Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/548 E. 2025/3955 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/548
Karar No
2025/3955
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1095 E., 2024/1767 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/5 E., 2024/174 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı hakkında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, icra takibine konu edilen alacak kalemlerinin müvekkilinin davalıya 2020 ve 2021 yıllarında peyder pey verdiği borçlardan oluştuğunu, tamamının banka kanalı ile borç açıklamasıyla gönderildiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, aslen davacının müvekkilinden borç aldığını, müvekkilinin sinema dizi oyunculuğu yaptığını, taraflar arasında duygusal birliktelik yaşandığını, davacının o dönemde pastane işletmeciliği yaptığını ve pandemi nedeni ile ekonomik zorluk yaşadığını, müvekkilinin davacıya değişik zamanlarda duygusal birliktelik yaşaması ve güvenmesi nedeniyle elden yaklaşık 900.000,00 TL - 1.000.000,00 TL borç verdiğini, yazılı belge düzenlemediğini, davacının şartları düzeldikçe ödeme yapacağını belirttiğini, davacının aldığı borcunu süreç içinde peyder pey ödediğini, ilişkileri ayrılık ile sonuçlanınca zarara uğratma kastı ile kötüniyetli olarak kendi yaptığı borç ödemeleri için icra takibi başlattığını, davacının banka kanalı ile yaptığı ödemelerin aldığı borcu ödediği anlamına geldiğini, banka kanalı ile borç veren bir kimsenin dekontun açıklama kısmına ''elden borç'' ibaresini yazmasının anlamsız olacağını, ''elden borç'' ifadesinin elden alınan borcun ödendiği anlamına geldiğini, açıklama içermeyen dekontlar bakımından yapılan ödemelerin davacının müvekkiline olan borcunu ödediği, elden borç ifadesinin müvekkilinden elden aldığı borcu ödediği anlamına geldiğini, ispat yükünün davacı alacaklıda olduğunu, temerrüt şartlarının oluşmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesi gereğince ödüncün geri verilmesi konusunda belirli süre kararlaştırılmamışsa 6 hafta beklendikten sonra icra takibine geçilebileceğini, henüz muaccel olmamış alacak bakımından takip talebinde faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, borcun zamanaşımına uğradığını, alacak likit olmadığından inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalının ibraz ettiği mesajlardan taraflar arasında duygusal ilişki yaşandığı, icra takip tutarı 471.670,00 TL'nin bu dönemde davacı tarafından davalıya "elden borç" açıklaması ile EFT ile gönderildiği, mesaj içeriklerinden bu paranın davalının zor durumda olduğu ve ihtiyacı olduğunu belirtmesi nedeniyle gönderildiği, ancak daha sonra bu paraların davacı tarafından mesajlarla geri istendiği, bu paraların ödünç olarak verildiğinin anlaşıldığı, takip tarihinden önce davacının davalıya usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, 471.670,00 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacak likit ve muayyen olduğundan asıl alacağın % 20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davacının işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının takip tarihinden önce davalıya borcun ödenmesi konusunda ihtarda ya da bildirimde bulunmadığı, davalının, ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduğu, bu tarihten itibaren 6 hafta sonunda borcun muaccel hale geleceği, bu durumda takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş bir borçtan söz edilemeyeceği dikkate alındığında Mahkemece, davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden, hukuki yarar şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkilinin banka yoluyla gönderdiği paraları davalıyla sürekli iletişim kurduğu whatsapp uygulaması üzerinden geri istediğini, dosyaya sunduğu whatsapp kayıtları incelendiğinde davalı hakkında icra takibine geçilmeden, 6 haftadan çok daha uzun bir süre evvel davalıdan borç olarak verilen paraların iadesinin istenildiğini, 6098 sayılı Kanunun 392. maddesi anlamında süresinde istem şartının yerine getirildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu husus nazara alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Katılma yolu ile davalı vekili; davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı ve davalının ibraz ettiği mesajlardan taraflar arasında duygusal ilişki yaşanan dönemde davacı tarafından davalıya ''elden borç'' açıklaması ile EFT ile gönderildiği, mesaj içeriklerinden bu paranın davalının zor durumda olduğu ve ihtiyacı olduğunu belirtmesi nedeniyle gönderildiği, ancak daha sonra bu paraların davacı tarafından mesajlarla geri istendiği, bu paraların ödünç olarak verildiğinin davacı tarafından dosya kapsamındaki deliller ile ispat edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanun'un 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulü gerekir. Dairemiz uygulamasında da ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve konuda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. (Dairemizin 25.03.2024 tarihli 2024/248 E. 2024/1217 K. sayılı ilamı) Somut olayda; dosya kapsamındaki her iki tarafın da kabulündeki whatsapp yazışmaları incelendiğinde, davacının davalıya ödünç olarak peyder pey verdiği paraları ilk olarak 08.10.2021 tarihinde istediği, bu tarihten icra takip tarihi olan 28.09.2022 tarihine kadar 6098 sayılı Kanunun 392. maddesindeki 6 haftalık sürenin dolduğu ve davacı yönünden ödünç verildiği sabit olan paraları istem koşulunun oluştuğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince işlemiş faiz talebinin reddi yönündeki değerlendirmenin davacı tarafından istinaf edilmemiş olması ve bu yönden davalı yararına oluşan usuli müktesep hak ilkesi de gözetilerek inceleme ve değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine kara verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/548, K. 2025/3955, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-548-e-2025-3955-k-2db95e61d0f2