Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/306 E. 2026/3769 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/306
Karar No
2026/3769
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/155 E., 2025/1425 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/540 E., 2024/545 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının yetkilisi olduğu ... arasında Ankara .... Noterliği’nin 45595 sayılı 10.11.2005 tarihli Düzenleme Şeklinde Ön Sözleşme ve Ankara.... Noterliği’nin 19.07.2013 tarih ve 7207 sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, ön sözleşme kapsamında Ankara İli .... İlçesi .... ....imarın ....... parselinde kayıtlı toplam 50 02... yüzölçümlü taşınmazın .... Hizm. A.Ş.’ne ait olmayan hisselerinin alımı hususunda müvekkilinin yetkilendirildiğini, hisse bedellerinin rayiç bedeller üzerinden ... Hizm. A.Ş. tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu hisselerden .... Büyükşehir Belediyesi’ne ait 4 79... alımı için müvekkili tarafından 23.05.2012 tarihinde 138.000,00 TL ve 498.950,00 TL olmak üzere toplam 636.950,00TL davalıya ait Türkiye.... hesabına borç olarak gönderildiğini, aradan uzunca bir zaman geçmiş olmasına ve tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen söz konusu bedel müvekkili iade edilmediği için Ankara..... Noterliği’nin 04.02.2022 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini,6 hafta beklendiğini, ödeme yapılmayınca icra takibi başlattıklarını ileri sürerek; itirazın iptali % 20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin bir aile şirketi olan .... Hizmetleri AŞ'de murahhas azalık görevini üstlendiğini, murahhas aza olduğu dönem boyunca da TTK m. 371 uyarınca şirketi temsilen iş ve işlemler yaptığını,şirket ile davacı arasındaki sözleşmelere murahhas aza olarak imza attığını, dava konusu havale edilen para da davacı tarafından, dava dışı şirket nam ve hesabına, şirketin murahhas azası sıfatıyla davalı müvekkile gönderilmiş olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceği, gönderilen para, şirkete olan bir borcun ifasına yönelik olup davacının, bu parayı belediye hisselerinin alımı için müvekkiline gönderdiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, belediye’nin hissesinin alımı için paranın her seferinde şirket tarafından ödendiğini, belediyeye ait hissenin çok daha önce satın alındığını, ilk seferinde 958.000,00TL ve mahkeme kararı ile satışın iptal edilmesi üzerine de 1.437.000,00TL’nin yine şirket tarafından ödendiğini işin aslında dava dışı ... hizmetleri ile davacı arasında imzalanan 09.03.2012 tarihli tutanak uyarınca davacının ... Hizmetlerine katkıda bulunması konusunda anlaşmaya varıldığını, tutanağın 5. maddesi ile davacı tarafından ödenecek bu katkının,müvekkilinin banka hesabına yatırılacağının kararlaştırıldığını, davacının, tutanaktaki bu hükme aykırı olarak 22.05.2012 tarihinde toplam 636.950,00 TL’yi, müvekkili yerine doğrudan dava dışı şirketin hesabına gönderilerek iade edildiğini, sonraki gün davacının bu kez tutanak uyarınca parayı, şirket nam ve hesabına murahhas aza sıfatıyla davalı müvekkilinin banka hesabına gönderdiğini, paranın tutanak gereği olduğu şirket nam ve hesabına murahhas aza sıfatıyla müvekkiline gönderildiğinin açık olduğunu savunarak, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; banka dekontlarına bakıldığında davacının davalıya 23.05.2012 tarihinde ''diğer ödeme ve ....... m2 bel.hisse alımı için'' yazarak 138.000,00..... hesabından ve 23.05.2012 tarihli .... hesabından ''274 62... parselde bulunan 479 metrekare belediye hissesinin alımı için gönderilen borç'' açıklaması ile 498.950,00 T para gönderdiği, Ankara.....Noterliği 19.07.2013 tarih ve 7207 yevmiye nolu .... ne bakıldığında Ankara ili ... İlçesi .... mahallesi .... parselde bulunan taşınmaza ilişkin olarak davacı ve dava dışı .... Hizmetleri A.