Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5681 E. 2026/2550 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5681
- Karar No
- 2026/2550
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1461 E., 2025/1330 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/464 E., 2024/258 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ... ile arkadaş ortamında tanıştığını, muhabbetlerinin ilerlemesi üzerine ...'ın müvekkiline galerici ve davalı şirketin sahibi olduğunu ve sermaye koyarsa araba alım satım işini beraber yapmak istediğini söylediğini, müvekkilinin ve dava dışı arkadaşı ...'in ...'a güvenerek belli miktarlarda sermaye koyduğunu, Ocak 2020'de müvekkilinin ...'a ilk sermayesini verdiğini, bu sermaye ile ...'ın 20... plakalı ... marka aracı aldığını, satışını gerçekleştirdikten sonra müvekkilinin hesabına davalı şirket tarafından 74.995,50 TL gönderildiğini, bundan dolayı müvekkilinin ...'a olan güveninin arttığını, sonrasında ...'ın arabaları satmasına ve kar elde etmesine rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirketi vekaletname ile temsil yetkisi olan dava dışı ...'ın müvekkilinin sermayesini kullandığını, davalı şirketin sahibi ...'ın eski eşi dava dışı ... ve ...'ın babası dava dışı ...'ün birlikte hareket ederek kendilerine menfaat sağladıklarını, adı geçenler hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/53 64... /5591 soruşturma sayılı soruşturmlarının bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı aleyhine başlatılan Denizli 1. İcra Müdürlüğü 2020/4968 E. sayılı icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında yazılı veya sözlü herhangi bir ortaklık veya kar ortaklığı adı altında bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafından müvekkiline yapılan banka havalelerinin, davacının müvekkiline olan borçları için gönderilen havaleler olduğunu, banka havalelerinde paranın gönderiliş nedenine ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli kararıyla; davacının güven ilişkisine dayalı olarak davalı şirket hesabına muhtelif tarihlerde banka yoluyla para gönderdiği, dava dışı ...'ın vekaleten davalı şirket adına işlem yaptığı, para havalesinde davalı şirkete ait hesapların kullanıldığı, davacı vekilince sunulan Whatsapp mesajlaşmalarında davacı ile dava dışı ... arasında oto alım satımına dair yazışmaların bulunduğu, davacının ...'dan parasını ödemesini istediği, ancak miktar yönünden herhangi bir ibarenin bulunmadığı, mesajlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacı tarafından gönderilen bedellere dair dekontlarda açıklama bulunmadığı, açıklama bulunmaması halinde havalenin bir ödeme aracı olduğu ve mevcut borcun ödenmesi durumunun yasal karine olduğu, aksini iddia edenin ispat külfeti altında olduğu, davacı tanıklarının beyanlarının alındığı, davanın değeri ve mahiyeti düşünülerek davacının kesin ve yazılı delille iddiasını ispatla yükümlü olduğu, alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının kapanış onaylarının yapılmadığı, sahibi aleyhine delil teşkil ettiği, davacı adına tutulan bir kaydın bulunmadığı, davacının davalıdan alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği, banka aracılığıyla gönderilen paranın iadesi durumunun hukuki bir değerlendirme olduğu, bilirkişi tarafından hukuki yorum yapılamayacağı, rapor bu yönüyle hükme esas alınmadığı, taraflar arasındaki para alışverişine karşılık olarak şarküteri devrine dair yapılan sözleşmede tarih bulunmadığı, iş yeri veya işletme devrine ilişkin koşulları taşımadığı, bu nedenle yapılan sözleşmenin geçerli olmadığı, geçerli kabul edilse dahi dosya esasına etki edebilecek nitelik ve kapsamda olmadığı, her ne kadar güven ilişkisi çerçevesinde sermaye verip kar elde etme amaçlı paranın geri alınacağı inancıyla para gönderimlerinin yapıldığı görülse de, bu durumun davacı tarafça yazılı ve kesin delillerle ispatı gerekirken ispat edilemediği, yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hatırlatılan davacı tarafın yemin deliline dayanmayacağını belirttiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.11.2023 tarihli kararıyla; davacının davalı şirket hesabına; 17.02.2020 tarihinde 37.800,00 TL, 10.02.2020 tarihinde 100.000,00 TL, 10.02.2020 tarihinde 53.000,00 TL ve 14.02.2020 tarihinde 54.000,00 TL para gönderdiği, bu paraların davalı şirketin yasal defterinde davacının adına alacaklı olarak işlenmediği, ancak şirket ortaklarına ait tutulan "331-ORTAKLARA BORÇLAR" hesabına kayıt edilmek suretiyle ortaklar tarafından şirkete para yatırılmış gibi kayıt altına alındığı, davacı vekilince sunulan Whatsapp yazışmalarında davalı şirketin vekaletname verdiği dava dışı ... ile araç alım satımına ilişkin yazışmaların yapıldığı, yine bu yazışmalarda 14.02.2020 tarihli dekontla aynı tarihli ödemenin yapıldığı hususları dikkate alındığında, Mahkemece miktar yönünden herhangi bir ibare bulunmadığından bu delile değer verilmemiş ise de, para gönderilen tarafın davalı tüzel kişi şirket olduğu, söz konusu şirkete yapılan ödemelere miktar ve tarihinin ticari defterlerde kayıtlı bulunduğu dikkate alındığında bu tespitin yerinde olmadığı, davalı şirketçe dava dışı ...'a verilen vekaletnamenin dosyaya kazandırılarak, belge tanığı mahiyetinde dava dışı ...'