Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4916 E. 2026/554 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4916
Karar No
2026/554
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1763 E., 2025/2043 K. DAVA TARİHİ : 17.07.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/270 E., 2022/661 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının şifahi olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaparak, davalı tarafından Düzenleme Şeklindeki Taşınmaz Satış Sözleşmesi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile yapılacak inşaattan taşınmaz satın alımı için anlaşıldığını, anlaşmaya istinaden davalıya 25.09.2013 tarihinde 400.000,00 TL banka aracılığı ile ödediğini, 27.04.2015 tarihinde ise 1.000.000,00 TL elden nakit olarak verildiğini, davalının taşınmazları 2017 yılının Mayıs ayında teslim edeceğini şifahi olarak taahhüt ettiğini, ancak teslimde yaşanan gecikme üzerine 05.12.2018 tarihinde imzalanan protokol kapsamında ödenen tutarların kayıt altına alındığını ve teslim edilemeyen daire ve dükkan karşılığında teminat olarak davalıya ait başka bir dairenin teminat olarak müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının teminat olarak verilecek dairenin devrine yanaşmadığı gibi keşide edilen ihtarnameye de cevap vermediğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik davalıya ödenen toplam 1.400.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek ticari faizle birlikte davalıdan tahsilini, davalının edimlerini yerine getirmemesinden dolayı davacının teslim alamadığı dairelerin kira bedelleri, müspet ve menfi zararları için ise şimdilik 10.000,00 TL'nin 27.04.2015 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 08.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda 1.410.000,00 TL alacak talebini 1.550.232,04 TL arttırarak toplam 2.960.232,04 TL alacağın 1.410.000,00 TL'sinin dava tarihinden 1.550.232,04 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi veya ticari faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafından müvekkiline 25.09.2013 tarihinde banka aracılığı ile gönderilen 400.000,00 TL'nin 09.02.2015 tarihinde davacının hesabına geri ödendiğini, davacı tarafından yapılan tek ödemenin bu olduğunu, taraflar arasında başkaca bir para alışverişi olmadığını, müvekkilinin taraflar arasındaki samimiyete güvenerek ödeneceği kabulüyle 05.12.2018 tarihli protokole imza atıldığını, davacının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı talep hakkının zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli kararıyla; alacağın zamanaşımına uğramadığı, sebepsiz zenginleşme koşullarına göre davalının aldığını iade etmesi gerektiği, ödeme tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürede, taşınmaz bedeli olarak ödenen para yönünden satın alma gücünde bir azalma olduğu, o halde denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasının Yargıtay uygulamalarına göre yasal olduğu, 400.000,00 TL (hesaplanan 982.090,21 TL) yönünden ceza dosyası kapsamı değerlendirildiğinde bu tutarın iade edilmiş olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 1.978.141,83 TL alacağın 1.410.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden, 568.141,83 TL'lik kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki 05.12.2018 tarihli son protokolde davalının davacıdan 29.09.2013 tarihinde 400.000,00 TL, 27.04.2015 tarihinde elden 1.000.000,00 TL'yi aldığını imzası ile ortaya koymuş olduğu, ancak bu protokolü imzalamasına rağmen aslında aldığı 400.000,00 TL'yi bankadan davalıya iade ettiğini, 1.000.000,00 TL'yi de aslında almadığını, güvene dayalı imzaladığını bildirdiği, imzayı inkar etmediği, içeriğini inkar ettiği, davalı tarafça dosyaya sunulan İş Bankasının 09.02.2015 tarihli banka dekontunda davalı ... tarafından davacı ...'e "... havalesi" açıklaması ile 400.000,00 TL gönderildiğinin anlaşıldığı, davacı adına hesap açıldığı ve bu hesaptan talimat verilen kişi tarafından para çekildiği yönündeki davacının şikayeti üzerine yürütülen soruşturmada