Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3348 E. 2026/402 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3348
Karar No
2026/402
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/978 E., 2025/1011 K. DAVA TARİHİ : 24.08.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/298 E., 2024/216 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu ......Eczanesinin, dava dışı ... Eczanesi tarafından muvazaalı bir şekilde işletildiğinin öğrenilmesi üzerine ......Eczanesi hakkında başlatılan muvazaa incelemesi neticesinde düzenlenen 22.06.2018 tarihli raporda, ......Eczanesinin, ... Eczanesi tarafından muvazaalı olarak işletildiğinin tespit edildiğini, davalıya gönderilen 10.12.2018 tarihli yazıyla, 2016 yılı Eczane Protokolünün (5.3.12.) maddesi uyarınca 01.02.2012 tarihinden itibaren Kuruma fatura edilen reçetelerin yasal faizi ile birlikte tahsil edileceğinin bildirildiğini, gönderilen borç bildirim yazısına rağmen reçete bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; haksız itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, muvazaa iddiasının kesin olarak ispatlanamadığını, takibe dayanak gösterilen Protokol hükmüne göre eczaneye yapılan tüm ödemelerin geri istenmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının sahibi ve mesul müdürü olduğu ......Eczanesinin muvazaalı işletildiğinden bahisle hakkında beş yıl boyunca eczane açma yasağının uygulanmasına ilişkin İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 21.09.2018 tarihli ve 92991087-Ş.D. sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2018/1495 E., 2019/849 K. sayılı kararıyla; davalı idarelerce yapılan tespitlerin yeterli olduğu, buna ilaveten Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan inceleme ve denetimlerde de muvazaa olduğunun ve bu yolla kamu zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği, davacının ve eczaneyi asil işleten konumunda olduğu iddia edilen kişilerin soruşturma kapsamında alınan ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, buna mukabil bilgi ve görgü sahiplerinin alınan ifadelerinin birbirini doğrular mahiyette ve tutarlı olduğu, muvazaanın bir hukuki ilişkinin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda yaptıkları gizli anlaşma olduğu da dikkate alındığında, davaya konu işlemde muvazaa hususunun objektif bilgi ve belgelere dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın istinafı üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın temyizi sonucu Danıştay 10. Dairesinin 2020/2350 E., 2021/680 K. sayılı onama kararı ile kesinleştiği, muvazaa hususunun İdare Mahkemesi kararıyla sabit olduğu, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, 3.826.043,45 TL asıl alacak, 381.136,82 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.207.180,27 TL alacağın tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık (% 9,00) oranında ve değişen oranlarda işleyecek adi kanuni faizi, icra giderleri, vekalet ücreti ile birlikte tahsiline ilişkin takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan raporda yapılan faiz hesabının hatalı olduğu gibi icra inkar tazminatı talebinin reddinin de usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum alacağına dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip talebinde istenilen döneme ilişkin işlemiş faizin hesaplanmasına, raporun denetime elverişli bulunmasına, davalının sorumlu olduğu faiz tutarı bilirkişi marifeti ile hesaplattırıldığından alacağın likit olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3348, K. 2026/402, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3348-e-2026-402-k-e4a33f2cd182