Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/17476 E. 2026/11195 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17476
- Karar No
- 2026/11195
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/950 E., 2022/468 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/199 E., 2021/100 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a fıkrası uyarınca, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e fıkrası uyarınca beraat, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2; 3713 sayılı Kanun’un 5/1; TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63.maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının reddi ve esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları bakımından temyiz edilmekle; Her ne kadar tebliğnamede Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz talebi değerlendirmesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden de görüş bildirilmiş ise de bu suça ilişkin açık bir temyiz talebi bulunmadığı gibi istinaf talebinde de sadece resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçları yönünden talepte bulunulduğunun açıkça belirtildiği belirlenerek yapılan incelemede; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Bölge adliye mahkemesince, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın istinaf başvurusunun, suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmemesi ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu (ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği ) anlaşılmakla temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının bu talep yönünden İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, Diğer temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A. Katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu bakımından verilen istinaf talebinin esastan reddine dair karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Yapılan yargılama sonunda müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; katılan vekilinin temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereğince temyiz talebinin esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün, tebliğnamedeki temyiz talebinin reddi düşüncesine aykırı olarak oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle hükümden sonra gelen belgelerin 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi gereğince okunmaması sonuca etkili bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.