alınan bilirkişi raporuna göre, şikayetçi adına düzenlenmiş bankacılık hizmetleri sözleşmesindeki ve talimat belge altındaki imzanın ve yazının şikayetçinin eli ürünü olduğunun tespit edilmesi üzerine, bilirkişi raporu kapsamında şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının geçersiz sözleşmeye inanarak yaptığı masraf ve zararlarını talep edemeyeceği, dava dilekçesinde açıkça iadesi talep edilen paranın güncellenmiş bedelinin talep edilmediği, ödenen bedellerin iadesi ile ayrıca kira ile müspet ve menfi zararların talep edildiği, sunulan ıslah dilekçesiyle de sadece talebin arttırıldığının açıklığa kavuştuğu, bu itibarla taleple bağlılık ilkesine göre davada talep edilmemesine rağmen güncellenmiş bedele hükmedilmesinin usule aykırılık teşkil ettiği, ayrıca davacı tarafça davalıya çekilen ihtarname incelendiğinde, ihtarnamedeki tutarların yabancı para cinsinden olduğu, davada talep edilen tutarlarla aynı olmadığı görülmekle söz konusu ihtarnamenin bu davada temerrüt oluşturamayacağı belirlendiğinden, davacının faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafa davacı tarafça 400.000,00 TL'nin iade edildiğinin banka ve savcılık soruşturma dosyası kayıtlarından anlaşıldığı, bu nedenle 05.12.2018 tarihli protokol hükümleri gereği davalının davacıdan 1.000.000,00 TL elden aldığının belirlendiği anlaşılmakla, söz konusu geçersiz harici taşınmaz sözleşmesi gereği davacının davalıdan 1.000.000,00 TL alacaklı olduğu, davacının işbu geçersiz sözleşme nedeniyle kira, müspet ve menfi zarar talep edemeyeceği gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 1.000.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talep ile davacının kira, müspet ve menfi zarara ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 29.04.2025 tarihli ilamla; davacı tarafından dava dilekçesinde geçersiz sözleşme ile ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilerek, davacının satış bedeli olarak 1.400.000,00 TL ödeme yaptığının kabulü ile bu rakamın çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ifanın imkansız hale geldiği dava tarihinde ulaşacağı alım gücünü belirleyen rapor ve davacının ıslahı doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafından davalıya 25.09.2013 tarihinde ödenen 400.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında dava tarihi itibariyle hesaplanan değerinin 982.090,21 TL, 27.04.2015 tarihinde ödenen 1.000.000,00 TL'nin ise dava tarihi itibariyle 1.978.141,83 TL olmak üzere toplam 2.960.232,04 TL hesaplandığı, bu rakam üzerinden davanın ıslah edildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 2.960.232,04 TL'nin 1.410.000,00 TL'sinin dava tarihinden 1.550,232,04 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporu üzerinden 6 yıl geçtiğini, bu süre zarfında özellikle pandemi etkisiyle taşınmaz fiyatlarının fahiş şekilde arttığını, bu nedenle ilgili raporun güncelliğini yitirmiş olup hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, 25.09.2013 tarihinde banka aracılığıyla ödenen 400.000,00 TL'nin göz ardı edildiğini, ispat yükü üzerinde olan davacının ödeme iddiasını ispat edemediğini, sözleşmeden doğan bir hukukî ilişkinin bulunduğu veya mülkiyete dayalı dava açma olanağı bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunamayacağını, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verildiğini, yargılama konusu ihtilafın sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak açılmadığını, bu nedenle de denkleştirici adalet ilkesinin uygulanamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve denetime elverişsiz olup, faiz başlangıç tarihinin de hatalı uygulandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmesi gereği verilen bedelin iadesi ile kira bedeli alacağı, müspet ve menfi zarar istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince; uyulan bozma ilamı doğrultusunda kararın verilmiş olmasına, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4916, K. 2026/554, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4916-e-2026-554-k-068e0a68590e