Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3995 E. 2026/1201 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3995
- Karar No
- 2026/1201
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/616 E., 2025/878 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2020/622 E., 2021/865 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; avukat olan müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen avukat mesleki sigorta poliçesi kapsamında üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin poliçede tespit olunan meblağlar oranında davalı ... şirketi tarafından temin edileceğini, müvekkilinin dava dışı ...'nin vekilliğini üstlendiğini, müvekkili tarafından ...Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun 2009/KF/1284 E., 201/175 K. sayılı kararının ... 1. İcra Müdürlüğünün 2010/... E. sayılı dosyasından icraya konulduğunu, dava dışı ... Kulübünün itirazı sonrasında takibin durması sebebiyle itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talebiyle açılan davanın yargılaması sırasında ... Kulübünün TFF nezdinde doğmuş alacaklarından haricen bir kısım tahsilatlar yapıldığını, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.04.2011 tarihli ve 2010/... E., 2011/... K. sayılı kararı ile itirazın kaldırılması konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve %40 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verildiğini, kararın ... İcra Müdürlüğünün 2011/... E. sayılı dosyasından takibe konulduğunu ve borçlunun temyize ek olarak yaptığı tehiri icra talebinin reddedilmesi üzerine tahsilatlar yapılarak kararın infaz edildiğini, ancak kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2011/22309 E., 2012/8010 K. sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma sonrası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda (2004 sayılı Kanun) değişiklik yapılarak icra inkar tazminatının %40'dan %20'ye indirildiğini, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 26.09.2012 tarihli ve 2012/... E. 2012/590 K. sayılı kararı ile ... 1. İcra Müdürlüğünün 2010/931 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasına ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin temyiz etmeyi ihmal etmesi sebebiyle kararın bu şekli ile kesinleştiğini, dava dışı borçlu ... tarafından fazla tahsil olunan %20'lik kısım dışında kalan fazlaya ilişkin tahsil ve cezaevi harçlarının iadesi talep edilmesi üzerine dava dışı ...'nin TFF nezdindeki alacağından 190.747,58 TL mahsup edilerek 29.03.2013 tarihinde icra müdürlüğü hesabına ödenerek iadenin sağlandığını, 2004 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin uygulanması konusunda Yargıtay içtihadının icra takip tarihinin kanun değişikliğinden önce olması durumunda %40, sonra olması durumunda ise %20 üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği şeklinde olduğunu, dava dışı ...'nin TFF nezdindeki alacağından mahsup edilmek suretiyle iade edilen %20'lik icra inkar tazminat bedelinin vekili Av. ... tarafından 25.06.2013 tarihli mail ile müvekkilinden talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 183.172,11 TL'nin 14.04.2014 tarihinde adı geçen vekilin hesabına ödendiğini, ancak poliçe kapsamında zararın tazmini talebinin davalı ... şirketi tarafından reddedildiğini, müvekkilinin avukatlık mesleğiyle doğrudan ilişkili olan bir ihmalin varlığı sebebiyle zarara uğradığının aşikar olduğunu ve zararın poliçe kapsamında ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 183.172,11 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu talebin hasarın teminat kapsamında olmadığından bahisle müvekkili tarafından reddedildiğini, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/... E., 2012/590 K. sayılı dosyasında verilen karara karşı davacı tarafından yargılamanın iadesinin talep edildiğini ve Mahkemenin 2014/313 E. sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini ve bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, poliçe uyarınca müvekkilinin sorumluluğundan söz edebilmek için davacı avukatın sorumluluğunun ispat edilmesi gerektiğini, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/... E. sayılı dosyasında verilen karar başlığında vekil olarak dava dışı Av. ...l'in gösterildiğini, tebligatların da kendisine yapıldığını, bu nedenle sözde zararın sigortalı olan davacı avukatın bizzat kendi fiili, hatası ve