Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17044 E. 2023/6617 K. – Haksız İhtiyati
Konu: Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/17044
- Karar No
- 2023/6617
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/269 E., 2021/454 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi-İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/452 E., 2018/257 K. Taraflar arasındaki haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı firma ile dava dışı arsa sahipleri arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacı firmanın gayrimenkul üzerine inşaat yapıp belirlenen sürede muhataplarına teslim edeceği ve karşılığında bir adet iş yeri ile iki adet daire alacağının kararlaştırıldığını, ancak davalının ortaklık iddiasında bulunarak davacı aleyhine dava açtığını, bu dava ile taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulduğunu ve tedbir kararı üzerine dava dışı arsa sahiplerinin kararlaştırılan bir adet iş yeri ve iki adet daireyi davacı firmaya teslim edemediklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ihtiyati tedbir nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı firma ile dava dışı arsa sahipleri arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinde davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, sözleşmede kefil olarak sorumlu bulunan davalı ile davacı arasında ana sözleşmenin davacıya düşecek bağımsız bölümlerine ilişkin ortaklık sözleşmesi de düzenlendiğini, inşaatın önemli bir kısmının davalı tarafından finanse edildiğini, davacının ihtiyati tedbirden kaynaklanan herhangi bir zararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde keşif deliline dayanıldığı, 23.01.2018 tarihli celsede davacı vekilince keşif ve bilirkişi incelemesi talebinde bulunulduğu ve mahkemece kurulan ara kararla 08.02.2018 tarihinde keşif yapılmasına, davacı vekiline keşif ve bilirkişi giderlerini yatırmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, masrafın yatırılmaması durumunda davacının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağına ve dosyanın mevcut delil durumuna göre hüküm kurulacağının davacıya ihtarına karar verildiği, ancak davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı, gider avansının ise keşif avansını karşılamaya yeterli olmadığının tespit edildiği, davacının ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle keşif avansının yatırılamadığının beyan edildiği, ancak davacının ticari şirket olduğu göz önüne alındığında tacir olmanın hüküm ve sonuçları kapsamında basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, delil avansının gerek kesin süre içerisinde gerek keşif gününe kadar gerekse bir sonraki celsenin atılı bulunduğu tarihe kadar yatırılmamış olmasının usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davasını sübuta etki edecek şekilde mevcut delillere göre ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının ekonomik sıkıntı yaşaması nedeniyle keşif giderini yatıramadığını, mahkemece tekrar süre verilmesi halinde yatırılabileceğini, dosyada mevcut gider avansına göre tek bilirkişi ile keşfin yapılabileceğini, kesin süreye ilişkin kararın usulüne uygun olmadığını, davanın reddi kararının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya 23/01/2018 tarihli duruşmada keşif giderini yatırması için iki hafta kesin süre verildiği ve duruşmada hazır bulunan vekile kesin süre içerisinde giderin yatırılmaması halinde keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, davacının kesin süre içinde avansı yatırmadığını, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davacının maddi durumunun kötü olması nedeniyle keşif giderini yatıramadığını, dosyada mevcut gider avansına göre tek bilirkişi ile keşfin yapılabileceğini, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 389 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 399 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içinde delil avansının yatırılmamasına ve dosyada mevcut delil durumuna göre davacının kayden konulan tedbir nedeniyle maddi zarara uğradığını ispatlayamamasına göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.