Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1553 E. 2025/5268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1553
- Karar No
- 2025/5268
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1235 E., 2025/254 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/610 E., 2023/313 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 10 90... parsel sayılı 230 m² kagir fabrika binası niteliğindeki gayrimenkulün 12/32 payını davalıların murisi ... .. ..’dan 16.06.2006 tarihinde satın aldığını, 12/32 payı ise aynı tarihte müvekkili ile ortak ve birlikte hareket eden dava dışı ... .. satın aldığını, satış bedelinin bir kısmını USD olarak bloke çek ile olmak üzere tamamını davalıların murisine ödediğini, ancak daha sonra dava dışı ... isimli kişinin İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde müvekkili ve dava dışı ... ... aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasının yargılaması sonucunda müvekkili adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile ... ... ... adına tesciline dair verilen kararın Yargıtay incelemesi neticesinde onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin yatırım amaçlı olarak aldığı taşınmaz nedeniyle ödediği tutar, satışın gerçekleşmesi için ödediği tutar ve tapu harçları ile elde etmeyi amaçladığı kardan mahrum kaldığını ve ayrıca davanın müvekkili aleyhine sonuçlanması nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı 66.748,31 TL avukatlık ücreti, bu tutara ilişkin icra masrafı ve icra vekalet ücreti ve faizini, 26.316,12 TL yargılama giderini ve 74.918,30 TL karar harcını ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; davalıların murisinin sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın gerçek tutarının belirlenmesi ve toplam tutarın dava tarihinden itibaren Merkez Bankası döviz mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, şimdilik 300.000 USD'nin fiili ödeme tarihinde geçerli Merkez Bankası efektif satış kurunun esas alınması suretiyle davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, dava değerini ıslahen 1.733.409,00. TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkillerinin murisi .. ... ... maliki olduğu davaya konu taşınmazın 1/4 hissesini bedeli karşılığında dava dışı ...’e saltığını ve yine taşınmazın 3/4 hissesinin de .. 24. Noterliğinin 19.01.1998 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile 280.000 USD karşılığı ve 24 adet senet düzenlenerek ...’e sattığını, ancak satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğini, davacı ile müvekkillerinin murisi arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, ...’in senet bedellerinin bir kısmını ödememesi üzerine müvekkillerinin murisi tarafından ... 17. Noterliğinin 06.04.2001 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyle satış vaadi sözleşmesinin 4. maddesi gereği sözleşmeyi feshettiğini ve .. aleyhine icra takibi başlattığını ve borçluya daha önce satmış olduğu 1/4 hissesi üzerine haciz tatbik ettiğini, bilahare ..’e iyi niyetli olarak ek süre tanındığını ancak yeniden sözleşmeye aykırı davranılması üzerine müvekkillerinin murisinin ... 17. Noterliğinin 03.07.2002 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyle sözleşmeyi tekrar feshettiğini, bu tarihten itibaren müvekkillerinin murisinin satış vaadi sözleşmesi ve tapuda ferağ yükümlülüğünün ortadan kalktığını, ardından müvekkillerinin murisinin Recep aleyhine sahip olduğu 1/4 hisse için 18.06.2003 tarihinde Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/761 E. sayılı dosyasıyla izale-i şüyu davası açtığını, Recep'in ise 19.03.2004 tarihinde Şişli 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/199 E. sayılı dosyasıyla müvekkillerinin murisi aleyhine ferağa icbar davası açtığını ancak davayı takip etmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın kesinleştiğini, müvekkillerinin murisinin izalei şüyu davası görülürken 08.04.2006 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilleri tarafından çıkarılan veraset ilamından sonra davacı ve dava dışı ...in izale-i şüyu davasına ilişkin bilirkişi raporu ve dosyayı inceleyerek taşınmazın 3/4 hissesini 950.000,00 TL bedelle 06.06.2006 tarihinde müvekkillerinden satın aldıklarını, ardından davacı ile ...in yeni malik olarak izale-i şüyu davasını takip ettikleri ve satış kararı aldıklarını, ancak bu arada ... İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/505 E. sayılı dosyasıyla yeni malikler aleyhine açtığı dava sonucunda taşınmazın 3/4 hissesinin kendi adına tescilini sağladığını, zarara uğradığını iddia eden davacının talebinin, tapu iptal ve tescil davasısın kesinleşme tarihi 22.09.2014 huzurdaki davanın açılma tarihinin ise 16.11.2016 