ihmali ile gerçekleştiğini ve tek başına sorumlu olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, sigortalı olmayan diğer dava dışı Avukat ... poliçe koruması altında bulunmadığından bu avukatın sorumluluğu halinde müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, davayı müştereken ve münferiden takip yetkisine sahip olan davacı ve diğer avukat yönünden kusur oranları incelenerek sorumluluk tespitinin yapılması gerektiğini, sorumluluk sigortalarında rizikonun zarar gören üçüncü kişinin sigorta ettirenden tazminat talep etmesiyle gerçekleşeceğini, ancak zarar görenin, zararının tazminine ilişkin sigortacı yada davacı sigortalıya bir başvurusu/tazminat talebi bulunmadığını, davacının talep olarak belirttiği yazının birlikte çalıştığı Avukat ... tarafından gönderilen 25.06.2013 tarihli e-mail olduğunu, buna göre zarar gören tarafından ileri sürülen bir talep bulunmadığını, zarar görenin yazılı bir talimatı bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, böyle bir talimatın da bulunmadığını, Avukat ... tarafından ileri sürülen talepler bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülebilir bir talep olmamasına rağmen davacı tarafından ödeme yapıldığını, zarar görenin zararının tazmin edilmediğini, üçüncü şahsın zararının tazminine ilişkin sunulan argümanın aynı ofiste çalışan ve birlikte vekalet yetkisine sahip, eş ilişkisi bulunan iki avukat arasındaki para alışverişinden ibaret olduğunu, bu nedenle Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, üçüncü şahsın zarara uğradığı iddiasının tartışmalı olduğunu, icra inkâr tazminatının, alacaklının zararını gidermeye yönelik bir tazminat değil, borçlunun kötüniyetli olarak itiraz yoluna gitmesini engellemek amacı ile getirilmiş cezai bir hüküm olması sebebiyle %20 oranında bu tazminata hükmedilmesi, üçüncü şahsın mevcut malvarlığında bir azalma meydana getirmediğinden bir zarardan söz etmenin de mümkün olmadığını, hüküm sırasında yürürlükte olan %20 oranı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğunu, davacı avukatın müvekkilinin onayı ve izni olmaksızın varlığı ve üçüncü şahıs ... tarafından yöneltildiği tartışmalı olan zararı ödeyerek sigorta sözleşmesini ve poliçe özel şartlarını ihlal ettiğini, davacı sigortalının sigorta sözleşmesi ve ilgili kanun gereğince beyan, bildirim ve sair yükümlülüklerini hiç veya gereğince yerine getirmediğini, bahsi geçen kararın kesinleşmesinin üzerinden 1 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hiçbir bildirim yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen tutarın fahiş olduğunu, bir ödeme yapılacaksa bu tutarın 161.324,944 TL olduğunu, ayrıca poliçede 1.000,00 TL muafiyet kaydının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra inkar tazminatı oranını %40'tan %20'ye indiren kanun değişikliği tarihinin 05.07.2012 olduğu, %20 icra inkar tazminatına ilişkin kararın ise 26.09.2012 tarihinde verildiği, davanın tam kabul ile lehe sonuçlanması sebebiyle davacının kararı temyiz etmesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı ve ihmalinden bahsedilemeyeceği, davacının görevini ihmal ettiğinden bahisle bir ceza dosyasının da bildirilmediği, Yargıtayın takip tarihindeki oranı esas alan kararlarının ve bu yönde İlk Derece Mahkemelerince uygulamaların zamanla geliştiği, kanun değişikliği ile anılan karar arasında geçen yaklaşık 2 ay gibi kısa bir dönemde bir içtihatın oluştuğundan bahsedilemeyeceği, sonradan gelişen durumlar ve içtihatlar nedeniyle davacının ve dolayısıyla davacının sigortacısı olan davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, davayı takip eden tek avukatın işbu davanın davacısı olan avukat olmadığı, gerekçeli karar başlığında dava dışı Avukat ... isminin yer aldığı, davacıya atılan mailde sadece açıklama istenmesine ve herhangi bir ödeme talep edilmemesine rağmen sorumluluk ve kusur gibi hususlar hiç müzakere edilmeden doğrudan ödeme yapıldığı, sigortalının kendisine yapılan herhangi bir tazminat talebini sigortacıya yazılı olarak 5 gün içinde bildireceğine yönelik poliçe hükmüne rağmen bu süreden çok sonra davalıya bildirimde bulunulduğu, ayrıca davacıya e-mail atan dava dışı Avukat ...'in davacı ile aynı soy ismini taşıyan ve uyuşmazlığa konu icra mahkemesi dosyasında gerekçeli kararda adı geçen avukat olduğu, bu hususlar nazara alındığında davacının rizikonun teminat kapsamında kaldığına dair iddiasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2004 sayılı Kanunun 67. