Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2649 E. 2025/6149 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2649
Karar No
2025/6149
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/483 E., 2025/525 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/57 E., 2024/411 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalının ve davalının eski eşi dava dışı ....'ın daha önceden komşu olduklarını ve davacıdan borç para istediklerini, davacının birden fazla çeşitli meblağlarda ''borç'' açıklaması ile davalının hesabına para gönderdiğini, davacının alacağını tahsil edebilmek için davalı aleyhine takip başlattığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davacının takibe konu edilen 11.09.2023, 29.09.2023, 05.10.20 23... .10.2023 tarihlerinde ''borç'' açıklaması ile davalıya para gönderdiğinin banka dekontları ile sabit olduğunu ileri sürerek, Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2024/86 sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; icra takibine konulması için vadesi gelmiş, temerrüde düşmüş bir borç olması gerektiğini, ödünç borç olarak verilen paranın geri istenilebilmesi için sözleşme yoksa veya vade belirlenmemişse, ödünce konu para hakkında ilk istemden başlayarak 6 hafta bekledikten sonra takibe geçilmesi gerektiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir borç ilişkisi olmadığını, davacı ile eski eşi .....'ın arasındaki alacak verecek ilişkisini bilmediğini, husumetin yanlış kişiye yöneltildiğini, davacının takibine dayanak belgeleri icra dosyasına sunmadığından, davalının itiraz etmesinin yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; havalenin bir ödeme vasıtası olduğunu, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerektiği, davacının davalıya "borç" açıklamalı banka havalesi ile para gönderdiği, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğu, ödünç paranın geri verilmesi için taraflar arasında belirli bir gün veya vade belirlenmediği, belirlenmiş bir vade bulunmadığından alacağın muaccel olması için alacaklı tarafından alacağın istenmesi gerektiği, icra takibi ve dava açılabilmesi için bu istemden itibaren altı hafta geçmesi gerektiği, alacağın muaccel olmadığı, muaccel olmayan alacağın takip yoluyla istenemeyeceği, usulüne uygun bir takip bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairenin güncel içtihatları değerlendirilerek, taraflarca ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmediğinden veya istenildiği zaman muaccel olacağı da kararlaştırılmadığından ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, davacının icra takibinden 6 hafta önce iade talebinde bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında delil, bilgi ve belge de bulunmadığı, davacı vekilinin delil olarak Whatsapp kayıtlarına dayanmışsa da, 6100 sayılı Kanun (6100 sayılı HMK'nın) 139/ç maddesi kapsamında verilen kesin süre içerisinde bu kayıtları dosyaya sunmadığı, bu haliyle muaccel olmayan bir alacak için takip başlatılmasının ve dava açılmasının mümkün olmadığı, davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, dosyanın esastan incelenmediği, davacının takip başlatmasında kötü niyetli olduğuna dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı ve ayrıca davalı tarafça cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı talep edilmediğinden, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle; ayrı ayrı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; taraflar arasında borç ilişkisi kurulurken borcun verildiği anda muaccel olduğunun kararlaştırıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 90. maddesinde gereğincede borcun doğumu anında muaccel olduğunun kabulü gerektiğini, aynı Kanunun 392. maddesindeki altı haftalık bekleme şartının uygulanma alanının olmadığını, güncel Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalılar vekili; davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, davalı tarafça alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar-kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep edildiğini, haksız ve hukuka aykırı takip nedeniyle, davalının malvarlığına haciz konulduğunu, uzunca bir süre banka hesaplarını kullanamadığını, davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin nispi olması konusunda hukuk genel kurulu emsal kararlarının bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanun'un 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulü gerekir. Dairenin yerleşik uygulamasıda, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması durumunda, açılan davada 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve bu konuda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, temyiz olunan karar da belirtilen gerekçeye, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulüne, davalı tarafça kötü niyet tazminatının talep edilmemiş olmasına, öte yandan AAÜT 7/2 maddesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2649, K. 2025/6149, T. 15.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2649-e-2025-6149-k-747dd6ae7335