dan kaynaklanan ihbar ve şikayet hakkını kullanması sebebiyle manevi tazminata mahkum edilmesinin Anayasal hakkını ihlal edeceği ve manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı, ihbar edilenin gerek iftira suçundan şikayetçi olmayışı gerekse ihbar olunan diğer kişilerin mesleklerinden ihraç olunması, ihbar olunan davacı babanın ise delil yetersizliğinden kovuşturmasının yapılmaması sebepleri birlikte değerlendirilmekle talep edilen manevi tazminatın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının haksız ihbarı sonucu hakkında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu asılsız iddiaların davacının kişilik haklarını zedelediğini, manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının 01.08.2016 tarihli ihbarı üzerine davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda kamu davası açmaya yeter delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına almasının düşünülemeyeceği, daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğunun kabul edileceği, hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olmasının da zorunlu olmadığı, şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının yeterli olduğu, başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğunun kabul edileceği, aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığının, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda, davacı hakkında Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/338 Soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturma sonucunda, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının tek başına şikayetin haksız olduğu anlamına gelmeyeceği, davalının sırf davacıya zarar vermek kastıyla hareket ettiğinin ispat edilemediği, ... C. Başsavcılığı tarafından düzenlenen fezleke içeriği ve davacının çocuklarından bazılarının FETÖ ile irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış olmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalının dolaylı ve zayıf da olsa emareye dayalı olarak ihbarda bulunduğu, şikayet hakkını anayasal sınırlar ve hak arama özgürlüğü çerçevesinde kullandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Anayasa’nın 12, 17 ve 36 ıncı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.