Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1270 E. 2025/5257 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1270
Karar No
2025/5257
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3624 E., 2025/264 K.

KARAR TARİHİ : 10.10.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/357 E., 2024/298 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ................... Hastane Birliği Genel Sekreterliği ile müvekkili şirket arasında ... ilindeki bazı sağlık kuruluşları için 2016 yılına ilişkin Elektrik Enerjisi Mal Alım Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 01.01.2016 - 31.12.2016 tarihleri arasında davalı Kurumun elektrik enerjisinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, 06.05.2018 tarihinde kabul edilen 7144 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun değişiklikleri uyarınca müvekkili şirket tarafından 2016 Ocak-Aralık dönemine ait elektrik enerjisi fiyat farkı ve reaktif hesaplamaları yapıldığını, bu hesaplamaya dayanılarak ... ... Kamu ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi için 25.07.2018 tarihli ve ... numaralı KDV dahil 664.531,07 TL bedelli faturanın kesilerek davalı Kuruma iletilip 25.07.2018 tarihli yazı ile hesaplanan fiyat farkı ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı Kurum tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, akabinde ise 11. İcra Müdürlüğünün 2020/98695 Esas sayılı takip dosyası ile borçlu olan davalı Kuruma karşı toplam 664.531,07 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe davalı Kurum tarafından müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle itiraz edildiğini, icra takibi durduktan sonra 19.03.2021 tarihinde fatura bedelinden damga vergisini mahsup edilerek 659.192,29 TL'nin haricen müvekkili şirkete ödediğini ileri sürerek; itirazın iptali ve takibin devamına, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında ... ilindeki bazı sağlık kuruluşları için 2016 yılına ilişkin Elektrik Enerjisi Mal Alım Sözleşmesinin imzalandığını, dava konusu 25.07.2018 tarihli ve ... nolu olan faturanın 19.03.2021 tarihli muhasebe işlem fişi ile girişinin yapıldığını, fatura bedeli olan 659.192,29 TL'nin 19.03.2021 tarihinde davacı şirkete ait banka hesabına ödendiğini, müvekkili Kurum tarafından firmadan noter onaylı veya yeni fatura kesilmesi istendiğini, ilgili firmanın 10.03.2021 tarihli yazısının yapılan görüşmeleri doğruladığını ve noter onaylı faturanın gönderilmesine müteakip hızlıca işlem tesis edilerek 12.03.2021 tarihli harcama talimatı hazırlanıp ödeme için gönderildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda Mali Müşavir bilirkişiden alınan ikinci ek rapordaki hesaplamalara göre, icra takibine konu alacağın fer'ilerinin 50.276,55 TL vekalet ücreti, 60.581,57 TL faiz, 19,00 TL masraf şeklinde belirlendiği, bu miktarlar yönünden davacının davasının kabulü gerektiği, alacak miktarı bilirkişi raporuyla tespit edilip likit olmadığından ve asıl alacağın fer'ileri hüküm altına alındığından inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın 50.276,55 TL vekalet ücreti, 60.581,57 TL faiz, 19,00 TL masraf yönünden iptali ile bu miktarlar yönünden takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra takibinin 19.06.2020 tarihinde başlatıldığı, davalının 17.08.2020 tarihinde borca itiraz ettiği, davalı tarafça harçtan muaf olarak damga vergisi kesilerek 19.03.2022 tarihinde 659.192,29 TL ödeme yapıldığı ve bu harici tahsilatın icra dosyasına alacaklı vekilince bildirildiği, işlemiş faiz ve icra masraflarının tahsil edilmediği, tüm takip tutarı yönünden itirazın iptali davası açıldığı, Dairelerinin kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince Mali Müşavir bilirkişisinden alınan ikinci ek rapora göre; icra takibine konu alacağın fer'ilerinin 50.276,55TL vekalet ücreti, 60.581,57 TL faiz, 19,00 TL masraf olmak üzere hesaplandığı, bu ek rapor taraf ve yargı denetimine elverişli olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu, ayrıca dava konusu alacağın fiyat farkı faturasından kaynaklanıp talebin yargılamayı gerektirdiği, alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olmadığından inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; takip sonrası yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve fer'ilere mahsup edilerek hesaplama yapılması ve bu şekilde kalan asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yerleşik içtihatlar da nazara alındığında ödemelerin asıl alacaktan mahsup edilebilmesi için borçlunun faiz ve fer'ileri ödemede gecikmemiş olması gerektiğini, somut olayda ise borçlunun faiz ve fer'ileri ödemede geciktiğinden yapılan ödemelerin öncelikle asıl alacaktan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili Kurumun, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca asıl borç ödendiği halde haksız şekilde icra vekalet ücreti, faizi ve masrafa ilişkin olarak davacı tarafça icra takibi başlatıldığını, Mahkeme kararının kabul edilen kısımlar yönünden hukuka aykırı olduğunu, müvekkili Kurumun mevzuata uygun şekilde davacının alacağını ödediğini, ödemeyi bilerek ve isteyerek geciktirmediğini, bilirkişi ve Mahkemenin tespitlerinin yerinde olmadığını, davacının ödenen alacak hakkında kötü niyetli şekilde icra takibi yaparak lehine inkar tazminatına hükmedilmesini sağlamaya çalıştığını, müvekkili İdareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ek fiyat farkı bedelinin tahsiline ilişkin takip konusu alacağa yönelik itirazın iptali talebine yöneliktir. 1. Dosyadaki yazılara, alacağın likit ve belirli olmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 100. maddesi hükmüne göre; borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.Borçlunun faiz borcunun bulunması halinde yapılan kısmi ödemelerin öncelikle faizden düşülmesi gerekir. Somut olayda; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında alınan Mali Müşavir bilirkişinin ikinci ek raporu hükme esas alınarak karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de söz konusu ek rapordaki hesaplama yerinde görülerek değerlendirme yapılmışsa da, davaya konu 19.06.2020 tarihli icra takibine ait takip talebi incelendiğinde; alacaklı olan davacının icra takibinde 6098 sayılı Kanunun 100. maddesinin uygulanmasını talep ettiği, davalı tarafça takip tarihinden sonra ve 04.03.2022 tarihli dava tarihinden önce 19.03.2021 tarihinde damga vergisi düşülerek 659.192,29 TL'nin haricen ödendiği anlaşılmakla, davacı vekilince ödenen miktarın işlemiş faizden düşülmesi açıkça talep edilmesine rağmen Mahkemece hatalı değerlendirme ile 6098 sayılı Kanunun 100. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmayan rapora göre karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; takip tarihinden sonra ancak dava açılmadan önce yapılan ödemenin 6098 sayılı Kanunun TBK 100. maddesi gözetilerek öncelikle ödeme tarihine kadar işlemiş faizden, kalanı da asıl alacaktan mahsup edilmek sureti ile hesaplanması gerektiği dikkate alınarak, alanında uzman farklı bir bilirkişiden taraf ve yargı denetimine elverişli şekilde rapor alınmak suretiyle sonucuna uygun şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1270, K. 2025/5257, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1270-e-2025-5257-k-af5bf0885885