Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/24099 E. 2026/8739 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/24099
- Karar No
- 2026/8739
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1272 E., 2022/1012 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/69 E., 2022/139 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, 5237 sayılı TCK'nın 62/1, 58/9, 53/1, 63. maddeleri gereğince mahkumiyetine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır. Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ile ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır. Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemelerinin sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olacağından, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır. Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” İkinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-2025/197 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin CMK’nın 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E. 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen 16.Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; ... iletişim sisteminin .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilerek; ... kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ... uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ... kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu veya vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ... tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporunun temin edilememesi halinde sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HIS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde alanında uzman bağımsız bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmasında zorunluluk bulunması, BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, .../PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın ... hesap hareketlerine ilişkin, hesap açılış tarihinden itibaren ... hesap hareketleri dökümünün getirtilip örgüt liderinin talimatı üzerine katılım hesabı açma veya mevduat artışı gibi mutad dışı bankacılık işlemlerinin bulunup bulunmadığının bankacı uzman bilirkişiye bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kabule göre de; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir neden bulunmadığı halde yetersiz gerekçe ile teşdit uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini..." nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nin 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, CMK’nın 304. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise bilgi için Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.