Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5191 E. 2026/2316 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5191
- Karar No
- 2026/2316
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2083 E., 2025/1580 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/353 E., 2019/792 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2017/19 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesinin talep edildiğini ve müvekkiline ait taşınmazın haczedildiğini, 25.06.2018 günü haczedilen taşınmazın satılmasına karar verildiğini, alacaklı tarafın 05.06.2018 tarihli dilekçesi ile müvekkilinden takip öncesinde toplamda 99.499,34 TL haricen tahsil edildiği, yapılan bu tahsilatın dosya borcundan mahsup edilmesinin istendiği, bu talep üzerine icra müdürlüğü tarafından takip günü esas alınmak üzere bir hesap yapıldığı ve takipten sonra ödenmiş gibi işlem yapıldığını, alacaklının beyanından anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından yapılan ödemenin takip tarihinden önce yapıldığını, ancak takip dökümüne bakıldığında alacak kalemleri ile toplamda 101.620,79 TL takip çıkışı borç gösterildiğini, alacaklının 05.06.2018 tarihinde dosyaya vermiş olduğu beyanda takip tarihinden önce müvekkili tarafından 99.499,34 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığını ileri sürerek; menfi tespit davasının kabulüne, müvekkilinin borcu bulunmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; icra takip dosyasına 05.06.2018 tarihinde sehven bildirilen ve dosya borcundan mahsubu talep edilen ödemelerin takip tarihinden önceki tarihlerde borçlu tarafından müvekkili bankaya yapılan ve takip açılışı sırasında toplam borç tutarından mahsup edilen ödemeler olduğunu, takip açılışı sırasında borç miktarından düşüldüğünü, bakiye borç üzerinden takip başlatıldığını, hesap kat tarihi olan 24.04.2015 tarihinde davacının müvekkil bankaya o tarih itibarıyla borcunun 159.214,44 TL olduğunu, hesap kat ihtarında bildirilen borç rakamından, sehven icra dosyasına bildirilen ödemelerin düşülmesi halinde yapılan hatanın maddi bir hata olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunda 99.499,34 TL'lik ödemenin takipten önce yapıldığı ve bu ödemenin borçtan düşülerek kalan tutar için icra takibi başlatıldığının belirtildiği; alınan bilirkişi raporunun isabetli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu; takip öncesinde davacıya gönderilen 29.04.2015 tarihli hesap kat ihtarında bakiye borcun 153.861,69 TL ana para ve toplam 159.214.44 TL olduğunun belirtildiği; 02.01.2017 tarihli icra takibinde ise 68.451,35 TL asıl alacak olmak üzere toplam 101.620.79 TL istendiğinin görüldüğü; davalı banka vekilinin icra dosyasına yaptığı 99.499.34 TL'nin takip öncesinde ödendiği yönündeki bildiriminin sehven olduğunun anlaşıldığı, sonrasında davalı banka vekili tarafından icra dosyasına sunulan 26.06.2018 tarihli dilekçesinde ''Esası bildirilen dosyada sehven bildirilen; borçlu tarafından 15.06.2015 tarihinden 09.08.2016 tarihine kadar olan sürede toplam 99.499.34 TL tutarın haricen tahsil edildiği bildirilmiş ise de; bildirilen bu ödemelerin takip tarihinden önce olduğu" şeklinde beyanda bulunulduğu; alacaklı vekilinin hatasından hareketle davacının borcundan kurtulmasının hakkaniyete aykırı olacağı; davacının davasında haklı dayanağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davada, davacının ödemelerin tamamını yaptığını iddia ettiğine göre ispat yükünün davacıda olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, bilirkişi tarafından, takip tarihinden önce, davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin yapılan kademeli faiz hesabı sonucunda, takip tarihi itibarıyla, davalı bankanın, davacıdan 76.073,91 TL asıl alacağının bulunduğu, ancak, takip talebi ile 68.451,35 TL asıl alacak talebinde bulunduğu, davalı bankanın, takip tarihi öncesinde yapmış olduğu 99.499,34 TL tahsilat tutarının, takip tarihi öncesinde borç tutarından mahsup ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; icra dosyasının borcun ödenmesiyle kapatılmasından sonra aynı alacak için yeniden borç bildirimi yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, dosyanın kapatılmasına rağmen yeniden açılarak taşkın haciz yoluyla taşınmazın satılmasının kötü niyetli ve haksız kazanç amacı taşıdığını, müvekkilin, icra dosyasındaki bakiye borç olarak görülen 19.297,76 TL'yi ödeyerek dosyayı infaz ettiğini, borcun sona erdiği inancıyla hareket ettiğini, infaz olunmuş dosyadan tekrar tahsilat yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,icra dosyasında borcun ödenerek dosyanın kapatılmasından sonra; aynı alacak nedeniyle dosyanın yeniden işleme konulması nedeniyle borcun bulunmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, icra dosyasında yapılan kapak hesabına göre borcun tamamını ödediğini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş ise de, davalı alacaklı vekilinin 26.06.2018 tarihli dilekçesine göre kapak hesabının hatalı olduğu ve davalı bankanın bakiye alacağının bulunduğu, davacının borçtan tamamen kurtulduğundan söz edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.