Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/21169 E. 2023/24101 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2021/21169
Karar No
2023/24101
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/437 E., 2015/562 K. SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanu'nun 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında, görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 8 ay 10 gün hapis cezası, hakaret suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan; 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteğinin, şikâyetçilerinin kendisine kişisel sebeplerle husumet beslediklerine ve bu nedenle kendisine yönelik işlem yaptıklarına, bu hususu belirtmesine rağmen dikkate alınmadığına, verilen cezanın haksız olduğuna ve bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür. III. OLAY VE OLGULAR Olay gecesi şikâyet üzerine polis memuru olan şikâyetçilerin olay yerine gittiklerinde ara sokakta itiş kakış yaşandığını fark ettikleri, davranışlarından şüphelendikleri sanıktan kimlik göstermesini istedikleri ve bu hususta ısrar etmeleri üzerine sanığın "S... gidin lan a...ına koyduğumun polisleri." diyerek hakaret ettiği ve kaçmaya çalıştığı sırada şikâyetçilerin kolundan tuttukları sanığın "O... çocukları hepinizin a... koyarım." şeklinde sözlerle hakaretlerine devam ettiği, şikâyetçilerin etkisiz hale getirmek için sanığa kelepçe takmak için uğraştıkları ve sanığı tutmaya çalıştıkları sırada sanık ve kız arkadaşı olan temyiz dışı sanık Y.E’nin şikâyetçilere karşı etkili eylemde bulundukları, sanığın üzerinde yapılan kaba üst aramasında ele geçirilen bıçağın uzmanlık raporuna göre; sustalı çakı olduğu ve 6136 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz bıçaklardan olduğu, polis merkezine getirilen sanığın taşkınlığa devam ederek şikayetçilere "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz babamı çağırın hepinizin anasını s..., sizinle teker teker hesaplaşacağım." diyerek tehditte bulunduğu, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 1. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden Şikâyetçilerin aşamalardaki anlatımları, olay tutanağı, şikayetçilere ait adli raporlar, tanık beyanları ve olayın oluş şekli ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçları işlediği sabit görüldüğünden, Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Cezaların Kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmış, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. B. 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçu Yönünden

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre olay tutanağı, sanıktan elde edilen bıçak üzerinde yapılan inceleme neticesi hazırlanan uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendildiğinde Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiş, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarih ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan ''...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış...'' ibaresinin ''... seri muhakeme usulü...'' yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri yargılama usulüne tabi olması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Nedeniyle kararda hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.11.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif)

K A R Ş I O Y Olay tarihinde idari görevlerini yerine getirmek isteyen görevlilere karşı manevi cebir ile direnen sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan dolayı TCK’nın 265/1 inci maddesi ile mahkûmiyet kararı verilmesinde sayın çoğunluk ile aramızda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamasına karşın, sanığın aynı olayda birden fazla görevliye direndiğinden bahisle TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması hususunda sayın çoğunluk ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/1576-1628-1894-8783-8860 Esas sayılı dosyalarında yazılan muhalefet şerhlerinde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere; uyuşmazlığa konu görevi yaptırmamak için direnme suçunda suç çokluğunun söz konusu olmadığı gibi suçun başka bir şekilde parçalara ayrılarak işlenmesi de mümkün değildir. Uygulamada TCK'nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima, ancak her mağdur ya da şikâyetçiye karşı tek tek ayrı ayrı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda birden fazla mağdura karşı işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan sanık lehine getirilmiş bir müessesedir. Örneğin, topluluk içerisinde bulunan herkese hakaret ya da tehdit içerikli sözler söyleme olanağı bulunan sanığın, topluluğa karşı hakaret ve tehdit içerikli sözleri aynı anda söylemesi, birden fazla kişiyi tek tek bir yere kapatarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesi mümkün olan sanığın, birden fazla kişinin bulunduğu odanın kapısını kapatarak dışarıya çıkmalarına engel olması gibi. Örneklerde açıklandığı üzere, TCK’nın 43/2 nci maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtimanın, mağdur adedince ayrı ayrı her mağdura karşı işlenmesi mümkün olan suçların, tek hareketle aynı anda bütün mağdurlara karşı tek hareketle işlenmesi halinde uygulanma olanağı bulunan bir müessese olduğu, gittikçe istikrar kazanan ve yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlardan çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Suçunun konusunun tek olması nedeniyle Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin 2009 yılının sonlarına kadar TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanamayacağına dair yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlarından yasada hiçbir değişiklik olmaksızın vazgeçilerek sanık aleyhine olacak şekilde görevli memurların birden fazla olması durumunda TCK’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerektiği yönündeki değişen kararları, Y.C.G.K.nın 2010/47 Karar sayılı ilamı ile de (Somut olayda, sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden altı kamu görevlisine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2 nci maddesinin uygulanması gerekmektedir.) desteklenerek bütün çağdaş Anayasalarda temel bulan hukuki güvenlik ilkesi kanaatimizce ihlal edildiği gibi ayrıca 2010/47 Karar sayılı ilamda bir taraftan suçun hukuki konusunun tek olduğu kabul edilirken, diğer taraftan sırf mağdur sayısının fazla olduğundan bahisle direnilen görevin tek olması nedeniyle suç çokluğundan söz edilemeyeceği için TCK'nın 43/2 nci maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeyerek anılan maddenin uygulanmasına karar verilerek, benzer olaylardaki içtihatlar bir yana kararın kendi içerisindeki gerekçesi ile sonucu arasında dahi çelişkinin doğmasına sebebiyet verilmiştir. Prof. Dr. Kemal GÖZLER’in deyimiyle; hukuk, ancak Öklid’in teoremleri misali, doğruluğu apaçık olan ilkelerin geliştirildiği ve bu ilkelerin bütün hukukçular tarafından benimsenip standart olarak uygulandığı gün “bilim” olma sıfatını hak edecektir. İşte ancak o gün, hukuk problemleri bütün hukukçular tarafından aynı şekilde çözümlenecektir. Böyle bir sistemde mahkeme kararları da önceden doğru olarak tahmin edilebilecektir. İşte ancak böyle bir sistemde, hukuk güvenliği ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesi gerçekleşmiş olacaktır. Sonuç itibariyle; Bölünmesi, parçalara ayrılması mümkün olmayan ve ancak bir kez işlenmesi mümkün olan görevin yaptırılmaması için direnme suçunda, gerek zincirleme suçun gerekse fikri içtimanın olmazsa olmazını teşkil eden suç çokluğundan söz edilemeyeceği hususunda herhangi bir duraksamanın bulunmamasına karşın, Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin sayın çoğunluğunun, hukuki düzenlemelere ve yerleşik uygulamalara aykırı olduğu gibi kendi önceki tarihli içtihatlarına da aykırı olacak şekilde; birden fazla şikâyetçinin zarar gördüğünden bahisle TCK’nın 265/1, 43/2 nci maddeleri ile uygulama yapan yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün, TCK’nın 43/2 nci maddesinin koşullarının oluşmadığından bahisle bozulması gerekirken onanmasına, dair kararına yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/21169, K. 2023/24101, T. 15.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2021-21169-e-2023-24101-k-be47668f74d0