Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3755 E. 2026/1172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3755
Karar No
2026/1172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/162 E., 2024/894 K.

Mahkeme kararı asıl ve birleşen 2014/850 E. sayılı dosyada davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; davacının davalılar ile imzaladığı 22.03.2006 tarihli “Kâr Ortaklığı Sözleşmesi” ile davalı ... - ... Girişiminin yüklendiği ... Bakanlığınca yapılan ihaleye konu işin gerçekleştirilmesi amacıyla, yapacağı maddi katkı karşılığında, elde edilecek kârdan %50 oranında kendisine pay verileceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek davalı ...-... Girişimi hesabına ödemede bulunduğunu, bahse konu sözleşmenin eki niteliğindeki fizibilite raporu uyarınca, yapılacak iş sonrası 2.595.320 USD kâr elde edileceğinin ve kârdan payına düşen 1.297.550 USD'nin de yine en geç 30.10.2006 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ihaleye konu işin tamamlanarak bedelinin tahsil edildiğini, ancak ortaklığın zarar ettiğinden bahisle davalıların payına düşen kârı ödemekten kaçındıklarını, fizibilite raporunda belirlenen giderleri aşacak şekilde masraf yapıldığına yönelik iddianın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sözleşme uyarınca hasıl olan kârın şimdilik 100.000 USD’sinin 31.10.2006 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 26.06.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.297.660 USD’ye yükseltmiştir. 2. Bozma sonrası birleşen 2014/850 E. sayılı davada davacı vekili; asıl davada 1.297.660 USD üzerinden lehine hüküm tesis edildiğini, ancak alacağın 1.197.660 USD’lik kısmına sehven faiz talep edilmediğini, 1.197.660 USD’ye temerrüt tarihi olan 17.11.2006 tarihinden 06.03.2012 tarihine kadar işleyecek olan faizin 464.559,01 USD olarak hesaplandığını ileri sürerek, 464.559,01 USD’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 1.197.660 USD’ye 06.03.2012 tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD'ye uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2010/647 E. sayılı davada davacılar vekili; davalı şirket tarafından açılan davada alınan bilirkişi raporunda adi ortaklığın 366,946,70 TL zarara uğradığının tespit edildiğini, davalı ortağın da zarara hissesi oranında iştirak etmesi gerektiğini, sözleşmenin 6. maddesindeki düzenlemenin 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 523. maddesinde yer verilen hükme aykırı olduğunu, davalı şirketin yarı oranında hissesine düşen 183,473,35 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, aksi halde dava tarihînden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekili; davacı ile imzaladıkları 22.03.2006 tarihli ortaklık sözleşmesinde belirlenen edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiklerini, ortaklığa konu ihale ile ilgili yapılan tüm sözleşmeler hakkında davacıya bilgi verdiklerini, ortaklığa ait tüm defter ve kayıtların davacının denetimine açık tutulduğunu, davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, fizibilite raporunda tahminen belirlenen kar durumunun mutlaka gerçekleşmesinin beklenemeyeceğini, nitekim ortaklığın zarar etmesi ihtimaline binaen sözleşmede bu hususta da düzenlemeler yapıldığını, gelinen aşamada ortaklığın zarar ettiğini, davacının kar payı isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen 2014/850 E. sayılı davada davalılar vekili; taraflarınca açılan dava sonuca bağlandığında bu davanın konusuz kalacağını, bu itibarla asıl dava sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan etmiştir. 3. Birleşen 2010/647 E. sayılı davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.02.2012 tarihli ilamıyla; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu, ortaklığa konu ihalelere girme ve ihale sonucundaki işleri ifa etme yükümlülüğünün davalılara ait olduğu, gerek ortaklık sözleşmesinde gerekse fizibilite raporunda maliyet kalemleri üzerinde mutabakata varılarak 2.595.320 USD kâr hedeflendiği, fizibilite raporundaki tespitlerin karine olarak doğru olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalılar tarafından öngörülemeyen masraflar yapıldığına yönelik iddianın ispatlanamadığı, bu nedenle fizibilite raporunda belirlenen tutardan sorumlu oldukları, ortaklığın tasfiyesi istenilmeden kâr payının talep edilebileceği gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile 1.297.660 USD’nin davalılardan tahsiline, bu miktarın 100.000 USD’sine 17.11.