olması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, davacının mekzur davayı müvekkillerine ihbar etmediğini ve kendi hataları nedeniyle davayı kaybettiklerini ve müvekkillerinin ilamın tarafı olmamaları nedeniyle davanın sonucundan da sorumlu olmadıklarını, davacı ve ... ... ... dava konusu taşınmazı 1998 yılında satın almak suretiyle kullandığını bilerek yeri satın aldıklarının İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/505 E. sayılı dosyası ile tespit edilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli ve 2016/468 E., 2020/407 K. sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/505 E., ve 2012/400 K. sayılı dosyasının 22.09.2014 tarihinde kesinleştiği, davacının alacağını ve kime karşı dava açması gerektiğini bu tarihte öğrendiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık süre içerisinde sebepsiz zenginleşme davasını açması gerekirken dava tarihinin 16.11.2016 olduğu, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle zamanaşımından reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2021/169 E., 2021/3124 K. sayılı kararıyla; davacının isteminin zapta karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esası incelenmek üzere iadesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 214. maddesinin ikinci fıkrası gereği, davacı dava konusu taşınmaza ilişkin bilgisi olmasına rağmen taşınmazı almaktan imtina etmediği ve bile bile satın aldığı, davalıların bu durumu üstlendiklerinin davacı tarafça ispat edilemediği, taşınmazı başkaları tarafından satın alındığını bilmesine rağmen taşınmazı almaktan imtina etmemesi nedeniyle sorumluluğun davacıda olduğu ve tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/205 E. 2012/6400 K. sayılı kesinleşen ve güçlü delil niteliğinde olan dava dosyasından davacının taşınmaz satış tarihinde taşınmazın elinden alınma tehlikesini bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmasına göre, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekili istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/505 E. sayılı dosyasında, davalıların miras bırakanı ile davacının davalı taraf olarak yer almakta olduğunu, davalıların miras bırakanı tarafından ileri sürülen tüm beyanların, kendisinin daha önce ... ...’le yapmış olduğu satış vaadi sözleşmesini bilmedikleri yönünde olduğunu, davalıların miras bırakanının söz konusu dosyada açık kabulü bulunduğunu, bu dosyanın kesin hüküm oluşturmadığını, dava konusu ihtilafta uygulanması mümkün olan yasa hükmünün 6098 sayılı Kanunun 112. maddesi olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dosya arasında bulunan tapu kayıtlarının incelenmesi neticesinde; dava konusu taşınmazın 6/32 hissesi davalı ..., 9/32 hissesi ..., 9/32 hissesi Lerna Malhasian adına kayıtlı ilen 06.06.2006 tarihli ve 5475 yevmiye numaralı satış işlemi ile 950.000,00 TL bedel karşılığında 12/32 hissesi davacıya, 12/32 hissesi dava dışı ...e devredildiği görülmüştür. Öte yandan, davacı tarafından 243.750,00 USD keşide bedelli 06.06.2006 tarihli ve davalı ... adına çek keşide edilmiştir. Dava dışı ..., davacı ve dava dışı ... karşı açtığı tapu iptal ve tescil davası neticesinde; İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2006/505 E. 2012/400 K. sayılı kararla, davalıların iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının 12/32 hissesi ile .. 12/32 hissesine yönelik tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı ... adına tesciline karar verilmiş, bu karar Yargıtay (Kapatılan)14. Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarihli ve 2014/9893 E., 2014/10243 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. 6098 sayılı Kanunun 77. maddesi; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." hükmünü havidir. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için birinci koşul taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşın, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir. Başka bir anlatımla zenginleşme ancak bir başkasının malvarlığındaki fakirleşmenin karşılığı olarak ortaya çıkmışsa bir iade borcundan söz edilebilir. İkinci koşul, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır. Üçüncü koşul, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazın 950.000,00 TL bedel karşılığında 12/32 hissesi davacıya, 12/32 hissesi dava dışı ...e devredildiği, ardından İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2006/505 E. 2012/400 K. sayılı kararla davacının 12/32 hissesi ile .... 12/32 hissesine yönelik tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı Recep adına tesciline karar verilmesi ve bu kararın 22.09.2014 tarihinde kesinleşmesiyle birlikte davalıların zenginleştikleri, dava tarihi 16.11.2016 itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.