Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/28147 E. 2013/19825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28147
- Karar No
- 2013/19825
- Karar Tarihi
Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11/12/2007 tarih ve 2006/880 esas, 2007/1051 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 22.02.2012 gün ve 2010/4379 esas, 2012/3605 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5275 sayılı C.G.T.İ.H.Y.nın 105/2, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 51/6-b ve Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinin 36/2. maddeleri uyarınca, sanığa, denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından gönderilen listeden uygun görülen hizmeti ve süresini kabul edip etmediği sorulmadan ve bu öneriyi reddetme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan, sanık müdafiinin son oturumdaki isteği dikkate alınarak, hükmolunan hapis cezasının, TCY.nın 50/1-f maddesinde öngörülen kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımına çevrilmesi, 2- Kabule göre, sanığın çalıştırılacağı hizmet türünün kararda gösterilmemesi, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2012 gün ve 2008/34276 sayılı yazısı ile; "Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin bu bozma kararına karşı aşağıda açıklanan nedenlerle itiraz edilmesi uygun görülmüştür. Yüksek Daire’nin kararı incelendiğinde, başlıca üç yönden hükmün hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. 1-Öncelikle TCK’nun 50/1.f maddesine göre kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek tedbirine ancak sanığın istemiyle karar verilebileceği vurgulanmaktadır. TCK’nun 50/1.f maddesinde yer alan seçenek tedbir, ancak sanığın gönüllülüğüyle uygulanabilir. Bu hususta herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Burada çözümlenmesi gereken sorun, sanık savunmanının talebinin, “tedbirin uygulanmasına gönüllü olma” koşuluna yeterli olup olmadığı noktasındadır. Somut olayda sanık savunmanı bu seçenek tedbirin uygulanmasını özellikle talep etmiştir. Son duruşmada söz alan sanık savunmanı, sanığın beraatını istemiş, hükümlülük kararı verilecekse bu seçenek tedbirin uygulanması talebinde bulunmuştur. Savunmanlık sıfatı, sanık adına savunma yapmaktan öte, onun haklarını koruyucu davranmayı, onun adına ve yararına taleplerde bulunmayı gerektirir. Bütün bunların yanında, duruşmaya gelemeyecek olan sanığın, mahkemeye iletmesi gereken talepleri de savunmanı aracılığıyla bildirilir. Somut davada sanığın yapmaya gönüllü olduğu, hüküm sonrası süreç itibariyle de açıkça anlaşılan bu seçenek tedbire, sanık savunmanının açık talebiyle karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık yoktur. Bu tedbirin uygulanması için sanığın bizzat duruşmaya çağırılıp dinlenmesi koşul olarak belirlenmemelidir. Sanık savunmanının bu husustaki talebi yeterli olarak görülmelidir. ./.. -2- 2-Yüksek Daire, hükmü ayrıca Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi şube müdürlüğü tarafından oluşturulan hizmetler listesinde yer alan hizmetlerden hangisini tercih edeceği sorulmadan karar verilmesi nedeniyle de bozmuştur. 18/04/2007 ve 26497 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’nde kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbiri, “hükümlünün; 5237 sayılı Kanunun 50. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince, mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olması koşuluyla ücretsiz olarak kamu kurumunun veya kamu yararına hizmet veren bir özel kuruluşun belirli hizmetlerinde çalıştırılması” anlamına gelmektedir. Kamu yararına çalışma tedbiri, suça karışmış olan kimselerin kamu vicdanında açmış oldukları yarayı yine kamu için ücretsiz olarak çalışarak sarma çabası içerisine girmelerini sağlamaktadır. Hapis cezasına seçenek bir yaptırım olan kamu yararına çalışma tedbiri ile kişiler, işlemiş oldukları hukuka aykırı eylemin karşılığını toplumsal yaşamdan kopmadan ve olağan yaşamlarını asgari olarak etkileyecek biçimde, günün belirli saatlerinde bir kamu kurumu ya da kamuya yararlı bir dernek veya vakıfta