Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5054 E. 2026/2195 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5054
Karar No
2026/2195
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3386 E., 2025/2272 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/896 E., 2022/764 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı/birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 23.11.2007 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi uyarınca, müvekkiline ait taşınmazda kiracı olan davalının kiralananı 01.02.2017 tarihinde tahliye ettiğini, sözleşmenin (9.) maddesi uyarınca tarafların bir araya gelerek hasar tespiti yaptığını ancak 17.03.2017 tarihli noter ihtarı ile gönderilen tutanağın davalı tarafça imzalanmadığını, birtakım hasarların kiralamanın gecikmemesi için müvekkili tarafça yaptırıldığını, buna dair faturanın davalıya gönderildiğini ancak iade edildiğini, bu kez kiralananın eski hale getirilmesi ve hasar tespiti için mahkeme aracılığıyla delil tespiti yatırıldığını, tespit raporunun da itiraza uğradığını, tarafların hasar bedeli üzerinde anlaşamadıklarını ileri sürerek, kiralananda ortaya çıkan hasar nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; taraflar arasında bir uzlaşma sağlanamaması nedeniyle kiraya verene verilen depozito tutarından, hasar bedeli olan 40.000,00 TL'nin takip tarihindeki USD kuru ile belirlenen karşılığı mahsup edilerek kalan tutarın tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davalı temsilcisi olmaksızın yapılan tespitin kabul edilemeyeceğini, tahliye hususunda tarafların anlaştıklarını ve tahliye tutanağında ihtirazi kayıt bulunmaksızın kiralananın teslim alındığını, davacı tarafından başlangıçta fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaksızın KDV dahil 69.502,00 TL'lik masraf talep edildiğini, şirketin 40.000 TL'yi kabul ederek depozitonun bakiyesinin gönderilmesini istediğini, davacının 69.502,00 TL'lik talebini yinelediğini ve ardından mermer masrafı da ekleyerek 71.390,00 TL lik fatura gönderdiğini, faturaya itiraz edildiğini, 4 ay geçtikten sonra alınan delil tespit raporunda 438.446,37 TL bedel belirlendiğini, davacı talebi ile tespit raporu arasında büyük fark olduğunu, tahliyeden 5 ay sonra yaptırılan tespite dayalı olarak talepte bulunulduğunu, davanın kötü niyetli olduğunu, geçiş tünelinin kendine bırakılacaklar arasında yer almasına ses çıkarmayan davacının eldeki dava ile eski hale getirme istediğini, tahliyenin tüm hasar giderilerek yapıldığını ve mutabakatla gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlık konusu olmayan kira sözleşmesinin “Peşinat ve Depozito” başlıklı (9.) maddesinde "Kiracı işbu sözleşmenin imza tarihinde, depozito olarak 51.122,76 USD Kiraya verene ödeyecektir. Kira sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, Kiraya veren veya kiralanan yere verilmiş bir zarar veya hasar olmadığı takdirde ve kiracının ödenmemiş kira yada su borcu olmadığı takdirde işbu depozito dolar olarak aynen iade edilecektir." hükmünün düzenlendiği, somut olayda dava tarihi itibariyle depozito olarak ödenen bedelin dava tarihindeki kur karşılığı değerinin 187.451,82 olduğu, hor kullanımdan kaynaklı zararın tespiti hususunda yapılan keşif sonucu alınan rapor ile belirlenen bedelden depozito bedelinin mahsubu ile asıl davada davacının KDV dahil 116.492,58 TL talep edebileceği; kiralananda hor kullanmadan kaynaklı olarak ortaya çıkan zararın 257.580,00 TL olduğu, depozito bedelinin mahsubu ile birleşen davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile KDV dahil 116.492,58 TL hor kullanma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 141.087,42 TL olan talebinin reddine ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karar, davalı/birleşen davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kiralananın taraflar arasında düzenlenen 01.02.2017 tarihli anahtar teslim tutanağı ile tahliye edildiği, 02.02.2017 tarihli hasar tespit raporunun davacı tarafça imzalandığı, davalı tarafın imzasının bulunmadığı, davalının imzadan kaçındığından bahisle 17.03.2017 tarihinde imza için ihtarname gönderildiği; kiraya verenin kiralananın tahliyesi esnasında ihtirazi kayıt koymamasının tazminat talep hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, tahliyenin ertesi günü hasar tespitinin ve makul süre içinde bildiriminin yapıldığı, bilirkişi raporu ile olağan ve hor kullanım, taşınmazın eski hale getirilmesi için gerekli harcama bedelinin tespit edildiği, depozito bedelinin kur karşılığının mahsup edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/birleşen davacı vekili; asıl dava bakımından ihtirazi kayıt konulmadan tahliye kabul edildiğinden tazminat talep edemeyeceğini, 4 ay sonra delil tespiti yapılmış olmasının tespiti sakatladığını, iddia olunan zararların kiracılıkları döneminde meydana geldiğinin ispat edilemediğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mahsup yapılarak icra takibinin başlatılması dikkate alınmaksızın hasar bedelinin yeniden depozitodan mahsup edilmesi sonucunda mükerrer mahsup ile sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olacağını, depozitonun iadesi hususunda değerlendirme yapılmadığını, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; asıl davada hor kullanma tazminatı, birleşen davada ise depozito bedelinin iadesi için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, kiralananın tahliyesi işlemi ile kiralananda meydana gelen hor kullanımdan kaynaklı zararın tazmini isteminin birbirinden bağımsız olmasına, hasar bildiriminin makul sürede yapılmış bulunmasına ve depozito hor kullanma tazminatına mahsup edildiğinde iadesi gereken bir alacak kalmadığının anlaşılmasına göre, davalı/birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5054, K. 2026/2195, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5054-e-2026-2195-k-7c32156629a9