Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/22749 E. 2023/888 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/22749
Karar No
2023/888
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/851 E., 2020/1400 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2019 tarihli ve 2018/279 Esas, 2019/195 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2019/851 Esas, 2020/1400 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.04.2022 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle ; 1-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 2- ByLock tespit değerlendirme tutanağının bulunmadığına, user-ıd eşleşmesi olmadığına, bu kapsamda yerleşik Yargıtay kararları kapsamında emniyet sorgu tutanakları ve HIS kayıtları gibi yetersiz belgelere dayanılarak kişinin ByLock kullanıcısı kabul edilemeyeceğine, müvekkilinin ByLock kullanıcısı olmadığının sabit olduğuna, 3- Müvekkilinin samimi beyanlarının çarpıtılarak hüküm kurulduğuna, arkadaş ortamında bilgisi ve rızası dışında cep telefonuna böyle bir programın başkaları tarafından yüklenilmeye çalışıldığını ve fakat başarısız olunduğunu açıkça ifade edilmesine ve HIS-CGNAT kayıtlarının bu hususu doğrulamasına rağmen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı mevcut olmadan ve içerik tespit edilmeden müvekkilinin ByLock kullanıcısı kabul edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 4- Müvekilinin sohbetlere katıldığına ilişkin tanık dahil hiç bir delil bulunmadığına, müvekkilinin samimi beyanlarında bir kez katıldığını beyan ettiği arkadaş toplantısının örgütsel olmadığını beyan etmesine rağmen bu beyanın müvekkil aleyhine genişletilerek delil olmaksızın bir çok sohbete katıldığın şeklinde kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 5- Müvekkilinin suç kastı olmadığından bildiği her şeyi samimi olarak bildiklerini anlatmasına rağmen bu beyanlarının hakkaniyetsiz bir şekilde yorumlanarak suç delili kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğine, lehe hususlarını göz ardı edildiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde de, her ne kadar sanığın kovuşturma aşamasında kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf olarak aşamalarda inkar etse de, silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock isimli şifreli ve gizli mesajlaşma ve iletişim yazılımını adına kayıtlı olan ve kendisinin kullandığı 0530 (...) (..) (..) GSM hattı 35516705878946 IMEİ nolu cep telefonundan 17.09.2014 tarihinden itibaren kullandığının ve ByLock sunucu/sistemleriyle birçok kez kez temas kurduğunun belirlendiği, 2011 yılında TOBB Üniversitesi Mimarlık Fakültesini kazandığı, üniversitede okurken aynı üniversitenin Endistüri Mühendisliğinde okuyan FETÖ/PDY terör örgütü mensubu bir bayanla tanıştığı, bu kişinin aynı okulda Akademisyen olduğunu FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olan bu kişinin sanığı FETÖ/PDY sohbet ve toplantılarına davet ettiği, örgütün Söğütözü Sitesi yanında bulunan Manolya Apartmanında bulunan örgüt evlerinde sohbetlere katıldığı, yine bu sohbetlere katıldığı bu dönemde örgüt üyesi "T.Y.'nin" telefonuna ByLock programını yüklediği, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün nihai amacı olan Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik olan toplantılarına düzenli olarak katıldığı, sanığın örgütün bu nihai amacını bilmemesinin mümkün olamayacağı, böylece sanığın belirlenen bu eylemlerinin örgütün amaçları doğrultusunda örgüt lehine faaliyetlerde bulunduğuna, sanığın silahlı örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisi içerisinde olmayı tercih etmek suretiyle, örgütün yapısına dahil olduğuna, FETÖ/PDY'nin amaç ve ilkelerini gerçekleştirebilmek amacıyla örgüt stratejisini benimsediğine dair kesin delil teşkil ettiği ve bu yöndeki iddia ile tereddütsüz olarak örtüştüğü, bu haliyle sanığın eyleminin sübut bulduğu, yapılan yargılama, toplanan deliller, sanığın soruşturma aşamasındaki tevilli ikrarı ve özellikle ByLock tutanağına göre, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği kanaatine varılmakla, sanığın bu eylem nedeniyle kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf bulunan kovuşturma aşaması savunmasına itibar edilmeyerek, sabit olan eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 58/9, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilerek, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, buna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporlarının ilgili birimden istenmesi, UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut bilgi olup olmadığı araştırılması, tespit edilmesi halinde bu şahısların usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, tüm delillerin CMK’nın 217 nci maddesi gereğince duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumlarının tayin ve taktiri gerekirken, yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanun'un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2019/851 Esas, 2020/1400 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/22749, K. 2023/888, T. 01.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-22749-e-2023-888-k-4d8eb09592da