Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5202 E. 2026/2133 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5202
Karar No
2026/2133
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/587 E., 2025/1688 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/75 E., 2022/383 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurumun 05.10.2011 tarihli yazı ile müvekkilinin sözleşmesini feshettiğini ve toplamda reçete bedeli, faiz ve cezai şart olmak üzere 383.989,49 TL kesinti yaptığını, müvekkili tarafından davalı Kurum aleyhine açılan İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/587 E., 2015/102 K. sayılı dosyasında "taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıl süre ile feshine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali isteminin reddine, toplam 380.428,04 TL'nin (cezai şart, reçete bedeli, reçete bedeline uygulanan faiz) mahsubuna ilişkin davalı Kurum kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verildiğini, karar doğrultusunda davalı Kurumun 21.10.2015 tarihinde müvekkiline ödeme yaptığını, ancak davalı Kurumun 132.198,74 TL faiz miktarının fazladan ödendiğini iddia ederek müvekkilinin alacağından 15.01.2016 tarihinde mahsup ettiğini, Mahkemenin verdiği kararın kesintinin tüm sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu, İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtay incelemesi sonucunda bozulduğunu, Mahkemece önceki karardan farklı olarak "sözleşme feshi" işleminin de iptaline karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesi sonucunda kesinleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin alacağından haksız olarak yapılan 132.198,74 TL kesintinin iptali ile kesinti tarihinden itibaren faiziyle birlikte müvekkiline geri ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/79 E. sayılı dosyasında 33.306,85 TL cezai şart bedelinin 29.745,10 TL, 290.580,75 TL reçete bedeli ve 03.10.2011 tarihi itibariyle 60.101,89 TL yasal faiz olmak üzere toplam 380.428,04 TL tutarın mahsubuna ilişkin işlemin iptaline karar verildiğini, bu tutarın 31.12.2011 tarihinden 21.10.2015 tarihine kadar işlemiş faizi 132.198,74 TL dahil olmak üzere toplam 512.626,78 TL olarak ödendiğini, akabinde Mahkeme kararında faize dair bir hüküm bulunmadığı gözetilerek davacıya fazla ödenen 132.198,74 TL tutarındaki yasal faiz bedelinin Kurum alacaklarından 15.01.2016 tarihinde mahsup edildiğini, kesintinin yapıldığı tarih itibariyle davacı tarafın alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, Mahkeme kararlarında ve Yargıtay ilamında faize dair herhangi bir karar verilmemesi nedeniyle faiz isteminin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmeye dayalı alacakların zamanaşımının süresinin 10 yıl olduğu, faiz alacağının da asıl alacağın zamanaşımına tabi olduğu, dava konusu faiz alacağının gerek mahsup edileceğinin bildirildiği 26.10.2015 tarihi gerekse mahsup edildiği 15.01.2016 tarihinden eldeki dava tarihi olan 04.03.2022 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, faize dayanak olan asıl alacağın iptal edilmesi sebebiyle faizin dayanağının kalmadığı, bu sebeple faiz alacağının davacıdan talep edilemeyeceği, davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden faizin başlangıcına ilişkin fazlaca talebin reddine karar verildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 132.198,74 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının faizin başlangıcına ilişkin fazlaca talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında sözleşme bulunduğu, sözleşmeye dayalı alacakların zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, faiz alacağının da asıl alacağın zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı,İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinda açılan davada davalı Kurum işleminin iptalinin istendiği, kesintiye dair davalı Kurum işleminin iptali kararının kesintinin tüm sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının faize ilişkin talebinin sebepsiz zenginleşme iddiasına dayandığını, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkili Kurumun 15.01.2016 tarihinde iade aldığı faiz kesintisinin üzerinden dava tarihine kadar 6 yıl süre geçtiğini, İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/587 E. sayılı dosyasında davacının dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutmadığını, gerek Mahkeme kararlarında ve gerekse Yargıtay ilamında faize dair herhangi bir karar verilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davalının hak edişlerinden yapılan faize ilişkin kesintinin iadesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, asıl alacağın taraflar arasındaki sözleşmeye dayanmasına, sözleşmeye dayalı alacakların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olmasına, faiz alacağının da asıl alacağın zamanaşımına tabi olmasına, dava konusu faiz alacağının mahsup edileceğinin bildirildiği 26.10.2015 tarihi ile mahsup edildiği 15.01.2016 tarihinden eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5202, K. 2026/2133, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5202-e-2026-2133-k-c7fb2a8003c4