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi gereğince faiz işletilmesine; birleşen 2014/647 E. sayılı davanın reddine dair karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar-birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarihli ilamıyla; davalı tarafın (birleşen davada davacı), maliyetleri yasal delillerle usulüne uygun olarak ispatlaması gerektiği, yapılan masraf ve giderlerin ispat yükünün davalı (birleşen davada davacı) taraf üzerinde olduğu, söz konusu ihale kapsamında davalının (birleşen davada davacı) ihale makamı olan Çevre ve Orman Bakanlığından ihale kapsamında ne kadar hak ediş elde ettiğinin belirlenerek, hak edişlerle ilgili olarak yapılan masraf ve giderlerin tespiti, bu şekilde hak edişlerden elde edilecek kârın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı (birleşen davada davalı) tarafın isteyebileceği alacak miktarının duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir, 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 16.11.2020 tarihli kararıyla; idareci ortak davalılar/ birleşen davada davacılar tarafından ihaleye konu iş için yapılan masrafların ispatı yönünden, yasal delil olarak sadece dosyaya sunulan faturaların kabul edilebileceği, ancak yakıt giderlerine ilişkin sunulan faturaların dava konusu iş için kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, bu nedenle sunulan faturalara itibar edilemeyeceği, yine personel giderlerine ilişkin sunulan belgelerin ispata elverişli olmadığı, dosyaya sunulan belge ve faturalar üzerinde resen yapılan inceleme sonucunda adi ortaklığın gelir ve gider hesaplaması sonucunda kâr elde ettiğinin belirlendiği, davacı tarafından dosyaya sunulan faiz hesaplamasına dair tablonun da yerinde olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile 1.297.660 USD’nin davalılardan tahsiline, bu miktarın 100.000 USD’sine 17.11.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereğince faiz işletilmesine; birleşen 2014/850 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, 463.609 USD’nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin 950 USD’ye yönelik talebin feragat nedeniyle reddine, birleşen 2010/647 E. sayılı davanın reddine karar verilmiş; davalılar-birleşen 2010/647 E. sayılı davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Dairemizin 07.12.2021 tarihli ilamıyla; birleştirilerek görülen davaların ortaklığın kâr elde ettiğinden bahisle kâr payının tahsili istemiyle, öte taraftan ortaklığın zarara uğradığı, idareci ortak tarafından yapılan masraf ve giderlere diğer ortağın katılması gerektiğinden bahisle alacak istemiyle açıldığı, her ne kadar, kâr payının ya da ortaklık adına yapılan masrafların diğer ortaktan tahsili isteminde bulunabilmek için, ortaklığın tasfiyesi gerekmese de, davaya konu adi ortaklığın ihaleye konu işin (belirli bir iş) yapılması amacıyla kurulduğu, işin tamamlanmasıyla birlikte kurulma amacı elde edilen ortaklığın sona erdiği, ortaklığın sona ermesinin zorunlu ve kaçınılmaz bir hukuki sonucu olarak da kendiliğinden tasfiye aşamasına girdiği, buna göre ortaklık faaliyeti kapsamında idareci ortaklar olan davalılar tarafından usulüne uygun hesap defter ve kayıtların tutulmadığı, ancak bu hususun ihaleye konu işin yapılmadığı anlamına gelmeyeceği, kaldı ki ihaleye konu işin tamamlanarak hak ediş bedelinin dava dışı ilgili bakanlık tarafından ödendiği, ihaleye konu işin gerçekleştirilmesi amacıyla masraf yapıldığının şüphesiz kesin olduğu, bu durumda yapılan masrafların ispatı bakımından yazılı delil sunulamasa bile, bilirkişi marifetiyle yapılan masrafların tespit edilebileceği dikkate alınarak, önceki bilirkişiler dışında seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden, taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesi, ortaklık konusu ihaleye dair “Orman Genel Müdürlüğünce Orman Yangınlarını Söndürme Hizmetlerinde Kullanılmak Üzere Kiralanacak 16 adet Helikopter İhalesi Teknik Şartnamesi”, ihaleye konu işin gerçekleştirilmesi amacıyla üçüncü kişi, kurum ve firmalarla yapılan ilgili sözleşmeler ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak, özellikle belgelendirilemeyen masraflar yönünden ise, işin mahiyeti gereği yapılması beklenilen giderlerin piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi suretiyle, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde rapor alınıp, adi ortaklığın tasfiyesi kapsamında, hasıl olacak sonuca göre asıl ve birleşen davalar hakkında bir karar verilmesi gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporunun bozma ilamı içeriğine ve dosya kapsamına uygun olduğu gibi hükme esas alınmaya da elverişli olduğu, buna göre asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile 1.031.318,54 USD'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 100.000 USD'lik kısmına 17.11.2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereği faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin 266.341,46 USD'lik talebin reddine, birleşen 2014/850 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile (asıl davada istenmeyen faiz alacağına yönelik olarak ) 267.805,81 USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 195.803,19 USD'lik talebin reddine, feragat edilen 950,00 USD'lik talebin reddine, asıl davada hüküm altına alınan miktarın 931.318,54 USD'lik kısmına birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereği faiz yürütülmesine, birleşen 2010/647 E. sayılı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekili; sunulan ödeme belgelerinin gider hesabına dahil edilmediğini, müvekkilleri tarafından iade edilen ortaklık payının hükümde dikkate alınmadığını, müvekkilleri tarafından ortaklığa konulan katılım payına değer biçilmeden hesaplama yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda, adi ortaklıktan kaynaklanan kâr payı, faiz ve zararın paylaştırılması istemine ilişkindir. Dairemizin 20.05.2025 tarihli geri çevirme kararıyla; davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekilinin yetki belgesi ve şirketlerin iflas durumları ile ilgili belgeler istenmiş, gelen yazı ve cevaplardan; şirketler hakkında önceden İlk Derece Mahkemesince verilen iflas kararının, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile Mahkemesine iade edilerek kaldırıldığı, ancak 28.05.2025 tarihinde her 2 şirket hakkında tekrar iflas kararı verildiği, ... Genel İcra Dairesinin 2025/ 10... /11 sayılı iflas dosyalarının açıldığı, iflas idare memurunun henüz atanmadığı, tasfiye işlemlerinin İflas Dairesi tarafından yürütüldüğü bildirilmiştir. İflas dosyasının kapanması ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesi gereği iflas idaresi tarafından verilen yetkiler de sona ermektedir. Ne var ki, davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla (ilk iflas kararının verildiği tarih itibarıyla) yetkili olduğu anlaşılmakla temyiz incelemesine geçildi: 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, özellikle bilirkişi raporundaki hesaplamaların yakıt gideri, uçuş saati vb. doğru hesaplanmasına, ödeme belgelerinin hesaba dahil edilmesine ve katılım payına değer biçilmemesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı tarafın birleşen 2010/647 E. sayılı davaya yönelik tüm, asıl ve birleşen 2014/850 E. sayılı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Kazanç ve Zararın Paylaşımı" başlıklı 643. maddesi; "Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır." hükmünü içermektedir. Açıklanan madde hükmüne göre; adi ortaklığın tasfiyesinde, borçlar ödendikten sonra kalan ortaklık malvarlığından önce ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç payları oranında ortaklara paylaştırılmalıdır. Somut olayda; 26.10.2020 tarihli duruşmada davacı ... Sosyal Hizmetler Kimyevi Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin "... taraflar arasındaki dava konusu sözleşme dolayısıyla müvekkil tarafından ödenen 550.000,00 TL davadan önce tarafımıza iade edilmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ortaklığın sözleşme konusu işlerden elde ettiği gelirden, yine bu işler için yapılan giderler düşülerek ortaklık malvarlığı 2.062.637,08 USD karşılığı 3.093.955,63 TL olarak belirlenmiştir. Taraflar arasındaki 22.03.2006 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesinin (2.) maddesi "... İhale konusu elde edilecek karın taraflarca %50 oranında paylaşılması yönünde kar ortaklığıdır." düzenlenmiştir. Sözleşmenin (6.) maddesinde "Biotek zarar ortağı değildir" şeklinde düzenlenmişse de, adi ortaklıkta bir ortağın zarara katılmaktan ari tutulmasının sadece emeğini koyan ortak için geçerli olabileceği şüphesizdir. Bu durumda, Mahkemece; bilirkişi raporu ile belirlenen ortaklık malvarlığından, öncelikle davacı - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davalı ortak vekilinin duruşmadaki ikrarı ile sabit olduğu üzere, iade edilmiş olan katılım payının mahsup edilmesi, sonrasında ise bakiye kalan ortaklık malvarlığının kârın sözleşmedeki hüküm de dikkate alınarak ortaklar arasında eşit olarak paylaştırılması suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar vekilinin; birleşen 2010/647 E. sayılı davaya yönelik tüm, asıl ve birleşen 2014/850 E. sayılı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan asıl ve birleşen 2014/850 E. sayılı davalara ilişkin Mahkeme kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca davalılar - birleşen 2010/647 E. sayılı dosyada davacılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3755, K. 2026/1172, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3755-e-2026-1172-k-4181c42fa6e1