Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/38159 E. 2025/12059 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/38159
Karar No
2025/12059
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2021/562 E., 2021/696 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53,58,63 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, Dosyanın yapılan incelemesinde; ilk derece mahkemesi hükmünün sanık müdafiinin ve segbis ile hazır olan sanığın yüzüne karşı verildiği, müdafiinden ayrı olarak sanığın 13.04.2021 tarihli süre tutum dilekçesi ve 07.05.2021 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesi vererek yasal süresinde istinaf talebinde bulunduğu ancak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarih ve 2021/562 esas 2021/696 karar sayılı hükmü incelendiği, sanığın istinaf taleplerinin değerlendirilmediği sadece sanık müdafiinin istinaf talepleri değerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih ve 2022/3-455 Esas 2023/85 Karar sayılı ilamında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5 inci maddesinde hüküm altına alınan "Adil yargılanma hakkı" hukukun üstünlüğü ile adalete erişimi koruyan ve kişilerin ceza muhakemesinin ilk aşaması olan soruşturmanın başından itibaren açık ve adil bir şekilde yargılanmalarını teminat altına alan mutlak bir hak olup kişilerin hukuk Devleti kuralları içinde makul sürede yargılanmasını öngörür. Adil yargılanma hakkı hukuk Devleti ilkesinin bir gereği olup bireyler için bir hak, Devlet için ise bir görevdir. Adil yargılanma hakkının amacı, yargılamanın doğru, hakkaniyete uygun ve adil bir biçimde yerine getirilmesini sağlamaktır. Adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. CMK'nın "Kanun yollarına başvurma hakkı" başlıklı 260 ncı maddesinin ilk fıkrasında; "Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." denilmek suretiyle sanıkların kanun yoluna başvuru haklarının bulunduğu açıkça kabul edilmiştir. Diğer taraftan ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih ve 2022/-3-455 2023/85 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Her ne kadar ceza soruşturması ya da kovuşturmasına maruz kalan şüpheli veya sanığın müdafiin hukuki yardımından faydalanma hakkı bulunduğunda (5271 sayılı Kanun madde 149) ve hukuki konumu vekil ilişkisinden farklı olan müdafiin, sanıkla görüşme (5271 sayılı Kanun madde 154) ifade, sorgu (5271 sayılı Kanun madde 147) ve savunma gibi usul işlemlerinde sanığın yanında bulunma (5271 sayılı Kanun madde 188, 197, 215, 226), yargı merciilerince yapılacak tebligatların kendisine (de) yapılmasını bekleme (5271 sayılı Kanun madde 37/1. Maddesi delaletiyle 7201 sayılı kanun madde 11) ve sanık adına kanun yollarına başvurma (5271 sayılı Kanun madde 261) gibi yetki ve sorumlulukları bulunmakta ise de, yargılamanın sanık hakkında yapıldığında ve hükmün de sanık hakkında kurulduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu cümleden olarak, kurulan hükmün doğrudan muhatabı olarak "adil yargılanma hakkının" (İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi madde 6, Anayasa madde 36) öznesi sanıktır. Anılan hak kapsamında sanık, "kanun yollarını etkin biçimde kullanma/mahkemeye erişim" ve "gerekçeli karar hakkı"nın sağladığı güvencelerden gerek adli mercilerin hataları gerekse müdafiin tekasülü nedeniyle mahrum bırakılamaz. Yargılamanın her aşamasında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeleri içerdiğinin kabulü için, davanın taraflarının en azından esasa müessir iddia ve savunmaları itibariyle gerçekten dinlenildiği görünümünü vermesi gerekir. (AİHM, Magnin/Fransa, 10.05.2015, no. 26219/08. 29.) Somut olayda sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet ilişkin sanığın da istinaf talebinde bulunması üzerine istinaf mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, İlk Derece Mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtay'ın görevi olan hukuksal denetimini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmiş olmasına bağlı olması hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanık hakkında ilk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak müdafiinden ayrı ve farklı gerekçelerle sanığın da istinaf talebinde bulunmasına rağmen bölge adliye mahkemesi tarafından sanığın talebi de değerlendirilmeden ve/veya değerlendirildiğine delalet eden ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilmeden verilen "istinaf talebinin esastan reddine" dair karar verilmesi Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/38159, K. 2025/12059, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-38159-e-2025-12059-k-16c8a7794c09