Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1831 E. 2025/5073 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1831
Karar No
2025/5073
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2088 E., 2024/2237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/223 E., 2024/218 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ... Encümeninin 29.11.2011 tarihli ve 1667 sayılı kararı ile dava dışı .. Yapı Kooperatifinin 531.947,88 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, Belediye Encümeninin 30.09.2014 tarihli ve 1442 sayılı kararı ile de tahakkuk etmiş bu para cezasının yapı müteahhidi olan davalı şirket tarafından ödenmesi hususunun komisyona havale edilmesine karar verildiğini, Belediye Encümeninin 21.10.2014 tarihli ve 1534 sayılı kararı ile davalı şirketin 03.09.2014 tarihli talep dilekçesine istinaden yapılan incelemede talebin müştereken ve müteselsilen tahsili şeklinde uygun olacağı yönünde hazırlanan komisyon raporunun kabulüne karar verildiğini, Encümen kararındaki 531.947,88 TL para cezasının borçlunun Belediyeye olan diğer borçlarının tahsili anında mahsup edilmesi amacıyla 19.03.2014 tarihinde toplam 535.000,00 TL bedelli iki adet bono düzenlendiğini, bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine davalı hakkında başlatılan takibin yapılan haksız itiraz ile durdurulduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu takibe gerekçe olarak sadece zamanaşımına uğramış iki adet bonoya dayanıldığını, itirazın iptali dava dilekçesinde ise encümen kararı, komisyon raporu, yapı ruhsatı gibi belgelerden söz edildiğini, davacının bu delillere takibinde yer vermediği için bu davada ileri sürmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının takibinde iki adet bono için 2014 yılından takip tarihine kadar faiz talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının davasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, takip dayanağı bonolar adi senet niteliğinde olmadığından ve müvekkilinin varlığı ileri sürülen borç için temerrüde düşürülmediğinden takipte yer alan faizden de sorumlu tutulamayacağını savunarak; davanın reddini, haksız ve kötüniyetle yapılan takip için davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icraya konu zamanaşımına uğrayan senetlerin delil başlangıcı mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ispatına yönelik sunulan belgelerin incelenmesinde; davacı ... tarafından 29.11.2011 tarihli Encümen kararıyla dava dışı .. Yapı Kooperatifine 531.947,88 TL imar cezası kesildiği, Encümenin 30.09.20 14... .10.2014 tarihli kararı ile, davalı şirketin talebi doğrultusunda, kesilen cezanın davalı şirket adına tavzihi ile davalı şirketten tahsiline karar verildiği ve bu kapsamda davalı şirketten davaya konu senetlerin imar cezası nedeniyle teslim alındığının anlaşıldığı, senet miktarlarının ceza miktarıyla, senet vade tarihlerinin ise encümen karar tarihleriyle uyumlu olduğu, icra dosyasında bulunan senet örneklerinde nakden kaydının bulunduğu, buna göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı, davalı tarafça borç ilişkisinin ya da imzanın inkar edilmediği, takibe konu edilen senetlere dair dava dilekçesinde dayanılan delillerin takip dosyasında yer almaması ve dayanılmaması nedeniyle dikkate alınamayacağı iddiasında bulunulduğu, takibe dayanak senetlerin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının ispatlandığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararına göre, zamanaşımına uğramış bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için vade tarihi sadece temel ilişkinin muacceliyet tarihi olarak dikkate alınabileceği ve borçlu temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının usulünce temerrüde düşürülmediği, 13.04.2024 tarihli bilirkişi raporuyla borcun davalıya tebliğ tarihinden dava tarihine kadar yasal faiz üzerinden yapılan hesaplama ile asıl alacağın 535.000,00 TL ve işlemiş faizin ise 25.196,30 TL olduğunun bildirildiği gerekçesiyle; davalının faize yönelik itirazının kısmen iptali ile 535.000,00 TL asıl alacak ve 25.196,30 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, davalı itirazında tamamen haksız olmadığından, davacı ise takibinde kötü niyetli olmadığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan delillerle davacı ve davalı şirket arasındaki temel ilişkinin ispatlandığı, davaya konu 2 adet bononun zamanaşımına uğradığı, bonoların vade tarihlerinden itibaren işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, itirazın iptali davasında davacının alacağının takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, davacının takip talebinde; senetlerin vade tarihinden takip tarihine kadar, yani 30.09.2014 -16.03.2022 tarihleri arası 167.917,80 TL, 30.11.2014 - 16.03.2022 tarihleri arasında 187.639,58 TL işlemiş faiz talep ettiği, Mahkemece takip tarihi 17.03.2022 ile dava tarihi arasında 25.196,30 TL faiz işlediğinden bahisle takibin 535.000,00 TL asıl alacak 25.196,30 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının yazılı delil başlangıcı mahiyetinde belgeye dayandığı, alacağın likit ve davalının itirazında haksız olduğu kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; takibin takip tarihi itibariyle 535.000,00 TL asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda %9 geçmemek üzere kanuni faiz işletilmesine, asıl alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davalı tarafın borcun asıl kaynağı olan Encümen Kararının alınmasını kendisinin talep ettiğini, senetlerdeki vade tarihlerinin geçerli olduğunu, bu nedenle davalının ayrıca temerrüte düşürülmesine gerek olmadığını, vade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, yasal faiz oranının 01.06.2024 tarihinden itibaren %24 olarak değiştirildiğini ve Mahkemenin %9'u geçmemek üzere faiz oranını sınırlandırmasının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 30.05.2024 tarihindeki tarifeye göre hesaplanması gerektiğini, davalı tarafın istinaf giderlerinin aleyhlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, karın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin davacıya 535.000,00 TL borcunun bulunmadığını, zamanaşımına uğrayan bonolar delil başlangıcı sayılsa da davacının borcu ispat edemediğini, icra takibinde sadece bonolara dayanan davacının yeni delil ve belge sunamayacağını, borcun varlığı kabul edilse dahi temerrütün hukuki zorunluluk olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778. maddesi atfıyla bono hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 749. maddesi gereğince; bonodan doğan istemlerin vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle alacak olarak temel borç ilişkisine dayanarak talep edilebileceği gibi 6102 sayılı Kanunun 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak da keşideciden alacak talebinde bulunulabileceği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin bononun zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıl olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'un 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; zamanaşımına uğrayan ve bu nedenle kambiyo senedi vasfını kaybederek delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihi temel ilişkiye dayanılarak yapılan bir takip veya açılan bir davada temerrüde esas alınamaz. Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-1299 E., 2021/779 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacının alacağı takip tarihi itibariyle belirlenmelidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca avukatlık ücretinin takdirinde, dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Aynı madde uyarınca hazırlanan ve karar tarihlerinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinin üçüncü fıkrası; “Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.” şeklindedir. 2. 21... tarihli ve 32552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesinde düzenlenen kanuni faiz oranının 01.06.2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24 olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay nedeniyle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararının, asıl alacak, faiz başlangıç tarihi, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti açıklanan usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; takip talebi ve ödeme emrinde açıkça değişen oranlarda kanuni faiz talep edildiğinin anlaşılmasına göre, faiz oranının yıllık değişen oranlarda % 9'u geçmemek üzere şeklinde belirlenmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı tarafın faiz miktarına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "...yıllık değişen oranlarda % 9'u geçmemek üzere kanuni faiz işletilmesine," ibaresinin çıkartılarak yerine "...yıllık değişen oranlarda kanuni faiz işletilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1831, K. 2025/5073, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1831-e-2025-5073-k-e904c56009d1