Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/1442 E. 2024/6038 K. – Hakaret
Konu: Hakaret
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1442
- Karar No
- 2024/6038
- Karar Tarihi
- Konu
- Hakaret
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2023/414 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 52 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve 2020/16 Esas, 2023/414 Karar sayılı kararının ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2024 gün ve 2024/5355 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya aslının, yapılan istinaf başvuruları üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği anlaşıldığından onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, iddianame anlatımında, sanığın ...'ya karşı işlediği hakaret eyleminden cezalandırılması talep edildiği halde, sanığın ..., ... ve ...'ya karşı hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde iddianame içeriğine göre; sanık hakkında katılan ...'e yönelik hakaret suçundan dava açıldığı, katılanlar ..., ...'a yönelik hakaret suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında hakaret eylemini tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlediği kabul edilerek cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakaret suçundan sanık hakkında Ankara 46.Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve 2020/16 Esas 2023/414 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; mahkeme uygulaması da gözetilerek;
"Sanığın hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası gereği 90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın cezasında başkaca yasal ya da takdiri arttırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına,
5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, günlüğü takdiren 20,00 TL üzerinden paraya çevrilerek, sanığın 1.800,00 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA, İnfazın bu miktar üzerinden yapılmasına, kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına,"
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.