Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/7867 E. 2026/12796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7867
- Karar No
- 2026/12796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1513 E., 2019/90 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli ve 2021/11355 esas, 2025/4020 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2025 tarihli ve KD - 2025/... sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ ... 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2018 tarih, 2017/117 esas ve 2018/46 sayılı dava dosyasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca düzenlenen 03.06.2021 tarih ve ... nolu tebliğnamede görüş olmasına rağmen, 1-Sanık ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyet Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek suçlarından verilen hükümlere yönelik sanık ... müdafiinin temyiz talebinin karşılanmadığı, 2- Sanıklar ... ve ... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek suçundan verilen hükme yönelik sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz talebinin karşılanmadığı, 3-Katılan vekilinin tüm sanıklar yönünden Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek suçundan verilen hükme yönelik temyiz talebinin karşılanmadığı tespit edildiğinden itiraz edilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İlk derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin, sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz taleplerinin ve sanık ... yönünden Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyet Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme suçlarından temyiz taleplerinin karşılanmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1) Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle KABULÜNE, 2)5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.02.2025 tarihli, 2021/11355 esas, 2025/4020 karar sayılı, bozma ilâmının KALDIRILMASINA, 3)Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Katılan ... vekili ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen ceza verilmesine yer olmadığına, karar ile katılan TBMM Başkanlığı Vekilinin tüm sanıklar yönünden silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu verilen ceza verilmesine yer olmadığına ile katılan TBMM Başkanlığı vekilinin tüm sanıklar yönünden silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar yönünden yapılan temyiz incelemesinde; İlk derece mahkemesince Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından verilen "ceza verilmesine yer olmadığına" dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, yine katılan TBMM Başkanlığı vekillerinin örgüt adına suç işleme suçu yönünden suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği anlaşılmakla sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri ile katılan ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, Katılan ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında CMK'nın 223/4. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas - 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas - 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas, 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu; Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın, ... 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.