Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1283 E. 2025/5428 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1283
Karar No
2025/5428
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/968 E., 2024/1726 K. 2-Mlp Sağlık Hizm. A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 24.03.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/165 E., 2024/64 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı asil ... vekili Avukat ... ve davalı ... Hizm. A.Ş. vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 13.04.2015 tarihinde obezite şikayeti nedeniyle davalı özel sağlık kurumuna müracaat ettiğini ve diğer davalı doktor tarafından yapılan muayene neticesinde 20.04.2015 tarihinde müvekkiline tüp mide ameliyatı yapıldığını, ameliyat sonrası karın ağrısı ve ateşi olan müvekkilinin henüz narkozun etkisi geçmeden eşine bir takım evraklar imzatılarak tekrar ameliyata alındığını, ikinci ameliyatta dalağının alındığını sonrasında tesadüfen öğrendiklerini, kendilerine bu konuda davalı doktor tarafından bilgi verilmediğini, devam eden süreçte bir kısım komplikasyonlar geliştiğini ve 15.05.2015 tarihinde ağrıları devam etmesine rağmen taburcu edildiğini, 14.06.2015 tarihinde bir kısım şikayetler ile tekrar davalı hastanenin acil servisine müracaat ettiğini ve tekrar operasyon yapıldığını, bütün bu ameliyatlardan sonra müvekkilinin karın bölgesinde rahatsız edici nitelikte ameliyat izleri ve sırtında kamburlaşma oluştuğunu ve manevi zarara uğradığını, bu durumun davalıların kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.745.867,89 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacı ile eşinin “Morbid Obezite Operasyonları Bilgilendirme Formu”nu imzaladıktan sonra ameliyat tarihini birlikte belirlediklerini, ameliyat sırasında herhangi bir tıbbi sorun yaşanmadığını, ancak 4-5 saat sonrasında davacıda gelişen bir kısım belirtilerle ameliyat bölgesinde kanama olduğunun müvekkili doktor tarafından anlaşıldığını ve davacı ile eşine tekrar ameliyata alınması ile kanamadan şüphelenildiği hususunda bilgi verildiğini, kanamayı kontrol altına almak ve hastanın hayatını kurtarmak için hayati bir organ olmayan dalağın çıkartıldığını, bu ameliyattan sonra dalağın alındığı hususunda davacının eşinin bilgilendirildiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket vekili; davacının tedavi ve ameliyatının tıp kurallarına uygun yapıldığını, tazminat talebinin haksız olduğunu, davalının kusurlu olmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararıyla; davanın alınan raporlar doğrultusunda reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli kararıyla; dava konusu tüp mide ameliyatına ilişkin olarak, davacının, ameliyat öncesinde tüp mide ameliyatının olası komplikasyonları hakkında gereğince ve yeterince bilgilendirilmediği, aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirildiği hususunun davalılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ameliyat öncesinde aydınlatılmış onamının alınmadığı, bu durumda davacının maluliyetinde davalıların kusurlu oldukları belirtilerek, 07.09.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın kabulüne, 1.745.567,89 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (12.300,00 TL yönünden dava, bakiye kısım yönünden ise haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle), 500.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyet raporlarının; hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli bulunduğu, mahkemece hüküm altına alınan bedeller için avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gibi, tedavi bedeli dışındaki maddi tazminat yönünden haksız fiil tarihi olan olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de doğru olduğu, davacı lehine takdir edilen manevi tazminat tutarının hakkaniyet ilkesine uygun olduğu gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı şirket vekili; dosya içerisinde 20.04.2015 tarihli morbid obezite operasyonu bilgilendirme ve onam formunun bulunduğunu ve formda komplikasyonların ayrıntılı olarak belirtildiğini, eksik incelemeyle, müvekkili ve diğer davalı doktorun kusuru olmadığını bildiren raporlara rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bakiye kısım yönünden faiz başlangıç tarihinin yanlış olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacının 20.04.2015 tarihli onam formu ile yapılacak ameliyat ve gerçekleşebilecek komplikasyonlar konusunda açıkça bilgilendirildiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, dosyada alınan raporlarda müvekkilinin bir kusuru olmadığının tespit edildiğini, hesap bilirkişi raporunun ise eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, talep edilen manevi tazminata dayanak herhangi bir delil sunulmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışı nedeniyle doğan zararlardan sorumludur. Gereken özen görevini göstermeyen vekil vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır. Konu ile ilgili önemli düzenlemelerden birisi de "Avrupa Biyotıp Sözleşmesi"dir. Sözleşmenin 5. maddesinde “....” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatını her zaman serbestçe geri alabilecektir.” düzenlemesiyle rızanın kapsamı belirlenmiştir. Salt ameliyata rıza göstermek yeterli değildir. Ayrıca, komplikasyonların da izah edilmesi gerekmektedir. Ancak bu rızanın da yukarıda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olması gerekir. Aydınlatılmış rızada ise ispat külfeti hekim ya da hastanededir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayın incelenmesinde; dosya içerisinde mevcut, davalılar tarafından yargılama sırasında tedaviye ilişkin evraklarla birlikte sunulan ''Morbid Obezite Operasyonu Bilgilendirme ve Onam Formu'' başlıklı formun bizzat davacı ... ....tarafından ilk operasyon öncesi 20.04.2015 tarihinde saat 08.35'te imzalandığı, formda işleme ait komplikasyonlar bölümünde dalak yaralanmaları olabileceği ve bu nedenle ek müdahale gerekebileceğinin bildirildiği, formun 3 sayfadan ibaret olduğu, formun yukarıda yer verilen açıklamalara uygun şekilde düzenlendiği ve davacıya uygulanan ameliyat ile sonrasında gerçekleşen komplikasyonlar hususunda yeterli bilgilendirmeyi içerdiği, dosyada alınan heyet raporlarında davalıların kusurlu olmadığı hususu da ayrıca belirlenmiş olup, raporların hükme esas almaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle ve yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1283, K. 2025/5428, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1283-e-2025-5428-k-f3e596de8a6e