Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/14056 E. 2026/11236 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/14056
- Karar No
- 2026/11236
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/491 E., 2022/141 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/171 E., 2020/147 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4, 62, 51, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi' nin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, örgütün gizli haberleşme programlarını kullanmayan, kod adı bulunmayan, örgütün operasyonel eylemleri öncesi dönemde sohbet toplantılarına katıldığı ve ancak eşinin karşı olmasından dolayı süreç sonrası katılmayı bıraktığına ilişkin tanık beyanları bulunan ve aşamalardaki ifadelerinde de bu hususları kabul eden sanık hakkında, temyiz aşamasında dosyaya gelen Veri Araştırma Raporunda bu hususta açıklama bulunan sanğın; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilememesi ve operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin belirtilen eylem ve bağlantısının ise sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu amacı bilerek örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı gözetilmeksizin atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye akırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanık ...'un atılı suçtan etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyetine ilişkin hükmün istinaf edilmesi sonrasında, istinaf mahkemesince esastan reddine karar verildiği, bu hükmün de temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluğun sanığın beraatine karar verilmesi yönünde oluşan bozma görüşüne katılmıyoruz. Sayın daire çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık anlatımlarının sanığa yüklenen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığı hususuna ilişkindir. Başkomiser olarak görev yaparken, Fetö/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle KHK ile ihraç edilen sanık hakkında beyanlarda bulunan tanık ... .'nün ifadesinde " ...19 97... yılları arasında, polis kolejinde ve polis akademisinde öğrenci oldukları dönemde, haftada bir kez ışık evi olarak adlandırılan evlere giderek kendilerinden sorumlu örgüt mensubunun başkanlığında sohbet adı verilen toplantılara katıldıklarını, mesleğe başladıktan sonra, 20 03... yılları arasında sanık ile aynı örgüt evinde kalmaya başladıklarını, kendilerinden sorumlu örgüt mensubunun haftada bir kez buraya gelmeye başladığını ve sohbet adı verilen toplantıların devam ettiğini, sorumlu örgüt mensubuna her ay himmet (burs ya da aidat) adı altında para ödediklerini ...'', tanık ... .'nin ifadesinde "... aynı grupta yer almadıklarını, 2006 yılında Ankara'ya tayin olduktan sonra sanıkla bir kaç kez sohbet adı verilen toplantılarda biraraya geldiklerini, sanığın 2010 yılından sonra eşinin istememesi nedeniyle bu toplantılara düzenli olarak gelmemeye başladığını ...'', tanık ...'nın ifadesinde " ... sanıkla 2004 yılında aynı evde kaldıklarını, sohbet adı verilen toplantılara beraber katıldıklarını, 2006 yılında bu evden ayrıldıktan sonra sanıkla irtibatının kalmadığını " belirttiği anlaşılmıştır. Örgütün emniyet mahrem yapılanmasında yer alan ... kod adlı gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyallerde, örgütün emniyet içindeki üyelerine ilişkin listede, sanıkla ilgili 2014 yılı ve öncesinde A4 (tam sadakat gösteren üye), 2015 ve sonrasında ise B5 (örgüte sadakat ve aidiyet olan, bazı konularda sorgulama yapan örgüt üyesi) kodlaması yapıldığı görülmüştür. Tanıklar ... , ... . ve ... .'nın aşamalarda istikrarlı bir şekilde devam eden beyanlarından da anlaşılacağı üzere polis kolejinde ve polis akademisinde öğrenci olduğu dönemde, örgütsel jargonda ışık evi olarak adlandırılan evlere giderek sohbet adı verilen (himmet, burs, aidat vs adı altında örgüte iletilmek üzere toplantı sorumlusuna paraların verildiği, çalıştığı kurumla ilgili raporların sunulduğu, çalışılan kurumlarla ilgili yapılacaklar hususunda talimatların verildiği) toplantılarda diğer örgüt mensuplarıyla biraraya gelen, 2003 yılında atandıktan sonra kendisi gibi örgüt mensubu olan arkadaşlarıyla 2003-2007 yılları arasında kaldıkları örgüt evinde, haftada bir kez kendilerinden sorumlu olan örgüt mensubunun bu eve gelmesi suretiyle sohbet adı verilen toplantılara katılmaya devam eden, evlendikten sonrasında da 2010 yılına kadar başka evlerde sohbet adı verilen toplantılara katılan, örgütün emniyet mahrem yapılanmasında yer alan ... kod adlı gizli tanık tarafından sunulan digital materyallerde örgütün emniyet içindeki üyelerine ilişkin listede, 2014 yılı için B4 ve 2015 yılı için B5 kodlaması yapılan, bu hususları da ikrar eden sanık hakkındaki tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eylemlerinin bu suretle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu vicdani kanaatine varıldığından, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen hükümde isabetsizlik bulunmadığı, sanığa yüklenen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma yönündeki kararına iştirak etmiyoruz.