ın dinlenilerek söz konusu yazışmalar sorulmak kaydıyla bahse konu alım satım ilişkisinin mahiyeti sorularak söz konusu paraların araç alım satımı nedeniyle mi verildiğinin sorulması, 14.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda başkaca para gönderilmediği, davalının aşamalarda o paranın borç ödemesi için yapıldığı belirtilmişse de davalı aleyhine olacak şekilde ticari defterlerde bu paraların ortaklar tarafından şirkete para yatırılmış gibi kayıt altına alındığının tespiti yapıldığı, bu nedenle davalının kendi defteriyle bu iddiasının çürütüldüğü, ticaret odasına da müzekkere yazılarak davalı şirkete paraların gönderildiği tarihte paraları gönderen davacının şirket ortağı olup olmadığı da sorularak bu paraların hangi amaçla şirkete gönderildiği sorulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı ...'ın belge tanığı olarak dinlendiği, kaldırma kararı doğrultusunda davacının şirket ortağı olup olmadığının sorulduğu, gelen cevapta davacının şirket ortağı olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar güven ilişkisi çerçevesinde sermaye verip kar elde etme amaçlı paranın geri alınacağı inancıyla para gönderimlerinin yapıldığı görülse de, bu durumun yazılı ve kesin delillerle ispatı gerektiği, ancak bu durumun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararından sonra dinlenen dava dışı ...'ın davalı şirketin vekili olduğu, şirketin sahibinin ...'ın dava dışı eşi ... olduğu, ...'ın beyanında; davacıdan bir miktar para aldıklarını ancak tüm borçlarını ödediklerini beyan ettiği, alınan bilirkişi raporunda; davacının davalı şirkete 244.800,00 TL para gönderdiği, davacının şirket ortağı olmadığı, bu paranın alınan beyanlardan borç olarak alındığının anlaşıldığı, katılmalı ödünç mahiyetindeki taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketin davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı, her ne kadar şirket vekilince alınan borçları ödediklerini beyan etmiş ise de, aldırılan denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında bu borcun ödendiğine yönelik dosyada herhangi bir delil bulunmadığının bildirildiği, davacının dosyaya delil olarak sunduğu Whatsapp yazışmalarında davalı şirketin vekaletname verdiği dava dışı ... ile davacı arasında araç alım satımına ilişkin yazışmalar yapıldığı, yine bu yazışmalarda 14.02.2020 tarihli dekontla aynı tarihli ödemenin yapıldığı hususları dikkate alındığında, Mahkemece yazışmalarda miktar yönünden herhangi bir ibare bulunmadığından bu delile değer verilmemiş ise de, para gönderilen tarafın davalı tüzel kişi şirket olduğu, söz konusu şirkete yapılan ödemelere miktar ve tarihinin ticari defterlerde kayıtlı bulunduğu dikkate alındığında bu tespit yerinde olmadığı, davanın kabulüne kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi kararı verilmesi doğru görülmediği ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, 244.800,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 48.960,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taraflar arasında yazılı veya sözlü herhangi bir ortaklık veya kar ortaklığı adı altında bir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafından müvekkiline yapılan banka havalelerinin, davacının müvekkiline olan borçları için gönderilen havaleler olduğunu, banka havalelerinde paranın gönderiliş nedenine ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, miktar itibari ile tanık dinlenilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, katılmalı ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirketin ticari defterleri, davalı şirketi vekaletname ile temsil eden dava dışı ... ile davacı arasındaki Whatsapp yazışmaları, davalı şirketin tek ortağının dava dışı ...'ın eşi olması, tanık beyanları ve olay insicamı birlikte değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki nitelendirmesinin yerinde bulunduğu, taraflar arasındaki durumun katılmalı ödünç sözleşme niteliğinde olduğu ve ispat yükü üzerinde olan davalı şirketin ödünç aldığı bedelleri geri ödediğini ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.