Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5549 E. 2026/2204 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5549
- Karar No
- 2026/2204
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/784 E., 2025/2388 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/109 E., 2024/672 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket çalışanlarınca yapılan kontrolde, otel olarak işletilen adreste aboneliğin bulunmadığının ve sözleşmesiz sayaçtan geçirilerek kaçak eleketrik kullanıldığın tespit edildiğini, kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenerek 626.601,02 TL kaçak kullanım faturası tahakkuk ettirildiğini, kaçak faturasının ödenmemesi üzerine 626.601,02 TL asıl alacak, 7.832,51 TL gecikmiş gün faizi ve 1.09,85 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 635.843,38 TL tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin tacir veya esnaf olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın tüketici işlemi olduğunu, davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullandığı iddia edilen dönemde, tespitin yapıldığı adreste faaliyet gösteren dava dışı şirketin yetkilisi olmadığı gibi bu şirketle herhangi bir ilişkisinin de olmadığını, husumetin müvekkiline değil dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, evvelce işletmenin mühürlendiğini ve mühürlenen elektriğinin kullanılmasının mümkün olmadığını, davacının çalışanlarınca tutulan tutanağın müvekkili tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan 04.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirket çalışanlarınca davalı tarafından perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 42. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kaçak elektrik tüketildiğinin 14.09.2022 tarihli ve H/S67272 seri numaralı tutanakla tespit edildiği, yapılan hesaplamada kaçak tahakkukunun 101.242,84 TL, 26.09.2022 son ödeme tarihinden 11.10.2022 icra işlem tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte toplam kaçak elektrik bedelinin KDV dahil 102.508.38 TL olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun, karar vermeye elverişli bulunduğu, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile itirazın 102.508,38 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.501,67 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporuyla, 21.11.2018 tarihi ile 14.09.2022 zabıt tarihi arasındaki 1.393 günde abonelik kaydı olmadığı için kaçak elektrik tüketimi yapıldığı, ancak Yönetmelik gereği kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki sürenin 12 ayı geçemeyeceği, kaçak tespiti öncesindeki son 12 aylık tüketimi belirlenerek hesaplama yapılarak 14.09.2022 kaçak tespit tarihi ile 04.09.2021 tarihi arasındaki 365 gün kaçak tüketim süresi olarak belirlendiğinden, buna dair yapılan hesaplamanın Yönetmelik ve mevzuata uygun olduğu, yapılan hesaplama sonrası kaçak elektrik sebebiyle amme alacaklarının tahsiline ilişkin faiz oranın uygulanmamasının da mevzuata uygun bulunduğu, ancak kaçak elektrik kullanımı haksız fiil niteliğinde olduğundan alacağın likit olarak kabul edilemeyeceği, davada icra inkar tazminatı koşullarının oluşmamasına rağmen Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de, istinaf sebepleri ile bağlı olarak yapılan incelemede davalı tarafça açıkca icra inkar tazminatı yönünden istinaf sebebine dayanılmadığı görülerek bu hususun eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olduğunu, Yönetmeliğin 44. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği, tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerine göre hesaplama yapılması gerekirken, bilirkişi tarafından hatalı olarak (b) bendi uyarınca ihtilafsız aynı dönemki tüketim miktarına göre hesaplama yapıldığını, müvekkili şirketin faturalandırmayı 365 gün üzerinden yaptığını, bilirkişi sanki bu faturalandırma müvekkili şirket tarafından 1.393 gün üzerinden yapılmış gibi bir değerlendirmede bulunduğunu, kaçak elektrik tespit tutanağında sayacın tüketimlerinde hata olduğu yönünde bir bilgi ve bulgu yer almadığından sayaç tüketim bilgilerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, alacağa yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca gecikme zammı ve KDV işletilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kaçak tahakkukundan kaynaklı borca yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığı gibi denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, Yönetmeliğin 35. maddesi uyarınca; ancak zamanında ödenmeyen tüketim borçlarına gecikme zammı uygulanacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinini birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.