Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/925 E. 2026/461 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/925
- Karar No
- 2026/461
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2597 E., 2024/2028 K. DAVA TARİHİ : 06.07.2012
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...ve tasfiye memuru ... ile davalı ... Pazarlama ve Giyim Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili Avukat ...’un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının maliki olduğu 4 50... ve 14 sayılı parsel sayılı taşınmazlarda yer alan dükkanların sicilden terkin edilen ve davacı şirketle hiçbir yasal bağı olmayan... ve İht. Mad. Tic. ve San. A.Ş. ünvanlı şirket tarafından 01.01.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 6 yıl süreli olarak davalı ... Halı Mobilya Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine (...) kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin bitim tarihi olan 31.12.2003 tarihinde ikinci bir kira sözleşmesi düzenlenerek kira süresinin 31.12.2005 tarihine kadar uzatıldığını, yapılan sözleşmelerde kiracıya alt kiraya verebilme yetkisi verildiğini, verilen bu yetkiye dayanılarak kiracı tarafından 2011 yılına kadar devam eden kira sözleşmeleri ile taşınmazların üçüncü kişilere kiraya verilmek suretiyle çok yüksek kira gelirleri elde edildiğini ancak söz konusu kira sözleşmelerinin bağlayıcı olmadığını, davalıların fuzuli şagil olduklarını, kira sözleşmesine malik olarak müvekkilinin taraf olmadığını, taşınmazın kiraya verilmesi konusunda verdiği bir yetki ve talimat bulunmadığını, davalıların ecrimisil ödemekle yükümlü olduklarını ileri sürerek; davalı ... ile yapılan kira sözleşmesinin davacı şirket açısından geçersiz olduğunun tespitini, bağlayıcı olmayan kira sözleşmesine dayanarak taşınmazları elinde bulunduran davalı şirketlerin fuzuli şagil olduğunun tespiti ile davalıların haksız el atmasının önlenmesine, taşınmazlardan tahliye edilerek boş olarak teslimine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak suretiyle şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin ihtarname tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılamada ecrimisil talebini ıslah ile arttırmıştır.
II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.11.2015 tarihli kararıyla; Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davalı ...’ın 10A ve 10 B no.lu dükkanlar için 654.900,00 TL, davalı ... Spot Çamaşır Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin (...) 10A no.lu dükkan için 308.400,00 TL, davalı ... Pazarlama ve Giyim San. Tic AŞ’nin (... Pazarlama) 10/B no.lu dükkan için 79.050,00 TL ecrimisil borcu bulunduğunun ayrıntılı olarak belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 654.900,00 TL ecrimisilin, 308.400,00 TL'sinden ..., 79.050,00 TL'sinden ... Pazarlama müştereken müteselsilen sorumlu olarak 10.000,00 TL kısmının dava tarihinden, kalan kısmın ıslah tarihinden geçerli olmak üzere ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... Pazarlama vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 27.09.2022 tarihli ilamla; kira sözleşmesinin geçerli olması için kiraya verenin malik olması gerekmediği, kiraya veren malik olmasa da sözleşmenin geçerli olduğu ve tarafların sözleşme hükümleriyle bağlı olduğu, taşınmaz malikinin ise kural olarak kira sözleşmesi ile bağlı değilse de, davacı malik tarafından davalı ... ile düzenlenen asıl kira sözleşmesine dayanılarak, bu kiracı hakkında 17.02.2009 tarihinde Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/338 E. sayılı dosyasında, 31.12.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kira bedelinin 30.000,00 TL olarak tespitine karar verilmesi talebi ile dava açıldığı, Mahkemece aylık kira bedelinin 10/A numaralı taşınmaz için 10.000,00 TL; 10/B numaralı taşınmaz için 12.500,00 TL olarak tespitine dair verilen kararın 11.01.2013 tarihinde kesinleştiği, bu halde taşınmaz maliki olan davacının geçersizliğinin tespitini istemiş olduğu kira sözleşmesini benimsediği, kiracılığı kabul ettiği, hal böyle olunca, Mahkemece; dava dilekçesinde, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiş ise de; davacının kiracılığı kabul ettiği ve kira sözleşmesi ile bağlı olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kira sözleşmesinin geçerli olmadığı yönünde kesinleşmiş karar bulunduğunu, müvekkilinin talebini kira tespit davası olarak ortaya koymuşsa da açılan davanın ecrimisil talebine ilişkin bir dava olduğunu, müvekkilinin ... ile yapılan kira sözleşmesini kabul etmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kiralananın tahliyesi ve alacak istemine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı davacının, davalı Demason ile düzenlenen kira sözleşmesini benimsemiş olması nedeniyle bağlı olduğu gözetildiğinde, alt kiracı sıfatına sahip olan diğer davalılardan alacak talebinin yerinde olmadığı, bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. Somut olayda; Mahkemece verilen 12.11.2015 tarihli kararda, 654.900,00 TL’nin davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verildiği; kararın davalı ... tarafından temyiz edilmediği, dolayısıyla davalı ... yönünden kesinleştiği, davacı yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu halde Mahkemece davacının usulü kazanılmış hakkı ihlal edilerek ve aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde davalı ... yönünde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı ...’dan alınıp davacıya verilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ... Pazarlama’ya verilmesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.