Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/1678 E. 2021/9763 K.

Konu: İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1678
Karar No
2021/9763
Karar Tarihi
Konu
İlk Derece Mahkemesinde Görülen Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :... Anadolu 9.Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; istinaf isteminin gerekçenin düzeltilmesi yönünden kabulüne ilişkin kararın, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında ...'ün 1/4 hissesi annesine ait olan ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 241EB-3D pafta, 6450 ada, 3 parsel sayılı, 454.19m2 lik taşınmazda bulunan hissenin satımı hususunda anlaştıklarını ve bu nedenle taraflar arasında 03.02.2014 tarih, 01245 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 1.maddesi uyarınca davalı ...'ün annesinin hissedarı olduğu 1/4 pay üzerinde kat irtifakı kurulduğunda, bu hisseye isabet eden bağımsız bölümün tapusunu davacı müvekkiline 300.000 TL bedelle satmayı vaadettiğini, satış bedelinin 230.000 TL'sinin sözleşme esnasında, geri kalan kısmının ise sözleşmeden bir süre sonra bu davalıya ödendiğini, karşılığında ise 25.12.2014 keşide tarihli, 03.01.2015 vade tarihli 300.000 TL'lik bono alındığını, müvekkilinin uzunca bir süre beklemesine rağmen, davalının tapunun annesinden kendi adına intikalinin yapılamadığını, bunun üzerine davalı ...'e ait bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine borçluya ait taşınmaza haciz koymak istediklerinde borçlunun 14.01.2015 tarihinde adına kayıtlı taşınmazı diğer davalı ...'ye devrettiğini öğrendiğini, işlemin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yapıldığını belirterek dava konusu taşınmazın satışına ilişkin tasarufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkilinin diğer taraflar arasında yapılmış olan hukuki işlemleri, düzenlenen senetleri, imzalanan sözleşmeleri bilmesine imkan olmadığını, 3. şahıs konumundaki müvekkilinin tamamen iyi niyetli olarak malın mülkiyetini kazandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, ... İlçesi, ... Mah., ... Mevki, 15533 Ada, 3 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'ün taşınmazdaki 1/2 hissesini davalı ...'ye 14.01.2015 tarih ve 842 yevmiye nolu satışa ilişkin tasarrufun iptaline, davacıya ... Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1717 E. Sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerini karşılamak üzere icra takip yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf isteminin gerekçenin düzeltilmesi yönünden kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptal istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde taşınmazı devralan davalı 3.kişi ...'nin taşınmazın davacı ile davalı borçlu arasında alım satıma konu olduğunu bildiği ve bu alım satım ilişkisini bilerek taşınmazı aldığı gerekçesiyle kabul kararı verilmesinin yerinde görülmediği, davalı ...'nin davacı ile davalı borçlu ... arasındaki gayrimenkul alım satım ilişkisini bilmesi ya da bilmemesinin tasarrufun iptali davasında sonuca etkili olmayıp kanunda aranan koşulun, taşınmazı devralan davalı üçüncü kişinin, kendisine taşınmazı devreden borçlunun aciz halinde olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma kastını bilmesi gerektiği belirtilmiş olup, tapu kayıtlarının incelenmesinde dava konusu taşınmaz üzerine davalı 3.kişi ...’nin ortağı olduğu ... GRP Mimarlık Yapı San.İç ve Dış Tic.A.Ş. lehine kat karşılığı inşaat hakkı tanındığı, bu hakkın 03/08/2012 tarihinde tapuya şerh edilmiş olup, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen aynı taşınmaza ilişkin 03/02/2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden önce olduğunun anlaşılmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu husustaki kanaati yerinde ise de; davaya konu tasarrufun İİK 278/I-3 maddesi gereği hacizden geriye iki yıllık süre içerisinde yapılmış olduğundan, edimler arasında fahiş fark nedeniyle tasarrufun iptaline karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3. kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup, bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın ½ hissesi 312.500,00 TL bedelle; davalı borçlu tarafından 14/01/2015 tarihinde tapuda devredilmiş; bilirkişi tarafından bu taşınmazın ½ hissesi için 928.067,50 TL rayiç değer belirlenmiştir. Davalı 3.kişi ...; bu taşınmaz için 750.000,00 TL’ye anlaştıklarını, tapudaki bedelden hariç 14/01/2015 tarihinde ... Bankası hesabından 450.000,00 TL çekerek bunu davalı ...’e verdiğini belirterek bu konuda dekont örneklerini sunmuştur. Dairemiz uygulamasına göre bankadan çekilen bu paranın borçluya taşınmaz alımı için ödenen para olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Davalı 3.kişi ...’nin davalı borçlu ile yakınlık ve tanışık olduğu yada İİK’nun 280/1 maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. 2-Kabule göre de; dosya kapsamından dava konusu taşınmazın ¼ hissedarı olan dava dışı ... tarafından ... Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/428 E. sayılı dosyasında davalı 3.kişi ... aleyhine önalım davası açılmış olup, davanın derdest olduğu anlaşıldığından bu davanın sonucu beklenmeden karar verilmesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ye geri verilmesine, 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/1678, K. 2021/9763, T. 06.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-1678-e-2021-9763-k-4710256762fb