Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1241 E. 2025/4762 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1241
Karar No
2025/4762
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1506 E., 2025/130 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Taşova Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/291 E., 2024/136 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; Davalı ...Pazarlama İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den 27.09.2013 tarihinde davacı adına .. plaka ile tescil edilen 2013 Model .. .. marka, .. Motor No. ..-.. bandrol ve seri nolu traktörün 72.000,00 TL'na davacı tarafından satın alındığını ve aynı gün düzenlenen garanti belgesinde garanti süresinin 2 yıl veya 3000 saat olarak hüküm altına alınmış olduğunu, araçta yaşanan aşırı tamir problemleri de dikkate alındığında traktörün şuan 1500 saat civarında olup garantisinin devam etmekte olduğunu, araçta 17.03.2015 tarihine kadar yaşanan arızalardan ve tamirlerle ilgili davalı satıcı ...Pazarlama İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne .. Noterliğinin 17.03.2015 tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesinin çekildiğini, cevabi .. ... Noterliğinin 03.04.2015 tarihli ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde verilen taahhütlerinde yerine getirilmemiş olduğunu, araçta devam eden arızalardan dolayı son olarak .. Noterliğinin 17.08.2017 tarihli ve .. yevmiye nolu ihtarnamesinin davalılara tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir cevap verildiğini, dava konusu araçta şanzıman ısınması, fren sisteminin boşalması, direksiyon dönmemesi, ön tekerleklerin kilitlenmesi, mazot sızıntısı yapması, vitesin boşa alındığında aracın kendisini vitese alması, hidrolik sisteminin çökmesi, hidrolik çıkışlarının ters çıkış yapması, araca hiçbir şekilde tarım ekipmanı takılarak kullanılamaması gibi temel arızaların yaşandığını ve yaşanmaya da devam edilmekte olduğunu, aracın yenisiyle değiştirilmesi taleplerine ise bu seri traktörlerin tamamının hatalı üretim oldukları, sıfır yani yenisinin üretilmediği, yenisiyle değişim yapılamayacağının belirtilmiş olduğunu, ayrıca şahısları hiçe sayılarak telefon vs. görüşme taleplerinin de reddedildiğini, araç ile ilgili keşif yapılıp bilirkişi incelemesi yapıldığında durumun açıkça ortaya çıkacağını, sözkonusu aracın alındığından bu yana 4000 saat kullanma süresi gerekirken şuan 1100 saat civarında olduğunu, nüvekkilinin aracı tarihten itibaren hiçbir şekilde düzenli olarak kullanamadığını, ayrıca köyden başka araçları kiralayarak işlerini yapmış olup, yine hayvanları için yem almaya ticari aracıyla gitmek zorunda kaldığını ve aracına yem yüklemek zorunda kaldığı için yükten dolayı trafik kazası yaptığını, araçtaki arızalardan dolayı müvekkilinin hem maddi hem de manevi olarak aşırı şekilde mağdur olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak koşuluyla; garanti sözleşmesine uyulmadığını belirterek, müvekkiline ait aracın kullanılmasının mümkün olmadığının tespiti ile davacı müvekkiline ait traktörün teknik özellikleri itibariyle daha düşük özelliklere sahip olmayan bir traktörle ücretsiz değiştirilmesi ile müvekkilinin kullanamamasından kaynaklanan yoksun kalınan kâr, zararlarının ve noter masrafları ile birlikte dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine; mümkün olmadığı takdirde; müvekkiline ait aracın kullanılmasının mümkün olmadığının tespiti ile davacı müvekkiline ait traktörün bedelinin ödeme tarihinden itibaren faiziyle ve müvekkilinin kullanamamasından kaynaklanan yoksun kalınan kâr, zararları ve noter masrafları ile birlikte dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...Tarım Makineleri Tic. Ltd. Şti. vekili; tüketici sıfatını haiz olmayan davacı tarafın huzurdaki davayı tüketici mahkemesi nezdinde açtığını, ancak huzurdaki davada görevli olan mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu ve işbu davanın tüketici mahkemesi nezdinde görülmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, bu hususun gerek doktrin gerekse de Yargıtay kararlarınca sabit olduğunundan görevsizlik itirazımızın kabulünü ve davanın görevli Taşova Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, işbu görevsizlik itirazlarının kabulü halinde yetkisizlik itirazlarının bulunduğunu, görülmekte olan işbu davada, sözleşmenin ifa yerinin Amasya, davalının yerleşim yeri adresinin ise “.. .. Mahallesi, .. Caddesi No:../..-./..” olup, bu nedenle .. Mahkemeleri yetkisiz olup .. Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda öncelikle Sayın Mahkeme'den yetkisiz mahkemede açılan işbu davanın yetkisizlik nedeni ile reddine ve sonrasında talep halinde dosyanın yetkili .. Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu uyuşmazlığın zamanaşımı süresi bakımından Borçlar Kanunu'nun 231. maddesine tabi olup, davacının ayıba ilişkin herhangi bir talepte bulunulabilmesi için öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğunu, huzurdaki ihtilafa konu traktörün, davacı tarafça dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacıya 30.09.2013 tarihinde teslim edilmiş olduğunu, taraflar arasında bu konuda bir ihtilaf bulunmamadığını, hal böyleyken huzurdaki davada zamanaşımının dolduğunun sabit olduğunu ve hukuki dayanağı bulunmayan davacı iddialarının reddi gerektiğinin açık olduğunu, aynı doğrultuda ve yine davacının kendi beyanlarıyla da sabit olduğu üzere düzenlenen garanti belgesinin süresinin 2 yıl olup, yani 30.09.2013 tarihli garanti belgesinin geçerliliğinin çoktan sona ermiş olduğunu ve sözkonusu traktörün garanti kapsamında olmadığını, davacının traktörün 1500 saat kullanıldığı bu nedenle garantisinin hala devam etmekte olduğuna ilişkin iddiasının mesnetsizliğinin açık olduğunu, nitekim traktöre ilişkin verilen garantinin süresinin 2 yıl olup, bu 2 yıllık süre geçtikten sonra traktörün kaç saat kullanıldığının garantinin devam etmesi açısından hiçbir öneminin bulunmadığını, garanti belgesinde belirtilen “2 yıl veya 3000 saat” ifadesinin “2 yıl içerisinde traktörün azami 3000 saat kullanıldığı” durumları kapsamakta olduğunu, aksinin kabulünün traktörün davacı tarafından 3000 saatten az kullanılmış olduğu durumlarda davalıya sınırsız ve ucu açık bir sorumluluk yüklemek olacağını ki, bunun hem ticari hayatın olağan akışına hem de hukuk mantığına aykırı olduğunu, buna ek olarak, sadece belirtilen sebeplerle değil ilgili diğer mevzuat veya ilgili olduğunu kabul etmesek de ilgili olduğu iddia edilen sair mevzuat uyarınca da zamanaşımının dolmuş olduğunu ve bu itibarla da hem zamanaşımı hem hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, ayrıca garanti süresinin de dolmuş olduğunu, üretici konumunda bulunan müvekkili davalının somut olaya konu traktöre ilişkin satım sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu nedenle satım sözleşmesinden kaynaklanan hiçbir talebin muhattabının müvekkili davalı olamayacağını ve işbu davanın müvekkili davalıya karşı açılmasının hukuken mümkün olmadığını, traktörün üreticisi konumunda olan müvekkili davalının, ihtilafa konu satım sözleşmesinin tarafı olmadığını, davacının arıza iddialarına dayanarak ancak Borçlar Hukuku hükümlerine dayanarak bir talepte bulunabileceğini, zira; Borçlar Kanunu'na göre, ayıba karşı tekeffül hükümleri sadece sözleşme tarafları olan satıcı ve alıcı arasında ileri sürülebilmekte olduğunu, somut ihtilafa konu traktörün satımına ilişkin satım sözleşmesinin davacı ve diğer davalı ... Şirketi arasında akdedilmiş olduğunu ve müvekkili davalının işbu satım sözleşmesine taraf olmadığından dolayı davacının satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve sair diğer hiçbir talebinin muhatabının müvekkil davalı olamayacağını, bunun aksinin kabulünün Borçlar Hukuku sözleşmelerinin nispiliği prensibine aykırılık teşkil edeceğini, davacı'nın dava dilekçesinde sözkonusu traktörlerin hatalı üretim olduğunun beyan edildiğine dair dayanaksız ve afaki iddialarının mesnetsiz olup gerçeği yansıtmadığını, müvekkili davalının böyle bir beyanda bulunmadığını, huzurdaki ihtilafa konu traktörde üretim hatası olmadığını ve bunun da kanıtlanmamış olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla satıcının ayıptan sorumlu olması için ayıbın önemli nitelikte olması gerektiğini, aksi takdirde sorumluluğa gidilmesinin hukuken mümkün olamayacağını, traktörün onarım amacıyla serviste kaldığı süreler için davacıya ikame traktör temin edilebileceğinin ilgili bayi tarafından iletilmiş olduğunu anlamakta olduklarını, hal böyleyken davacının başka araçlar kiralayarak işini yapmış olduğuna ve bu nedenle zarar uğradığına ilişkin haksız taleplerine hukuken bir sonuç bağlanması mümkün olmadığını, tüm bu açıklamaları doğrultusunda garanti süresinin geçmesinden seneler sonra ikame edilen işbu davada ileri sürülen ve kanıtlanmamış olan taleplerin haksız olup davacının taleplerinin külliyen reddinin gerekmekte olduğunu, ayrıca davacının kâr kaybı ve sair diğer tüm taleplerinin de reddinin gerektiğini, somut olayda davacının iddialarının doğru olmadığı gibi talep ettiği hususların da hukuken talep edilmesinin mümkün olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli kararıyla; davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kararıyla; uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219 vd., 227. maddeleri kapsamında üretici/ithalatçının satılan üründe var olan ayıplara ilişkin olarak alıcıya karşı sorumluluğuna dair herhangi bir düzenleme mevcut olmadığı, bu sebeple, davalı satıcı ...Pazarlama İth. İhr. Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden işin esasının incelenerek gerekli değerlendirmenin yapılması ve satıcı olmayıp üretici olan davalı ...Tarım Makineleri Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın incelenmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın davalı satıcı ... Meşrubatçılık şirketi yönünden misliyle değişim talebinin hakkaniyet gereği olduğu gözetilerek kabulüne karar vermek gerekmiş, beri yandan davacının traktörün kullanılamaması sebebiyle uğradığı diğer zararların tazmini talebi yönünden yapılan incelemede dosyaya yansıyan delillere, aldırılan bilirkişi raporuna göre ve kazanılmış haklar gözetilerek ıslah dilekçesi kapsamında taleple bağlı kalınarak 1.953,56 TL yağ, parça, bakım, onarım ve noter masraflarının ... Meşrubatçılık şirketinden tahsiline karar verilmiş, diğer davalı olan sağlayıcı konumundaki ...tarım makineleri yönünden ise sağlayıcı konumunda olması sebebiyle TBK kapsamında ayıptan sorumlu olmayacağı anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın ...Şirketi yönünden reddinin hatalı olduğunu, ...Şirketi ile davalı ... Şirketinin birlikte sorumlu olduğunu, dava konusu araçtaki ayıpların gizli ayıp olduğu açıkça alınan raporlarla ispat edildiğini, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olmaması halinde fatura bedelinden aşağı olmamak üzere infazına karar verildiğini, bu hüküm fıkrasının infazının mümkün olmadığını, dava konusu araç ile ilgili güncel değer tespitinin yapılmadığını, müvekkilinin aracı alırken ödemeyi Euro olarak yaptığını, ancak kararda buna ilişkin bir düzenleme yapılmadığını, fatura bedelinin baz alınmasının da hatalı olduğunu, aracın güncel değeri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, aksi durumda faiz bölümlerinin karara eklenmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek hüküm verildiğini, dava konusu araç ile kullanmamadan kaynaklı yoksun kalınan kâr, zarar ve masrafların ödemesi talep edilmiş ancak bu talep hakkında karar verilmediğini, dava konusu araç ile davalı müvekkilin yıllardır çaba harcadığını, aracı gerektiği gibi kullanamadığını işlerini başka araçlarla gördüğünü, müvekkilinin bu gizli ayıplı araçtan dolayı ciddi zararı doğduğunu, araç için sayısız tamir işlemi yaptırdığını, işlerini başka araçlara gördürdüğünü, yoksun kaldığı kârları da olduğunu, bu hususlar mahkeme aşamasında alınan raporlarla sabit olduğu halde mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nun 219 vd. maddelerinde düzenlenen davacı tarafından satın alınan traktörün gizli ayıplı olduğu iddiasına dayalı TBK'nun 227. maddesindeki misli ile değişim, olmadığı takdirde sözleşmenin feshi, bedel iadesi ile traktörün kullanılamamasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207. maddesine göre; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır. 2. Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219. maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur .” hükmü yer almaktadır. 3. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur. 4. Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 2 19... . maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir. 5. Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 229 /1 maddesi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. 6.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı ... satışa konu traktörün üretici firması olup, Türk Borçlar Kanunu'nun ayıba karşı tekeffül hükümlerini düzenleyen 219. maddesinde ayıptan üreticinin de sorumlu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 7.Davacı vekili dava dilekçesinde davacının traktörü kullanamaması nedeniyle davacının yoksun kaldığı kârın tahsilini de talep etmesine rağmen davacının bu talebi yönünden hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Davacının bu talebi yönünden denetime elverişli bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1241, K. 2025/4762, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1241-e-2025-4762-k-d59947fa4768