Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2946 E. 2026/1189 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2946
- Karar No
- 2026/1189
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2156 E., 2025/725 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/528 E., 2023/... K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; davalı tarafça temyize konu edilen tutar olan 10.050,00 TL'nin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 5 67... parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilecek toplam 220 daireden oluşan 11 blok için arsa malikleri ile dava dışı ... Konut Yapı Kooperatifi (Kooperatif) arasında 17.12.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, Kooperatif tarafından açılan 17.12.1998 tarihli sözleşmenin feshi ile tapu iptal ve tescil davasında avukat olan müvekkilinin taşınmazda 1/6 pay sahibi olan davalıyı ve diğer arsa maliklerini vekil olarak temsil ettiğini, yargılama sırasında taraflar arasında anlaşma sağlanarak 02.09.2003 tarihli düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme orijinalini hazırlayan müvekkilinin noterde tanık sıfatıyla bulunduğunu, sözleşmeye arsa malikleri lehine cezai şart hükmü eklenmesini sağladığını, iptali istenen 17.12.1998 tarihli sözleşmede fesih halinde cezai şart bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının vekalet görevi yürütülen sözleşmenin iptali ile tapu iptal ve tescil davasına ilişkin vekalet ücreti alacağını ödememek için müvekkilini haksız olarak azlettiğini ileri sürerek; sözleşmenin iptali ile tapu iptal ve tescil davasının azil tarihindeki gerçek değeri üzerinden hesaplanmak ve fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin azilnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.06.2023 tarihli değer artırım dilekçesiyle; azil tarihindeki gerçek değerin %15'i ve 300,00 TL karşı yan vekalet ücreti toplamı 5.686.020,00 TL'nin azilname tebliğ tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bahsi geçen davada bir değer gösterilmediği gibi avukatlık yapan davacı tarafından da değer itirazında bulunulmadığını, mahkemece de harç yönünden re'sen değer belirlenmediğini, mahkeme kararında maktu olarak vekalet ücreti belirlendiğini savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında ücret sözleşmesi bulunmadığı, Kooperatif tarafından açılan ve davacının, davalı vekilliğini yürüttüğü davanın 26.07.2002 tarihinde, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali talebiyle açıldığı, davacının vekil olarak cevap dilekçesi verdiği, duruşmalara katıldığı, 20.12.2003 tarihli duruşmada dosyanın işlemden kaldırıldığı ve dava değeri için bilirkişi incelemesi yapılmadığı, azlin haksız olduğu, sözleşmenin iptali ile tapu iptal ve tescil davasının açılış tarihi avukatlık sözleşmesinin yapıldığı tarih olarak değerlendirilerek davacının bilirkişi tarafından hesaplanan dava değerinin %15'i oranında vekalet ücreti alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.212.452,00 TL kanuni vekalet ücreti ile 300,00 TL karşı yan vekalet ücretinin 26.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekalet ücreti alacağına dayanak ve harca esas değeri 20.000,00 TL olan davada, tarafların haricen anlaşması nedeniyle davanın takipsiz bırakıldığı ve 30.12.2003 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın tebliğe çıkarılmadığı, Kooperatif ile davalının da aralarında bulunduğu arsa sahipleri arasında düzenlenen 02.09.2003 tarihli ve 65.000,00 TL bedelli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde "her ne kadar 17.12.1998 tarihli sözleşmeyle arsa üzerinde mimari projede gösterildiği şekilde 2 bloktan oluşan 220 daire üzerinden 65 bağımsız bölüm olan dairenin arsa sahiplerine ait olacağı hususunda anlaşılmış idi ise de; taraflar arasında yaşanan ihtilaf nedeniyle ... 3. Asliye hukuk Mahkemesinin 2002/653 Esas sayılı dosya ile dava açılmış bulunmaktadır. Dava konusu yapılan arsanın bedeli inşaat projeleri toplamının takdiren 65.000,00 TL (65.000.000.000,00 Eski Türk Lirası ) civarında olduğu ve yapı denetim maliyeti artışları göz önüne alınarak ve arsa sahipleriyle kooperatif üyelerinin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla bu anlaşmanın yapılması zorunlu görülmüştür. Yapılan bu anki anlaşma aynı zamanda davayı sulhen sona erdirecek nitelikte bir anlaşma olup, tarafların her birinin iş bu sözleşmeyi mahkemeye sulh anlaşması olarak ibraz ederek aynı zamanda mahkeme hükmü haline dönüştürme hakları saklı tutulmuştur." hükmüne yer verildiği, tarafların sulhle uyuşmazlığa son verdikleri, sözleşmede davacı avukatın da tanık olarak imzasının bulunduğu, dava dilekçesinde söz konusu sözleşmeyi kendisinin hazırladığını beyan ettiği ve sözleşmeden haberdar olduğu, azil tarihine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, 02.09.2003 tarihli sözleşmede; arsa bedeli ve inşaat maliyetleri toplamının 65.000,00 TL olarak belirlendiği, bu tutar üzerinden sulh olunduğu, vekalet ücretinin bu miktar üzerinden belirlenmesi gerektiği, davacının 65.000,00 TL'nin %15'i oranında 9.750,00 TL ve 300,00 TL karşı yan vekalet ücreti olmak üzere toplam 10.050,00 TL vekalet ücreti talep edebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü ile 10.050,00 TL vekalet ücreti alacağının 26.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; uygulanacak kanun hükmü gereğince "ücret anlaşmazlığının çıktığı tarihteki" dava değerinin esas alınacağını ve anlaşmazlığın azilname ile ortaya çıktığını, bu nedenle azilname tarihindeki gerçek değerin esas alınması gerektiğini, davanın gerçek değerinin; sözleşmede kararlaştırılan 220 daire ile arsa değeri, imal edilen 3 blok kapsamındaki 60 daire, 2 blok için su basmanı seviyesi inşaat ve cezai şart bedeli toplamı olduğunu, tapu ve resmi işlemlerde değerin düşük gösterilmesinin bilinen bir gerçek olduğunu, muvazaa dikkate alınarak gerçek değerin tespiti gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlednirme Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi Kararında belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, vekalet ücreti alacağı istemine konu davanın tarafların anlaşması üzerine takipsiz bırakılmasıyla sonuçlanmasına, Dairemizin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere; avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde avukatlık ücret sözleşmesi bulunmaması yahut sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde sulh olunan miktar belli ise bu miktara göre vekalet ücreti hesaplanması gerekmesine, mahkemece davacının da imzasını taşıyan sulh sözleşmesi ile belirlenen değer dikkate alınarak ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hüküm de belirlenmek suretiyle vekalet ücreti hesaplamasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.