Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3103 E. 2026/560 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3103
- Karar No
- 2026/560
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/340 E., 2025/706 K. DAVA TARİHİ : 17.12.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2022/707 E., 2023/783 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1 maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 10.000,00 TL olup karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kasten yaralama suçundan sanık olarak yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında davacının müdafisi olan davalının, takip ettiği ceza davası sonucunda davacıya verilen hapis cezasına ilişkin kararını tebliğ almasına rağmen süresinde temyiz etmediğini ve hapis cezasıyla mahkumiyetine ilişkin kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiğini ve bu suretle müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, davacının aleyhine verilen mahkumiyet hükmünün Yargıtay nezdinde değişme ihtimali ortadan kaldırılarak kesinleşmesine sebebiyet verdiğini ve davaya konu olayda ağır kusurlu olduğunu, davacının kesinleşen mahkumiyet hükmü infaz edilmek üzere 15.07.2019 tarihinde cezaevine girdiğini ve sonrasında 23.08.2019 tarihinde tahliye olduğunu, davacının bu olay sebebiyle maddi açıdan zarara uğradığını, davacının nezdinde manevi olarak ciddi yıpranmalara sebebiyet verdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının uğramış olduğu maddi zararlar nedeniyle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın ceza mahkumiyeti hükmünün kesinleştiği tarih olan 13.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak davacının maddi bir zararının olmadığını beyan ettiğini, temyiz işlemi yerine getirilseydi bile hükümde bir değişiklik olur mu hususunun irdelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının müdafii olarak davacının davasını takip etmediği, yasal süresi içerisinde temyiz etmeyerek bu şekilde kesinleşmesine sebebiyet verdiği, dolayısıyla vekalet görevini yerine getirmeyerek davacının kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, dosya arasına alınan hizmet cetvelinde davacının cezaevine girdiğini beyan ettiği 15.07.2019 tarihinde herhangi bir sigortalı çalışmasının bulunmadığı, en son çalışmasının 2018 yılında olduğu, bunun yanında davalının yargılandığı davacının katılan olarak bulunduğu ceza yargılaması sırasında olay nedeni ile herhangi bir maddi zararının bulunmadığını beyan ettiği gerekçesiyle maddi tazminat talep edemeyeceği kabul edilerek maddi tazminmat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin somut olaya uygun olduğu gerekçesiyle tarafların esasa ilişkin istinaf taleplerini reddetmiş, mahkeme kararını vekâlet ücreti yönünden düzelterek yeniden hüküm kurmuş; karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın ise çok düşük olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekâlet görevini ihmal iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararı ispatlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.