Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/14764 E. 2024/3128 K. – Muvazaa Nedeni
Konu: Muvazaa Nedeni İle İcra Takibinin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14764
- Karar No
- 2024/3128
- Karar Tarihi
- Konu
- Muvazaa Nedeni İle İcra Takibinin İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/488 E- 2020/4034 K DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ...... 2-.. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 05.02.2010 HÜKÜM KARAR : Kabulüne /Düzelterek Yeniden Hüküm Kurulmasına Davalı ... vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/488 E- 2020/4034 K Taraflar arasındaki muvazaa nedeni ile icra takibinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalılardan...Hava Taşımacılık AŞ'ye 2008 yılı sonunda vermiş olduğu yemek ve ikram bedeli faturalarının ödenmemiş olması sebebi ile davalı ... aleyhine icra takibi yaptığını, davalı ... Ekspers Hava Taşımacılık AŞ'nin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı sebebi ile uçuş yapamaz duruma geldiğini ve uçuş ruhsatının Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından iptal edildiğini, davalı ... Eksperes Hava Taşımacılık AŞ'nin uçuş ruhsatı alabilmek için Devlet Hava Meydanları işletmesine vermiş olduğu 1.500.000 USD teminat dışında herhangi bir menkul veya gayrimenkul mal varlığı bulunmadığını, davalı ... Ekspers Hava Taşımacılık AŞ'nin uçuş ruhsatının iptal edilmiş olması sebebi ile açığa çıkan 1.500.000 USD tutarındaki teminat bedelini borçlu şirketin alacaklılarından kaçırmak amacı ile diğer davalı ile muvazaalı olarak icra takibi oluşturmak sureti ile kaçırmak istediğini, bunun için davalıların muvazaalı olarak Devlet Hava Meydanları işletmesinde bulunan teminat tutarı kadar alacak oluşturduğunu ve bu alacağa dayalı olarak Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalı ... Ekspers Hava Taşımacılık AŞ tarafından bu icra takibine itiraz edilmeksizin takibin kesinleştirildiğini ve Devlet Hava Meydanları İşletmesinde (DHMİ) bulunan teminat bedeli üzerine derhal haciz konulduğunu, hiçbir menkul ve gayrimenkulu bulunmayan kağıt üzerinde devam eden davalı şirkete diğer davalı ...'ın 1.500.000 USD gibi bir bedel havale göndermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi havaleden 3 gün sonra havale dekontuna dayalı icra takibi açılmış olması da taraflar arasındaki muvazaanın açık bir göstergesi olduğunu, davalılar arasındaki İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 esas sayılı dosyasındaki icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleşmesinin müvekkili şirket alacağına dayalı icra takibi kesinleştirilinceye kadar geçecek süre içerisinde davalı şirkete ait tek mal varlığı olan DHMİ'deki teminat bedelinin de muvazaalı takip vasıtası ile tahsil edilerek, davacı şirket alacağının borçlu şirketten tahsilinin imkansız ... geleceğini, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi çerçevesinde davalılar arasındaki muvazaalı icra takibinin davacı şirket yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; dava değerinin 1.500.000,00 USD olarak tespitini ve bu tutar üzerinden harcın davacı şirkete ikame ettirilmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasının ihtilaflı olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında karz ilişkisi olduğunu ve müvekkilinin diğer davalı şirkette olan alacağını tahsil amacıyla Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takibin davacının alacağının tahsilini önlemek amacıyla başlatılmadığını, müvekkilinin diğer davalı ... şirketine 1.500.000 USD borç verdiğini, DHMİ ve SHGM nezdinde davalı şirketin teminat mektuplarının nakde çevrilmesi durumu söz konusu olduğunda davalı şirketin müvekkilinden teminat mektubunun karşılıklı olarak borç para istediğini, müvekkilinin davalı şirketle olan ticari ilişki ve güvene dayanarak davalı şirketin daha da zor durumda kalmaması için kendi şahsi hesabından virman yoluyla davalı şirket hesabına havale yaptığını, bu nedenle teminat mektubunu veren bankanın davalı şirket hakkında takip yapmadığını, bu nedenle davalı şirketin müvekkiline 1.500.000,00 USD borçlu olduğunu, bu yüzden de diğer alacaklılara nazaran daha olumsuz duruma düşmemek üzere alacağın tahsili için davalı şirket hakkında takibe geçildiğini, müvekkilinin bankaya davalı şirketin teminat mektubundan dolayı olan borcunu ödeme nedeniyle bankanın devreden çıktığını ve ne davalı şirketin ne de davacı şirketin durumlarının bu ödeme nedeniyle ağırlaştırılmadığını, bu nedenle haksız olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde dava değerini