Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3915 E. 2026/519 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3915
Karar No
2026/519
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/331 E., 2025/1127 K. DAVA TARİHİ : 06.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/35 E., 2024/126 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin sağlık sigortası poliçesi kapsamında 17.11.2016, 16.11.20 17... .10.2018 tarihlerinde davalı şirketin sahibi bulunduğu ..... ve ...Hastanelerinde muayene olduğunu, Hastanelerde çalışan hekimler tarafından yapılan Mamografı ve USG tetkiklerin sonucunda müvekkilinde herhangi bir sorun olmadığının belirtildiğini, son olarak davalı hekim ... tarafından yapılan muayene, tetkik ve tahlillerden hemen sonra müvekkilinin memesinin altında bulunan çok hafif bir çekintinin kendisini rahatsız etmesi nedeniyle başka bir tıp merkezine gittiğini, söz konusu tıp merkezinde Mamografi ve USG tetkiklerini inceleyen hekimlerin, davalı Hastanede çalışan hekimler tarafından tespit edilmeyen kitleyi gördüklerini ve müvekkiline 3. aşamada meme kanseri teşhisinin konulduğunu, erken teşhis edilmesi halinde müvekkilin sadece ameliyat ile bu hastalıktan kurtulabilmesi mümkünken, müdahalede gecikilmiş olması nedeniyle hastalığın ilerlediğini ve koltukaltı lenflerine sıçradığını, müvekkilinin tedavisinin sadece ameliyat ile mümkün olmaması, nedeniyle 33 seans radyoterapi, 16 kür kemoterapi almak zorunda kaldığını, ayrıca koltuk altı lenflerinin alınması neticesinde kolunu rahat kullanamaz hale geldiğini, müvekkilinin söz konusu uzun ve zorlu tedaviler nedeniyle maddi ve manevi çöküntüye uğradığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 200.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacının tetkiklerinin tıp kurallarına uygun bir şekilde her türlü dikkat ve özen gösterilerek yapıldığını, müvekkili hekim tarafından raporlanan incelemenin yapıldığı tarihte şikayeti ve bulgusu olmayan hastada, ileri tetkik istenmemesi ve dolayısıyla hastalığın tespit edilmemesinde hekimin kusurunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği kusurlu davranış ile zarar arasında bir illiyet bağının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ATK raporu ve bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, davalı Hekim ...'un eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, ancak ATK raporunda ifade edildiği üzere, 20 gün sonra başka bir merkezde yapılan MR sonucunda davacının memesindeki kitlenin tespit edildiği, ayrıca 20 16... yıllarında somut kanser bulgularının olmadığı dikkate alındığında ilgili hekimin hatalı eyleminin kişinin tanısında gecikmeye neden olmadığı, tazminata hükmedilebilmesi için yapılan eylemle birlikte kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının birlikte bulunması gerektiği, ancak davalı hekimin kusuru ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda meydana gelen neticede davalı doktorun kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hem ATK raporunda hem de ... Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan raporda davalı hekimin kusurlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, buna rağmen hekimin kusuru ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı olarak davanın reddedildiğini, ATK raporunda 2016 yılında olmayan bir lezyonun 2017 yılında görüldüğünün tespit edildiğini, bu durumun ileri çapta bir tetkik gerektirdiği açık iken tetkik yapılmadığını, somut olayda illiyet bağını kesen bir neden bulunmadığını, müvekkilini muayene eden bir başka hekimin, davalı hekimin teşhisini koyamadığı hastalıktan şüphelenerek gerekli tetkikleri istediğini, davalı hekimin doğru ve dikkatli bir muayene yapmaması nedeniyle memede var olan çekinti kaynaklı çökmeyi fark etmediğini, müvekkilinin hastalığının 1 yıl erken teşhis edilme imkanı varken erken teşhis edilemediğini, erken teşhis edilmesi halinde sadece ameliyat ile bu hastalıktan kurtulabilmesi mümkünken, müdahalede gecikilmiş olması nedeniyle hastalığın ilerleyerek koltukaltı lenflerine sıçradığını, bu nedenle ameliyatın yanında radyoterapi ve kemoterapi uygulamalarının da yapılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; vekalet ilişkisinden kaynaklı davalı doktor ve özel hastanenin özen borcuna aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma yapmaksızın esas hakkında istinaf incelemesi yapmaları durumuna dair karar verme usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesi; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya kararın gerekçesinde hata edildiği durumlarda düzelterek yeniden esas hakkında karar verir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında yer alması gereken hususlar ise aynı Kanun'un 359 uncu maddesinde belirtilmiş olup buna göre kararda; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk Derece Mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” yer alması gereken zorunlu unsurlardır. Aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. 2. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, tazminata hükmedilebilmesi için yapılan eylemle birlikte kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının birlikte bulunması gerektiği, davalı Hekim ...'un eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, ancak davalı hekimin kusuru ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince; meydana gelen neticede davalı doktorun kusurunun bulunmadığı kabul edilerek davacının istinaf başvurusunun karar gerekçesi değiştirilmek suretiyle esastan reddine dair karar verilmesi usule aykırıdır. Diğer bir anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumlarda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, ardından yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekmektedir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yer verilen hükümler gözetilerek, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3915, K. 2026/519, T. 09.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3915-e-2026-519-k-e4b8c61a551b