Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17194 E. 2023/8907 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17194
Karar No
2023/8907
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/423 Esas, 2021/509 Karar HÜKÜM/KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne - İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/71 Esas 2018/944 Karar

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi istemli asıl ve birleşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 09.01.2016 tarihinde davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının eşi Abdulhalim ...' ın vefat ettiğini, davacının desteğini yitirdiğini iddia ederek, açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebini 120.775,60 TL' ye artırmıştır.

Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; 09.01.2016 tarihinde sigorta şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacıların babası Abdulhalim ...' ın vefat ettiğini, davacıların desteklerini yitirdiğini iddia ederek, açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bu talebini davacı ... için 37.643,22 TL' ye, davacı ... için 25.455,42 TL' ye, davacı ... için 34.863,18 TL, davacı ... için 40.479,42 TL' ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı ... vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, olaya karışan aracın otobüs olduğunu, şehirler arası yolcu taşımacılığı yapması nedeniyle öncelikle sorumluluğun aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini düzenleyen sigorta şirketinde olduğunu, bu poliçenin bulunmaması halinde Güvence Hesabı’na müracaat edilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesinin kaza tarihindeki teminat limiti olan tutar üzerindeki miktar için geçerli olduğunu, davalının ZMSS poliçesinden dolayı azami sorumluluğunun 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, hesaplamanın yeni Trafik Sigortası Genel Şartları gözetilerek yapılması gerektiğini, kazanın haksız fiilden kaynaklandığını, ticari iş olmadığını, bu nedenle davacı yanca yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tek taraflı kazada kaza tespit tutanağı da dikkate alınarak araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü ve alınan aktüer raporunun hüküm kurmaya elverişli görülmesi üzerine, asıl dava yönünden davanın kabulü ile 120.775,60 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 25.455,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, 34.863,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, 37.643,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, 40.479,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazaya karışan aracın şehirlerarası taşımacılık yapan otobüs olduğunu, aracın şehirlerarası taşımacılık faaliyetinde olması sebebiyle davacının zararının öncelikle zorunlu taşımacılık sigorta poliçesinden, yok ise güvence hesabı tarafından karşılanması gerektiğini, davalı şirketin dava konusu aracın trafik sigortacısı olup, sigortalı aracın ise taşımacılık faaliyeti yapan ... Gıda Turizm Sey. İnş. San ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı ticari bir otobüs olduğunu, taşımacılık faaliyetinde olan aracın taşımacılık poliçesi limitleri dahilindeki hasarı için taşımacılık poliçesi mevcut olmasa dahi trafik sigortasının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, taşımacılık poliçesinin öncelikli olarak sorumlu olması ve zararın taşımacılık poliçesi teminatları kapsamında kalması nedeniyle davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zararın öncelikli olarak Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası tarafından karşılanması, bu poliçelerin teminatının aşılması durumunda ise Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi’ne başvuruda bulunulabileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya karışan araç şehirler arası taşımacılık yapan otobüs olup aracın şehirler arası taşımacılık faaliyetinde olması sebebiyle davacıların zararının öncelikle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinden karşılanması, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinin olmaması halinde Güvence Hesabı tarafından karşılanması gerektiği asıl ve birleşen dosya davalısı Allianz Sigorta A.Ş. kazaya karışan aracın ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğundan, aracın taşımacılık poliçesi limitleri dahilindeki hasarı için taşımacılık poliçesi mevcut olmasa dahi, trafik sigortasının sorumluluğuna gidilemeyeceği, dosya kapsamında mahkemece yapılan inceleme sonucu Türkiye Sigorta Birliği tarafından verilen 13.03.2018 tarihli cevabi yazıda desteğin yolcu konumunda bulunduğu ticari yolcu otobüsünün 09.01.2016 olay tarihinde geçerli Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Poliçesi kaydına rastlanmadığının bildirildiği, bu durumda davacıların zararının öncelikli olarak Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası tarafından karşılanması gerektiği, ancak aracın kaza tarihinde geçerli Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmadığı, olay tarihi itibari ile ZKTMSS poliçe limitinin 310.000,00 TL olduğu, davacıların toplam destek tazminatı zararı 259.216,84 TL olup Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası limiti kapsamında kaldığı, bu poliçe limitini aşan zarar bulunmadığının anlaşıldığı Güvence Hesabı Yönetmeliğine ve sıralı sorumluluk ilkesine göre, davacıların zararlarının karşılanmasını kaza tarihi itibari ile geçerli ZKTMSS poliçesi limiti dahilinde Güvence Hesabından talep etmeleri gerektiği gözetilmeden, ZKTMSS limitini aşan zarar olmaması nedeniyle her hangi bir sorumluluğu bulunmayan davalı ZMSS şirketi aleyhinde açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davaların kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile; asıl ve birleşen dosya davalısı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin asıl dava yönünden temyiz yolu açık, birleşen davadaki talepler yönünden ise miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olduğundan bahisle kesin olarak karar vermesinin hatalı olduğunu, müteveffanın eşi ve çocukları için verilen kararın aynı nitelikte olduğu, aynı konuda, aynı olayda, aynı delillerle verildiğini, bu durumda bir dava için karar verilip diğer davada verilen kararın temyiz incelemesine tabi olmamasının eşitlik ilkesine aykırı olacağını, hak kaybına sebep olacağını, bu nedenle bu hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın taşımacılık için yetki belgesi bulunmadığını, yolcuların biletli ya da ücretli taşındığına dair bir bilgi bulunmadığını bu durumda öncelikle Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine başvurulması gerektiği yönünde kararın hatalı olduğunu, aynı trafik kazasında vefat eden başka yolcular için aracın Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunmadığından Güvence Hesabına karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddedildiğini ve bu kararların Yargıtay onamasından da geçerek kesinleştiğini, bu nedenle davanın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasına karşı açılmasının yerinde olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının 3. Kişi konumundaki davacılara karşı sorumlu olmadığına dair savunmanın ileri sürülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında vefat eden yolcunun eş ve çocuklarının destekten yoksun kalma tazminat taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 114 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ nun 85 inci maddesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 49 uncu, 51 inci, 53 üncü maddeleri, 5718 sayılı Milletler arası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunu' nun (MÖHUK) 48 inci maddesi.

3. Değerlendirme I. Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.

2. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hâkim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.

3. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.

4. Buna göre Hâkim, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.

5. Samut olayda asıl ve birleşen davada davacılar Suriye uyruklu olup mahkemece davacıların teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte araştırma yapılmış, davacıların teminattan muaf olmadıkları anlaşılmış, ancak teminat yatırılması için kesin süre verilmemiştir.

6. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir.

7. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince teminatın yatırılması için davacılara 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

II. Bozma neden ve şekline göre asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/17194, K. 2023/8907, T. 11.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-17194-e-2023-8907-k-cf40d34b0414