Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1341 E. 2025/4975 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1341
- Karar No
- 2025/4975
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/61 E., 2022/72 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl davada, çocukları ..'ın 08.04.2008 tarihinde devamlı olarak gittiği davalıya ait hastaneye ishal, yüksek ateş ve buna bağlı şikayetlerle götürüldüğünü ve salgın olduğu söylenerek geri gönderildiğini, 10.04.2008 tarihinde çocukta hiçbir iyileşme belirtisi görülmemesi nedeni ile tekrar aynı hastaneye getirildiğini, her zamanki doktorunun seminerde bulunması nedeni ile onun yerine bakan ve acilde görevli pratisyen bir hekimin tekrar inceleyip bazı ilaçlar yazarak geri gönderdiğini, küçüğün durumunun daha da ağırlaşması üzerine tekrar aynı hastaneye getirilerek burada aynı doktor tarafından üstün körü incelendiğini, ateşler içinde küçük ..'ın kendisinden geçmiş bir halde yatarken tesadüfen orada bulunan bir başka doktor tarafından çocuğun menenjit geçirme ihtimali bulunduğunun söylenmesi üzerine saat 18:00 sularında kendilerince 473,00 TL yatırılarak hastanenin ambulansı ile .. Üniversitesi .. Tıp Fakültesi acil kısmına kaldırıldığını ve burada yapılan muayenede çocuğun 5 günden ziyade süredir menenjit hastalığının etkisinde bulunduğunu ve ilk aşamada sadece bir iğne ile sorun giderilebilecekken mesleki hata nedeni ile bu hastalık mikrobunun tamamen beyne yerleşmiş durumda bulunduğunu öğrendiklerini, küçük ..'nın 10.04.2008 tarihinde yoğun bakıma yatırıldığını ve tüm müdahalelere rağmen 02.05.2008 tarihinde vefat ettiğini, küçük ..'ın vefatından davalı hastanenin sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden; birleşen davada ise her bir davacı için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsilinitalep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; hasta ..'a müvekkili hastanede konulan teşhis ve uygulanan tedavinin tıp etik ve meslek kurallarına uygun olduğunu, hastanenin ve görev yapan doktorların kusursuz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.04.2016 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporlar ile; yapılan tüm bu uygulamaların tıp kurallarına uygun olup, Dr. ..'ya atfı kabil bir kusurun bulunmadığının tespit edilmesi karşısında maddi tazminat açısından hesaplama yapılmadığı, ancak davacının kendisinin hastası olması sebebiyle hastasıyla daha fazla ilgilenilmesi yönünde çaba sarfetmediği, hastanın kesin durumu teşhis ve tedavi edilmeden geçici önlemlerle eve geri gönderilmesine müsaade etmemesinin gerektiği devamla davacı tekrar hastaneye geldiğinde durumun ciddiyetine binaen hemen sevke alınmayarak bekletildiği gözönüne alındığında orta seviyede tedbirli bir doktorun aynı hal ve şartlar altında göstereceği mutad ihtimam ve özenin, davacıya gösterilmediği açık olup, ihmal ve kusurunun kabulü zorunlu olduğu, hal böyle olunca davacıların bebeğini kaybetmesi neticesinde ruh ve beden huzurunun bozulmadığını düşünmenin kabil olmadığı, doktorların günübirlik işler için muayne yaptığı hastalarını yeni görüp-tanımadığı, her seferde farklı doktor görüp hastalığın öncesini bilmediği, tedavi yapan doktorların hastanenin kadrolu veya sözleşmeli doktoru olmayıp, kayıt dışı çalıştırıldığı davacıların hastaneden bekledikleri şifa yerine vahim neticeler ile karşılılaşarak manevi olarak yıkıma uğradıkları sabit olduklarından davacılar ve davalı hastane arasındaki hizmet sözleşmelerine aykırı olarak kayıt dışı doktora muayene yaptırılması ve neticede bekledikleri hizmeti alamamaları ve o nedenle olayda belirlenen özel hal ve şartlar ile duyulan elem ve acıda gözönünde tutularak davacı anne ve babanın manevi izdırabını dindirmeye yönelik davacıların makul tazminat taleplerinin kabulü gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile 10.000,00'er TL'nin olay tarihi olan 10.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 14.11.2019 tarihli ilamla;sözlü yargılama ile ilgili 6100 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanunu'nun (HMK) 186. maddesinde gösterilen usule riayet edilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 17.11.2020 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporları ile Üniversiteden alınan bilirkişi raporu esas alınarak davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, tedavi yapan doktorların hastanenin kadrolu veya sözleşmeli doktoru olmadığı, kayıt dışı çalıştırıldığı, davacıların hastaneden bekledikleri şifa yerine vahim neticeler ile karşılaşarak manevi olarak yıkıma uğradıkları, davacılar ve davalı hastane arasındaki hizmet sözleşmelerine aykırı olarak kayıt dışı doktora muayene yaptırıldığı ve neticede bekledikleri hizmeti alamadıkları, olay nedeniyle acı ve elem duydukları gerekçesiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile 10.000,00'er TL'nin olay tarihi olan 10.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Dairece verilen 13.12.2021 tarihli ilamla; davalı hastane çalışanı doktorun kusuru bulunmadığına göre ve bu gerekçe ile de mahkemece maddi tazminat talebi reddedildiğine göre aynı gerekçe ile manevi tazminatın şartları oluşmadığından davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılamanın çeşitli aşamalarında alınan raporlar incelendiğinde davacının herhangi bir kusuru bulunmadığı dolayısıyla maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan zarar ve zarar ile eylem arasındaki illliyet bağı şartları gerçekleşmediğinden davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davacıların çocuklarını 08.10.2008 tarihinde devamlı olarak gittiği davalı hastaneye ishal, yüksek ateş ve buna bağlı şikayetlerle götürdüklerini, salgın olduğu geçeceği tanısı ile çocuğun geri gönderildiğini, 10.04.2008 tarihinde çocuğun hiç bir iyileşme belirtisi göstermemesi nedeni ile tekrar aynı hastaneye getirildiğini, her zamanki doktorunun seminerde bulunması nedeni ile onun yerine bakan ve acilde görevli aynı pratisyen hekimin tekrar inceleyip salgına binaen sağlık karnesine bazı ilaçlar yazarak çocuğu geri gönderdiğini, küçük ..’ın durumunun daha da ağırlaşması üzerine tekrar davacılar tarafından aynı hastaneye getirildiğin, burada aynı doktor tarafından üstünkörü incelendiğini, tesadüfen orada bulunan bir başka doktor tarafından çocuğun menenjit geçirme ihtimali bulunduğunu söylemesi üzerine davalı tarafından ücreti alınmak suretiyle .. Üniversitesi .. Tıp Fakültesi'ne ambulansla sevk edildiğini, ..ın burada vefat ettiğini, vefat eden çocuğa geç tanı konulduğunu ve sevkinin geç yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hekim hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların incelenmesinin ise artık mümkün olmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.