çalışarak ödemektedirler. Kamu yararına çalışma sisteminin sağlıklı bir biçimde uygulanabilmesi için önemli olan noktalardan birisi rehabilite edici ve toplumsal entegrasyonu sağlayıcı şekilde işlemesidir. Bu yükümlülük sayesinde suça karışmış olan kişilerin, toplum içerisinde sorumluluk alarak toplumsal yaşama adaptasyon süreçlerini hızlandırmak amaçlanmaktadır. Hizmetler listesi; şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu yararına hizmet üreten kurumların, hükümlülerin hangi işlerde ne kadar süreyle çalıştırabileceklerine dair bilgilerin bulunduğu, ücretsiz çalışma yaptırımına dair kurumlar listesindeki bilgiler doğrultusunda hazırlanan listedir. Bu listenin hazırlanması sürecinde kurumlar denetim görevlileri (sosyal çalışmacı, psikolog, sosyolog, öğretmen) ve denetleme memurlarınca (infaz ve koruma memurları) ziyaret edilir, kamu yararına çalışma cezası için uygun olup olmadıkları raporlaştırılır ve uygun olan kurumlar bir çizelge haline getirilir. Mahkemenin kişi hakkında verdiği kamu yararına çalışma cezası kararı sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığı infaz için dosyayı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğüne gönderir. Bu aşamadan sonra şubeye davet edilen kişi bir denetim görevlisinin denetiminde mahkeme kararına ve kişisel özelliklerine göre faydalı olabileceği bir kuruma çalışmak üzere yerleştirilir. Bu listeler dönemsel olarak, kamu kurumlarının ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmakta, personel istihdamına göre sürekli olarak değişmektedir. Sözgelimi 2010 yılı için temizlik iş kolunda varolan ihtiyaç, o işkoluna personel alımı dolayısıyla kalkmakta, ertesi yıl listeden bu işkolu çıkabilmektedir. Dolayısıyla, sanığa liste gösterilip talebi alındıktan bir süre sonra ilgili seçenek tedbirin uygulanma olanağı ortadan kalkabilmektedir. Yargılama sürecinin birkaç yıla yayıldığı dikkate alındığında, Yüksek Daire’nin belirlediği koşulun yerinde olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Keza, bozma ilamına dayanak alınan yasa, tüzük ve yönetmelik hükümlerinden hiçbirisinde “sanığa” bu şekilde bir öneri yapılacağını düzenlememekte, önerinin “hükümlüye” yapılacağı yasada ve tüzükte açıkça belirtilmektedir. Burada geçen “hükümlü” ibaresi, işlemin infaz aşamasında yerine getirileceğini göstermektedir. Bu nedenlerle Yüksek Daire’nin bu hususa ilişkin bozması yerinde değildir. 3-Mahkemenin kararında sanığın hangi iş kolunda çalıştırılacağının belirlenmemiş olması bozma konusu yapılmış ise de; gerek kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımını öngören 5237 sayılı yasanın 50. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, gerekse Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’nde, mahkemenin belirli bir hizmet alanı belirlemesine ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu hususta, bir önceki bozma nedenine ilişkin olarak belirttiğimiz itirazlar aynen geçerlidir. Ayrıca, cezanın infazı sırasında sosyal çalışmacı, psikolog, sosyolog yardımından faydalanılarak, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından hükümlünün kişisel özelliklerine göre hangi iş kolunda çalışacağının belirlenmesi infazın daha etkili ve amaca uygun bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacaktır. ./..
-3-
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle İTİRAZIN KABULÜ ile Bu nedenlerle Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin 22/02/2012 tarih, 2010/4379 Esas, 2012/3605 Karar sayılı ilamının kaldırılması ve Ankara 4.Sulh Ceza Mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu 11/12/2007 tarih, 2006/880 Esas, 2007/1051 Karar sayılı hükmünün ONANMASINA karar verilmesi arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Cezanın bireyselleştirilmesine yönelik mahkemece ortaya konulan gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, Dairemizce verilen 22.02.2012 gün ve 2010/4379 esas, 2012/3605 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11/12/2007 tarih ve 2006/880 esas, 2007/1051 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...