Ş adına şirketi temsilen davalı tarafından imzalandığı, Ankara .... Noterliğinin ... yevmiye nolu tutanağına bakıldığında davacı ile davalı arasında düzenlendiği davacının bu inşaatın yapılacağı arsanın alımına ilişkin olarak ihtimaller göz önünde bulundurularak kararlaştırıldığı ve davacı tarafından karşılanacak bu katkı bedellerinin dava dışı şirketin hesabına aktarılmak üzere davalının hesabına gönderileceği konusunda anlaşıldığı, davalı tarafından sunulan belgeler incelendiğinde davacının icra takibine konu ettiği bedelleri önce şirketin hesabına gönderdiği sona şirketin bu paraları davacıya protokol hükümleri ile uyumlu şekilde iade ettiği, davacının sonrasında bu paraları davalının banka hesabına gönderdiği, davalının bu işlemler yapıldığı tarihte dava dışı şirketin murahhas üyesi olduğu ve şirket adına bu sözleşme gereği işlemleri takip ettiği, dosya arasında bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinde, inşaatın yapıldığının, 28.05.2017 tarihinde ve 21.08.2016 tarihli işlemler ile dava dışı şirketten çok sayıda taşınmazın tapularını aldığının görüldü ve davacının bu ödemeleri dava dışı şirkete değil davalıya borç olarak gönderdiğini ispat edemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri, Ankara ......Noterliğinin 19.07.2013 tarihli KKİS’nin Ankara ili, .... İlçesi, .... mahallesi ..... parselde bulunan taşınmaza ilişkin olarak davacı ve dava dışı ..... Hizmetleri şirketini temsilen davalı tarafından imzalanmış olması, davalının şirketin murahhas azası olduğu ve Ankara.... Noterliğinin 09.03.2012 tarihli tutanak başlıklı belgesi ile davacının inşaata sağlayacağı katkının davalının hesabı aracılığı ile şirkete aktarılacağının kararlaştırılmış olması, bu belgenin davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulmasına rağmen yargılama aşamasında imza itirazında bulunulmadığından istinaf aşamasında ileri sürülen bu itirazın dinlenilmeyecek olması, soruşturma dosyasının beklenmesinin sonuca etkili olmaması, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlayamamış olması dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tutanak başlıklı belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın sahteliği bilimsel raporlarla kanıtlandığından tutanağın delil vasfının bulunmadığını belgenin sonradan dosyaya sunulduğunu, taraflarına tebliğ edilmediğini ve itiraz hakkı tanınmadığını,davalı yanın dava dışı.....Hizmetleri A.Ş.’nin murahhas üyesi olması ve şirket adına KKİS gereği işlemleri takip etmesi, davacı tarafından gönderilen paraların davalıya borç olarak gönderildiği hususunu değiştirmediğini, müvekkilinin üzerinde düşen yükümlülüğü yerine getirerek .... Büyükşehir Belediyesi’nin hissesini alınabilir hale getirdiğini, dava dışı şirketin hisse bedelini ödeyemeyecek olması sebebiyle müvekkilden borç talep ettiğini, müvekkilinin talep edilen borcu şirkete ait hesaba gönderdiğini, daha sonra taraflarca şifahen yapılan görüşmeye göre paranın şirket yetkilisi davalı yana borç olarak verilmesine karar verildiğini, şirket tarafından gönderilen paranın iade edilerek davalı yana borç olarak gönderildiğini, daha sonra davalı yanın dava dışı şirkete ödeme yaptığını, davanın kabulüyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, karz akdinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.Medeni usul hukukunda sıfat, dava konusu kılınan subjektif hakla davanın tarafları arasındaki hukuki ilişkiyi ifade eder. Davacı ile davalı konumunda bulunan kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi ve yükümlü olup olmadığına ilişkindir. Sıfat yokluğu hususu maddi hukuk anlamında bir itiraz teşkil eder. Bu nedenle hakim sıfat yokluğu hususunu resen gözetir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davacının dava konusu havaleleri dava dışı şirkete değil davalıya gönderdiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin de gerekçesinde ayrıca belirttiği üzre davalının hesabına yapılan havalelerin açıklamalarında paranın belediyenin hissesinin alınması amacıyla borç olarak gönderildiğinin belirtildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile diğer sözleşmelerin yüklenici sıfatıyla davacı ile arsa hissedarı dava dışı şirket arasında yapıldığı, diğer hisselerin de alınmasının kararlaştırıldığı, davalının şirketin murahhas üyesi olduğu ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği işlemleri takip ettiği sabit olup, havalelerin davalıya şirketin temsilcisi sıfatıyla gönderildiği, davalının söz konusu alacağın borçlusu olmadığı anlaşıldığından, davanın husumet (sıfat) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve gerekçeye bağlı olarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun m. 370/4 hükmü gereğidir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının redddine, 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesi ve hükmün 4 nolu bendinin metinden çıkartılarak yerine "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesinin 7.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine " ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/306, K. 2026/3769, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-306-e-2026-3769-k-0debf3ce809e