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" şeklinde değiştirildiği, bu yasal değişiklikten önce davacının vekilliğini üstlendiği dosyada icra inkar tazminatına %40 oranı üzerinden hükmedilmişken kararın bozulması üzerine yasal değişiklik de gözetilerek %20 oranı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiği, poliçe uyarınca zararın, sigortalının mesleki faaliyetinin icrası esnasındaki kusur ve ihmalinden kaynaklanması gerekmekte olup dava tam kabul ile sonuçlandığına göre davacının bir kusur ve ihmalinden söz edilemeyeceği, 6352 sayılı Kanunda bir geçiş hükmüne yer verilmediğinden değişiklikten önceki tarihli icra takiplerinde icra inkar tazminatı oranının %40 olarak uygulanacağına yönelik Yargıtay içtihadı zamanla oluştuğu, karar tarihi itibariyle kararın temyiz edilmesini gerektirir bir durum bulunmadığı, davacı sigortalıya üçüncü bir şahıs tarafından ileri sürülen bir tazminat talebi bulunmadığı, davacıya 25.06.2013 tarihinde gönderilen e-mailin icra dosyasına iade edilmesi gereken paraya ilişkin açıklama istediği ve bir tazminat talebi barındırmadığı, ayrıca e-mail anılan bozma ilamından önceki ve sonraki Mahkeme kararlarının başlığında dava dışı ... 'nin davacı ile birlikte vekili olarak gösterilen dava dışı Avukat ... tarafından gönderildiği, dava konusu poliçenin özel şartlarında "Sigortalı, sigortacının yazılı onayı olmadıkça, sorumluluğu veya tazminat talebini kısmen veya tamamen kabul etmeyecek, ödeme taahhüdünde bulunmayacak ve zarar görenlere herhangi bir ödeme yapmayacaktır." düzenlemesi yer aldığı, yine poliçede hasar, Mahkeme, Tahkim Kurulu ve benzeri adli mercilerce belirlenmiş ve kesinleşmiş yada sigortalının, sigortacının da önceden rızasını alarak üçüncü şahıslarla anlaşma yoluyla belirlediği tazminat tutarı olarak kararlaştırıldığı, davacının tazmin talebini poliçe kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddeden davalı ... şirketinin ödeme yapılmasına bir onay ve rızası bulunmadığı gibi adli mercilerce belirlenen ve kesinleşen bir hasarın bulunduğundan da söz edilemeyeceği, poliçe özel şartlarına aykırı davranarak yaptığı ödemenin sonuçlarına davacının kendisinin katlanması gerektiği, gerekçesiyle, istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişi raporlarında rizikonun gerçekleştiği belirtilerek zararın meydana geldiği ve avukat mesleki sigorta sözleşmesi kapsamında olduğunun tespit edildiğini, Mahkemenin bilirkişi raporlarına riayet etmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava dışı ...'nin müvekkilinin süresinde temyiz etmediği için iade edilmek zorunda kalınan %20'lik icra inkar tazminatı bedeli olan 183.172,11 TL alacağını tüm ferileri ile birlikte dava dışı ...Uygulama Ltd. Şti.'ne temlik ettiğini, poliçe kapsamında bu zararın karşılanacağına duyulan güven sebebiyle müvekkili tarafından bu tutarın dava dışı Avukat ...'in hesabına 14.04.2014 tarihinde ödendiğini, 15.04.2014 tarihinde ise dava dışı ...'nin talebi ile temlik alan şirketin hesabına "... %20 İcra Tazminat Ödeme" açıklaması ile 183.172,11 TL'nin Avukat ... tarafından yatırıldığını, zararın 14.04.2014 tarihinde yapılan ödeme ile doğduğunu, müvekkili tarafından mail yoluyla davalı tarafa 15.04.2014 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen bu hususun gözardı edilerek hüküm tesis edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı avukatın ihmâl, kusur ve hatası nedeniyle oluşan maddi zararın davalı ... şirketi ile akdetmiş oldukları mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve davacıya dava dışı ortağı ve eşi Avukat ... tarafından gönderilen 25.06.2013 tarihli e-posta ile ... 1. İcra Müdürlüğünün 2011/... E. sayılı dosyasına yapılması gereken para iadesine dair yalnızca açıklama istendiği, açık bir iade talebi olmaksızın ve taraflar arasında akdedilen avukat mesleki mesuliyet sigorta poliçesinde yer alan; yazılı olarak ihbar etme ve yazılı onay olmaksızın ödeme yapmama koşulları yerine getirilmeksizin davacı tarafından ödeme yapıldığı, davacı tarafından iddia edildiğinin aksine 15.04.2014 tarihli e-postanın poliçe uyarınca davalı ... şirketine yapılan ihbar veya başvuru niteliğinde olmadığı, yapılan ödemenin bildirilmesinden ibaret olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.