Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15739 E. 2024/661 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/15739
- Karar No
- 2024/661
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/950 E., 2020/1303 K. DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. ... DAVA TARİHİ : 24.09.2018 HÜKÜM/KARAR : Ret /İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :...9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/379 E., 2019/304 K. Taraflar arasındaki haksız şikayet ve yalan tanıklık nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...Tabur Komutanlığında Uzman J.I.Kad. Çvş olarak görev yaptığını, 156 Jandarma ihbar hattına yapılan isimsiz ihbar neticesinde hakkında idari tahkikat başlatıldığını ve terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza kovuşturması yürütüldüğünü, idari tahkikat esnasında tanık olarak ifadesine başvurulan aynı cezaevinde uzman çavuş olarak görev yapan davalıların iftira niteliğindeki beyanları neticesinde 25.12.2017 tarihinde...Valiliği İl Jandarma Komutanlığı kararı ile açığa alındığını,...9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/736 Esas 2018/359 sayılı kararı ile hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini ve 22.05.2018 tarihinde görevine iade edildiğini, isimsiz ihbarın davalılar tarafından yapılıp hakkında yürütülen idari tahkikatta da aynı şekilde aleyhine tanık olarak ifade verdiklerini, davalıların haksız suç isnadı ile müvekkilinin hem açığa alınmasına hem de ceza kovuşturmasında sanık olarak yargılanmasına sebep olduklarını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, bu nedenle müvekkilinin haksız şikayet ve yalan tanıklık nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek ceza soruşturması ve kovuşturması esnasında ödemiş olduğu vekalet ücreti yönünden 30.000,00 TL maddi tazminat ve açığa alınma sürecindeki maaş kesintisi yönünden 17.500,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın soruşturma tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin idari tahkikat esnasında tanık olarak bildiklerini ifade ettiğini, tanıklığın kamu görevi kapsamında olduğunu, yalan tanıklık suçundan hakkında yürütülen bir ceza soruşturmasının bulunmadığını, kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında "PKK sempatizanı olduğu, terör örgütünü övücü sözler sarfettiği" iddiasıyla isimsiz ihbarda bulunan kişilerin davalılar olduğuna dair bir tespitin olmadığı, davalıların gerek idari tahkikat aşamasında gerek soruşturma ve kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla ifade verdikleri, davacıya yönelik haksız bir şikayet veya ihbarlarının bulunmadığı, tanıklığın bir kamu görevi olduğu, davalıların ihbara konu fiillerle ilgili bilgi ve görgülerini yargı makamlarına ve idari tahkikat yapan birime bildirdiği, davacının görevinden uzaklaştırılmasının...Valiliğinin idari bir tasarrufu olduğu, davalılar hakkında iftira, suç uydurma veya yalan tanıklık suçlarından açılmış herhangi soruşturma ve kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadığı, davacının mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin delil edilemediği gerekçesi ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan beraat ettiği, davacı hakkındaki bu ihbarların davalılar tarafından yapıldığına dair bir delil veya emare bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların müvekkili hakkında haksız ihbar yapmak suretiyle adli ve idari soruşturma geçirmesine, açığa alınmasına sebep olduklarını, ihbar davalılar tarafından yapıldığı için aynı soruşturmada tanık sıfatı ile ifade vermelerinin kendilerini sorumluluktan kurtarmayacağını, haksız suç isnadı nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, var olmayan bir şeyin ispatı müvekkilince mümkün olmadığından delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında isimsiz ihbarda bulunan kişi veya kişilerin kimliklerinin tespit edilemediği, tanıklığın bir kamu görevi olduğu, idari tahkikat yapan birim ile adli kurumların talepleri üzerine davalıların ihbara konu fiillerle ilgili bilgi ve görgülerini açıkladıkları, idari tahkikat aşamasında davalıların beyanları ile aynı yönde beyanda bulunan farklı kişilerin de bulunduğu, davalılar hakkında iftira, suç uydurma ve yalan tanıklık suçlarından başlatılan ceza soruşturması bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların müvekkili hakkında haksız ihbarda bulunmak suretiyle adli ve idari soruşturma geçirmesine, açığa alınmasına sebep olduklarını, ihbar davalılar tarafından yapıldığı için aynı soruşturmada tanık sıfatı ile ifade vermelerinin kendilerini sorumluluktan kurtarmayacağını, mahkemece ispat külfetinin müvekkiline yüklendiğini, verdikleri yalan beyanların doğru olduğunu davalıların ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin davalılar aleyhine suç duyurusunda bulunmamış olmasının aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini, haksız suç isnadı aynı anlamda iftira nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, var olmayan bir şeyin ispatı müvekkilince mümkün olmadığından delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; haksız şikayet ve yalan tanıklık iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı uzman çavuş hakkında Jandarma 156 Hattına isimsiz yapılan ihbar neticesinde idari tahkikat başlatılması ve akabinde terör örgütü propagandası yapmak suçundan ceza yargılaması yapılması nedeniyle haksız şikayet ve yalan tanıklık iddiası ile eldeki dava açılmış ise de ihbarın davalılar tarafından yapıldığına dair somut delil olmadığı, idari tahkikat esnasında davalı uzman çavuşlarla beraber dava dışı bir çok tanığın ifade verdiği, idari tahkikatın neticesinde verilen yer değişikliği ve olayın savcılığa ihbarına dair kararın dayanağı olarak sadece davalıların ifadesine değil dava dışı tanıkların da beyanına dayanıldığı, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediği gerekçesi ile beraat kararı verildiği, davalıların tanıklık görevlerini yerine getirdiklerinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.