Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28119 E. 2013/19832 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2012/28119
Karar No
2013/19832
Karar Tarihi

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Çeşme Sulh Ceza Mahkemesince verilen 27/02/2007 tarih ve 2006/155 esas, 2007/39 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 02.11.2011 gün ve 2009/17874 esas, 2011/20268 sayılı kararıyla; " Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın sabıkasında yer alan önceki hükümlülüğünün ceza kararnamesiyle verilip verilmediği araştırılarak sonucuna göre ceza kararnamesiyle verilmiş ise hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562.maddesinin 2.fıkrası ile de CYY.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/12/2011 gün ve 2007/180206 sayılı yazısı ile; “Çözümlenmesi gereken sorun, kasten işlenen suçtan dolayıceza kararnamesi ile verilen hükümlülüğün hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturan nitelikte olup olmayacağının belirlenmesine ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2011 gün ve 86-118 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı üzere; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile çocuklar hakkında, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile de büyükler için kabul edilmiş, aynı Yasanın 40. maddesiyle 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır. 5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Yasalar ile gerçekleştirilen değişiklikler sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için; 1)Suça ilişkin koşullar; a- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmeli ve hükmolunan ceza ise iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olmalıdır. b- Suç, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmamalıdır. ./.. -2-

c- 01.03.2008 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ise, suçun ayrıca 3713 sayılı Yasa ile 1632 sayılı Yasa kapsamında yer alan suçlardan olmaması gerekmektedir. 2)Sanığa ilişkin koşullar; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, d- Sanığın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul etmesi, Gerekmektedir. Tüm bu koşulların bulunması halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Diğer taraftan, "Ceza kararnamesi" genel yargılama kurallarından farklı kuralları bulunan, kendine özgü hızlandırılmış bir yargılama yöntemidir. Bu yargılamanın en önemli özelliği, sanık davet edilip sorgusu yapılmadan ve kanıtlar ortaya konulup tartışılmadan, evrak üzerinden karar verilmesidir. Bir başka anlatımla duruşma açılarak yüz yüze yargılama yapılmadan, mevcut kanıtlarla yetinilmek suretiyle dosya üzerinden karar verilmektedir. Bu yolla basit işlerin çabuk çözümlenmesi, mahkemelerin iş yüklerinin hafifletilmesi, basit suçların yargılamalarının hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Ceza kararnamesi ile verilen kararlar temyiz yasa yoluna değil, CYUY’nın 390. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna tabidir. İtiraz edilmeyen veya süresinde yapılan itirazın reddedilmesi halinde kesinleşen ceza kararnameleri, son karar niteliğini aldığından hükmün sonuçlarını doğuracak, infaz edilecektir. Bu kararlar için kesinleştiklerinde yazılı emir yasa yoluna başvurulması olanaklıdır. Öte yandan, CYUY'nın 305. maddesi ile temyize tabi hükümler belirlenmiş ve temyize tabi olmayan hükümler hakkında ise, olağanüstü bir yasa yolu olan yazılı emir yoluna başvurulabileceği ve tekerrüre esas alınamayacağı esası getirilmiştir. Yine yerleşmiş yargısal kararlarda da belirtildiği üzere, bu yasa maddesinin uygulanmasında, Yargıtay yolunun açık olduğu hükümler, ittihaz edildikleri anda kesin hüküm etkisini taşımadıklarından yukarıda sayılan diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde tekerrüre esas alınacaklardır. Ancak temyiz yasa yoluna tabi olmayan kararların tekerrüre esas alınamayacağı, dolayısıyla da ceza kararnamesi ile verilen cezaların da tekerrüre esas olamayacağı kabul edilmiştir. Ne var ki, ceza kararnamesi ile verilen kararların 1412 sayılı CYUY'nın 305. maddesindeki düzenleme ve yerleşmiş yargısal kararlara göre tekerrüre esas alınamayacağı konusunda bir duraksama bulunmamakta ise de; anılan kararların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil edip etmeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. Esasen ceza kararnameleri ile verilen hükümlülükler hükmün bütün sonuçlarını taşımakta ve infaz edilmektedir. Açılan bir kamu davasında kanıtların hüküm vermeye yeterli olması halinde yasada sayılan koşullara uygun olarak hakimin ceza kararnamesi düzenlemesi olanaklıdır. Ancak, ceza kararnamesi düzenlemek veya duruşma açmak hakimin takdirinde olup, bu takdire dayalı olarak verilen kararlardan birinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına esas alınarak diğerinin alınmaması eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Aynı nitelikte suç işleyen kişiler arasında bu şekilde eşitsizlik yaratılması, ceza adaletine olan güveni de sarsacak niteliktedir. Kaldı ki, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen CMK’nın 231. maddesinde ceza kararnamesiyle verilen mahkûmiyet kararları ile ilgili açık bir hüküm de bulunmamakta yalnızca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması koşulu aranmaktadır.

./..

-3-

Tüm bu açıklamalar ışığında, adli sicil kaydında kasten yaralama suçundan ceza kararnamesi ile kurulan bir mahkûmiyet hükmü bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında uygulanması koşulları oluşmadığından, Özel Dairece bu konunun bozma nedeni sayılması isabetli bulunmamaktadır. Yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile, 1-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.11.2011 tarih ve 2009/17874 esas, 2011/20268 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 27.02.2007 gün ve 2006/155 - 2007/39 esas karar sayılı hükmünün ONANMASINA, Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/02/2012 gün ve 4/522-71 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza kararnamesi ile verilen mahkumiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel oluşturmayacağı anlaşılmakta ise de, hükmün sair yönlerinin incelenmemiş olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 02.11.2011 gün ve 2009/17874 esas, 2011/20268 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Çeşme Sulh Ceza Mahkemesince verilen 27/02/2007 tarih ve 2006/155 esas, 2007/39 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, cezanın ertelenmemesine dair mahkemece gösterilen gerekçelerin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun subjektif koşulunu da kapsadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,

./..

-4-

Kanuna aykırı, sanık ...’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/28119, K. 2013/19832, T. 20.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2012-28119-e-2013-19832-k-6c6a9d1f80e7