göstermediğini, muvazaa nedeniyle iptalini talep ettiği Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 esas sayılı dosyasında değerin 1.500.000 USD olduğunu bu nedenle dava değerinin 1.500.000,00 USD olduğu ve davacının buna göre nisbi harç ödenmesi gerektiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü hususların henüz yargılaması devam eden iddialardan ibaret olduğunu, davacının şüpheli bir durumu (sözde alacak iddiasını ) dayanak yaparak açtığı bu davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini ve muvazaa iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin iflas halinde ya da borca batık bir durumunun olmadığını, müvekkili şirketin işletme ruhsatının haksız olarak iptal edildiğini bu nedenle SHGM aleyhine Ankara 6. İdare Mahkemesinin 2009/565 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, davanın henüz derdest olduğunu, SHGM nün müvekkiline ait işletme ruhsatını iptal eder etmez uhdesinde bulunan müvekkili şirkete ait 1.500.000 USD bedelli teminat mektuplarının nakde çevirmek için ING Bank a yazı yazdığını, müvekkilinin bankada bu kadar nakdi olmadığından şirketin ilk kurulduğu yıllardan beri ticari ilişki içinde olduğu diğer davalı ...'dan süregelen ilişki ve güvene istinaden teminat mektubunun karşılığının bankaya yatırılmasını talep ettiğini, davalı ...'ın da müvekkili şirketin bu talebini kabul ederek 1.500.000 USD yi ING Bank'a 04.05.2009 tarihinde yatırdığını, banka tarafından bu paranın 05.05.2009 tarihinde DHMİ nin hesabına aktarıldığını, ...'ın banka teminat mektubunun bedelini ödeyerek bankanın yerini aldığını, müvekkili şirketin aynı miktarda bankaya borçlu iken davalı ...'a borçlu ... geldiğini, müvekkili şirketin ...'a teminat mektubunun bedeli dışında 371.735,33 Euro ve 21.869,75 TL daha borcu bulunduğunu, davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu bu nedenlerle açılan bu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.10.2020 tarihli ve 2019/488 Esas ve 2020/4034 Karar sayılı kararıyla, davalılar arasında süregelen ticari ilişkinin var olduğu, davalılardan ...'ın bu meblağda borç para verebilecek mali gücünün olduğu, para transferine ilişkin dekontta ödemenin hangi amaçla gönderildiğine ilişkin hiçbir açıklamanın yer olmadığı, açıklama bölümünde hesaptan hesaba virman ifadesinin yer aldığı, bu denli büyük meblağ transferinde açıklamanın yer almamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, borç paranın davalı şirket hesaplarına 04.05.2009 tarihinde gönderilip, 07.05.2009 tarihinde borçlu şirket hakkında icra takip işleminin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, diğer davalı şirketin ödeme emrinin bir gün içinde çalışan...'ya 08.05.2009 tarihinde süratla tebliğinin yapıldığı, davalılar kendi aralarında rızai olarak temlik işlemi de yapabilecekken icra takibinin süratli olması halinde diğer davalı alacaklının daha fazla menfaatine hizmet ettiği, tarafların bu meblağda bir borç ilişkisini hiçbir teminata bağlamayıp bu ilişki için yazılı sözleşme dahi yapmamalarının dikkat çekici olduğu, davalıların savunmalarında belirttikleri, ... ödeme yapmasa idi, teminat bedelinin bankalara kalacağı hususundaki iddialarının ispat edilemediği, gerekçesi ile; davanın kabulü ile, İstanbul Beyoğlu eski 2 İcra Müdürlüğünün 2009/13116 (yeni 35 İcra Müdürlüğünün 2009/13116 ) sayılı dosyadaki takibin 348.080,07 TL asıl alacak üzerinden iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin takibe konu alacağının banka kanalıyla yapılan ödemeye dayalı olduğunu, davacıyı ve diğer alacaklıları zarara uğratma durumunun söz konusu olmadığını, sundukları deliller değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, İlk Derece Mahkemesince dosyaya intikal eden banka dekontlarının incelenmediğini, mahkemenin davalılar arasında banka kanalıyla gerçekleşen borçlanma için yazılı sözleşme aramasının ve takibin muvazaalı olduğu sonucuna varmasının da yersiz olacağını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/93 (E) sayılı iflas davasının sonucunun beklenmesi gerekirken beklenmeksizin karar verilmesinin usule aykırılık teşkil ettiğini, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre; 1-Davanın kabulü ile Beyoğlu eski 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 (yeni İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2009/13116) esas sayılı dosyasındaki takibin, davacının Beyoğlu 5. İcra Müdürlüğünün 2009/12702 Esas dosyasındaki 348.080,07 TL asıl (alacağın ferileri bakımından İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulmayıp bu yönüyle davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığından davalılar lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek) alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere iptali ile, bu alacak miktarı bakımından davacıya Beyoğlu eski 2. İcra Müdürlüğünün 2009/13116 (yeni İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2009/13116) Esas sayılı dosyası üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili ile davalı ... vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince açılmış muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi 2.6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi , İcra ve İflas Kanunu'nun 283 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı borçlunun ING Bank nezdinde teminat mektuplarının nakde çevrilmesini engellemek adına davalı borçluya 1.500.000 USD gönderip, 3 gün sonra davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatılmasına, davacının dava konusu icra takiplerine itiraz ederek takiplerin sürüncemede bırakılmasına rağmen davalı ... tarafından başlatılan takipte herhangi bir yasal hakkın kullanılmamasına, davalı ...'ın davalı borçlunun durumunu bilen kişiler olmasına göre davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılar ... ve ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy birliğiyle karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY İİK 280. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir.” Bu maddeye göre, bir borçlu eğer, alacaklılarına zarar vermek (alacaklarından mal kaçırmak) için, bir alacağını gerçekte borçlu olmadığı üçüncü bir kişiye temlik ederse bu temlik «hileli bir tasarruf» olarak bu maddeye göre iptale tabidir. Fakat, borçlu eğer, üçüncü bir kişideki alacağını -ödeme yerine geçmek üzere- gerçekten borçlu olduğu üçüncü bir kişiye temlik ederse, bu temlik bu madde anlamında «iptale tabi bir tasarruf» niteliğinde sayılamaz. Çünkü, borçlu borcunu ‘nakit olarak’ ödeyebilir. Bu ödeme İİK 280. maddesi kapsamına girmez. Tasarrufun iptali davasının en önemli unsuru borçlunun üçüncü kişilere yaptığı bir tasarruf işlemidir. Zira bu davada bir tasarruf işlemi olup olmadığı aslında uyuşmazlığın temelidir. İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali talep edilebilmesi için, borçlunun alacaklıdan mal kaçırma amacı ile üçüncü kişilere kazandırıcı bir işlem yapılması gerekir. Bir tasarrufu işleminden bahsetmek için; a) Geçerli bir işlemle bir hak devredilmiş olmalıdır. b) Borçlunun malvarlığında azaltıcı etkisi olmalıdır. c) Yapılan işlem geçerli bir işlem olmalıdır. Tasarrufun iptaline konu tasarruftan bahsetmek için borçlunun üçüncü kişilere devir ettiği hak iptal kararı ile birlikte satılarak alacaklının alacağını alabilmesine imkan vermelidir. İptal edildiğinde alacaklıya haciz ve satış imkanı tanımayan işlemler tasarrufun iptali davalarında bir tasarruf işlemi sayılmaz. Zira tasarrufun iptali davasında amaç alacaklının alacağına kavuşmasıdır. Alacağının karşılanmasına hizmet etmeyen iptal tasarrufun iptali niteliğinde değildir. Somut dosyada; davalı ... 04.05.2009 tarihinde borçlu... Ekspres A.Ş. ye 1.500.000 USD havale yaptığı ve akabinde borçlu... Ekspres A.Ş hakkında takip yaptığı ve bu takip nedeniyle icra müdürlüğünün borçlunun Devlet Hava Meydanları İşletmesinde bulunan teminatı üzerine haciz koyduğu ve bu haczin iptali istenmektedir. Haciz işlemine baktığımızda borçlunun bir işlemi değil tamamen icra müdürlüğünün kesinleşen bir alacak nedeniyle koyduğu bir haciz işlemi olup öncelikle burada borçlunun üçüncü kişilere bir tasarruf işleminden bahsedilemez. Diğer taraftan borçlu ile üçüncü kişi arasında ki işlemin muvazaalı olması ve bu muvazaanın davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Haciz işleminin muvazaalı olduğunu kabul edebilmek için borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazaalı bir icra takibinin olması gerekir. Örneğin hiçbir karşılığı olmadan bono veya çek vermek veya adi takibe itiraz etmeden kesinleşmesini sağlamak gibi. Oysa burada davalı ...’ın banka havalesi ile yaptığı gerçek bir işlem var. Yani icra takibinin temelini oluşturan gerçek bir havaledir. Üçüncü kişi ...’ın borçludan alacağı gerçek olup bunu tahsil etmek için takip ve haciz yaptırmasının subjektif ve ispatlanmamış varsayımlara dayalı olarak muvazaalı kabul edilmesi mahkemenin, üçüncü kişinin alacağını alacak kabul etmeyerek davacının alacağını alacak olarak kabul etmesi ve iptal kararı verilmesinin tasarrufun iptali davalarının temel ilkelerine aykırı olması nedeniyle karar bozulması gerekirken onanması yönünde verilen Çoğunluğun kararına katılmamaktayım.