Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/162 E. 2026/3794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/162
Karar No
2026/3794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1375 E., 2025/1902 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/84 E., 2024/256 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurum tarafından müvekkiline gönderilen 14.12.2015 tarihli yazıyla; davalı Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 18.06.2015 tarihli rapor doğrultusunda müvekkilinin davalı Kuruma teslim ettiği reçetede yazan ilaçların hasta veya hasta yakınına teslim edilmediği ve reçetede yer alan imzaların hasta ve hastaya yakınına ait olmadığı gerekçesiyle, 2012 Yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesi gereğince 47.700,05 TL cezai şart ile 1 kez uyarı işleminin uygulanacağının ve Protokolün (4.3.6.) maddesi uyarınca 9.540,01 TL'nin tahsil edileceğinin bildirildiğini, 20.01.2016 tarihli yazıyla ise; davalı Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 06.02.2015 tarihli rapor doğrultusunda müvekkili tarafından yersiz ve usulsüz reçete düzenlendiği ve reçetede yazan ilaçların ilaç simsarına teslim edilmesine rağmen dava dışı hastaya teslim edilmiş gibi davalı Kuruma fatura düzenlendiği gerekçesiyle, 2012 Yılı Protokolünün (5.3.5.) maddesi gereği 54.575,60 TL cezai şart ile 1 kez uyarı işleminin uygulanacağının bildirildiğini ve Protokolün (4.3.6.) maddesi gereğince 10.915,12 TL'nin müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin davalı Kurumun yazılarında belirtilen eylemlere iştirakinin olmadığını belirterek, davalı Kurumun 14.12.2015 tarihli ve 20.01.2016 tarihli işlemlerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli kararıyla; reçetelerin eczaneye gelinceye kadar yapılan işlemlerin davacı eczacının bilgi ve sorumluluğu dışında olduğu, reçetede yazılı ilaçların davacı eczacı tarafından ... sisteminden provizyon onayı alındıktan sonra teslim edildiği, reçetelerin sahteliğinin davacı eczacı tarafından anlaşılmasının mümkün olmadığı, reçetenin sahte olduğu hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığı, davacı eczacının ve dava dışı çalışanlarının sahte reçete yazılımına katılmadığının davalı Kurum müfettişi tarafından raporda belirtildiği, eczaneyi dolandırmak üzere hazırlanmış reçete arkasında hasta ya da yakınının imzasının elbette bulunmayacağı, reçete bedelinin 5 katı olarak uygulanan cezai şartların yerinde olmadığı, reçetede yazılı ilaçlar teslim edilirken Sözleşmenin ilaçların nasıl teslim edilmesi gerektiğini düzenleyen (3.2.2.) maddesi ihlal edilmiş olduğundan eczacının reçete bedelinin 9.540,01 TL'sinden sorumlu olacağı, davacı eczacının kimlik tespitinde hatalı davrandığından reçete bedeli 10.915,12 TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum işleminin cezai şart ve uyarı işlemlerine yönelik kısımlarının iptaline, reçete bedellerinin tahsiline yönelik işlemlerin iptali isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli kararıyla; dosya kapsamında reçete konusu ilaçların teslim edildiği ileri sürülen dava dışı hastaların tanık olarak dinlenilmediği, Mahkemece davalı Kurum teftiş raporlarının getirtilerek davalı Kurum müfettişleri tarafından ifadeleri alınmış olsa dahi yargılama aşamasında ceza yazısına konu reçete sahiplerinin ifadesinin alınması, reçetelerdeki yazı ve imzalar gösterilmek suretiyle yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren lehe protokol hükümleri kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılması gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; reçetede yazılı ilaçların davacı eczacı tarafından ... sisteminden provizyon onayı alındıktan sonra teslim edildiği, reçetelerin sahteliğinin davacı eczacı tarafından anlaşılmasının imkan dışı olduğu, davacı eczacının ve dava dışı çalışanlarının sahte reçete yazılımına katılmadığının davalı Kurum müfettişi tarafından hazırlanan raporda belirtildiği, eczaneyi dolandırmak üzere hazırlanan reçete arkasında hasta ya da yakınını imzası elbette bulunmayacağı, bu nedenle 2012 Yılı Protokolünün (5.3.2) ve (5.3.5.) maddeleri uyarınca reçete bedellerinin 5 katı olarak uygulanan cezaların yerinde olmadığı, ancak reçetede yazılı ilaçlar teslim edilirken sözleşmenin ilaçların nasıl teslim edilmesi gerektiğini düzenleyen (3.2.2.) maddesi ile kimlik tespitinde hatalı davrandığından reçete bedelinin tahsili işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum işleminin cezai şart ve uyarı işlemlerine yönelik kısımlarının iptaline, reçete bedellerinin tahsiline yönelik işlemlerin iptali isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen dava dışı hastaların ifadelerinde ilaçların kendileri tarafından alınmadığını beyan ettikleri, dolayısıyla davalı Kurumun uyguladığı cezai işlemin dava dışı hasta ve hasta yakınlarına teslim edilemeyen reçete bedellerinin fatura edilmesinden kaynaklı olması nedeniyle yerinde olduğu, ancak dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 2016 yılı Protokolünün lehe hükümlerinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davalı Kurumun istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 2016 yılı Protokolünün lehe olan hükümleri nazara alınarak, 14.12.2015 tarihli davalı Kurum işlemine 2016 yılı Protokolünün lehe olan hükümlerinin uygulanması sonucu (5.3.2.) maddesine göre (2x9.540,01) 19,080,02 TL cezai şart ve 1.kez yazılı uyarı ile (4.3.6.) maddesine göre reçete bedeli 9.540,01 TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi şeklinde uygulanmasına, 20.01.2016 tarihli davalı Kurum işlemine 2016 yılı Protokolünün lehe olan hükümlerinin uygulanması sonucu (5.3.5.) maddeye göre (2x10.915,12) 21.830,24 TL cezai şart ve 1.kez yazılı uyarı ile (4.3.6.) maddeye göre reçete bedeli 10.915,12 TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesi şeklinde uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra davacının vekilinin istifa ettiğini, İlk Derece Mahkemesinde hüküm kurulurken vekili bulunmayan davacı lehine vekili vekalet ücretine hükmedilmemesine rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Kurum tarafından uygulanan işlemin mevzuata uygun bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; davacının, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2012 yılı Protokolünün (5.3.5), (5.3.2.) ve (4.3.6.) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle uygulanan uyarı, cezai şart ve reçete bedelinin tahsiline ilişkin işlemlerin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle dinlenen dava dışı hastaların ifadelerinde ilaçların kendileri tarafından alınmadığını beyan etmelerine, davacı tarafın vekili sonradan istifa etmiş olsa dahi yargılama esnasında vekil ile temsil edilmiş olmasına, Bölge Adliye Mahkemesince davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren lehe protokol hükümleri uygulanmak suretiyle karar verilmesinde isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/162, K. 2026/3794, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-162-e-2026-3794-k-986b709ecde0