Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4973 E. 2026/2747 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4973
Karar No
2026/2747
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1197 E., 2025/1419 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/103 E., 2022/84 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili Kurumun denetim servisi tarafından düzenlenen 02.09.2019 tarihli raporda, 27.12.2016 tarihinde ALO 170 numaralı hat üzerinden dava dışı hak sahibi ... .'nin davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczaneden alındığı görünen ilaçları almadığını ve şikayetçi olduğunu bildirdiğini, yapılan soruşturma neticesinde davalı aleyhine 2016 yılı Protokolünün (4.3.6.), (5.3.2.), (5.3.5.) ve (5.3.10.) maddeleri gereğince işlem yapılmasının uygun görüldüğünü belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 502.368,60 TL cezai şart alacağının doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; somut olayda Protokolün (5.3.10.) maddesinin uygulanma alanı bulunmadığını, bu maddeye göre 10 kat cezai işlem uygulanabilmesi için reçetenin gerçeğe aykırı olarak , başka bir deyişle sahte olarak düzenlenmiş olduğunu müvekkilinin bildiğinin ispatlaması gerektiğini, sadece dava dışı hastaların beyanlarına dayanılarak müvekkilinin ilaçları vermediği sonucuna ulaşılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda, dava dışı hak sahiplerinin ifadeleri doğrultusunda, dava dışı hak sahiplerinin bilgisi olmadan düzenlenen ve/veya hak sahiplerinin kendileri tarafından düzenletilmeyen rapor ve reçetelerin sahte reçete olarak değerlendirildiği, bu reçeteleri karşılayan davalının davacı Kurum işlemi yönünden 2016 Yılı Protokolünün (5.3.10.) maddesi çerçevesinde sorumlu olduğu, Protokolün (5.3.10.) maddesi gereği cezai şart işleminin yerinde olduğunun bildirildiği, davalı tarafın iddia olunan vakanın aksini ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 502.368,60 TL cezai şart bedelinin 17.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime uygun olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Protokolün (5.3.10) maddesinden cezai şart uygulanabilmesi için müvekkilinin sahte reçete düzenlenmesi eylemine katıldığının ispatı gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davacı Kurum ile davalı eczacı arasındaki ilaç temini sözleşmesine aykırılık iddiasıyla tesis edilen cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı Kurumun davalı eczacıya gönderdiği 22.01.2020 tarihli yazıda, bazı hak sahiplerinin bilgileri ve talebi dışında düzenlenen rapora konu reçetelerin davalının eczanesi tarafından karşılanarak davacı Kuruma fatura edildiği, reçete içeriği ilaçların hak sahibine ve/veya yakınlarına teslim edilmediği, reçetenin arkasında bulunan imzaların dava dışı hasta ve hasta yakınlarına ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, 2016 Yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesi gereği 1. kez uyarı işlemi, (5.3.5.) maddesi gereği 1. kez yazılı uyarı işlemi, (5.3.10.) maddesi gereği 502.368,60 TL cezai şart ve yine aynı madde gereği 1. kez yazılı uyarı işlemi uygulanacağının bildirildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu reçete muhteviyatı ilaçların dava dışı hak sahiplerinin bilgileri ve talepleri ile düzenlenip düzenlenmediği, dava dışı reçete sahibine teslim edilip edilmediği, reçetelerin arkasındaki imzaların dava dışı reçete sahibine ait olup olmadığı hususunda araştırma yapılmaksızın, davacı Kurum müfettiş raporunda yapılan tespitler ve yine bu raporda alınan dava dışı reçete sahiplerinin beyanları doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporu ile yetinildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın konusunu oluşturan reçetelerde adı geçen hastaların, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında tanık olarak dinlenmesi, reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine teslim edilip edilmediği, reçetelerin arkasındaki imzaların kendisine ait olup olmadığı hususunda beyanları alınmak suretiyle, reçetelere konu ilaçları alıp almadığının tespit edilmesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı bir eylem gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi, teftiş sırasında alınan beyanları ile çelişki oluşması halinde bu husus giderilmesi ve 2016 Yılı protokolünden sonra yürürlüğe giren protokollerde lehe hüküm bulunması halinde ilgili maddeler değerlendirilerek her hasta bazında cezai işlemin uygulanması gerekip gerekmediğinin tek tek belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4973, K. 2026/2747, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4973-e-2026-2747-k-11e77e556626